7/10
·375 syf.··
2020 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2020 00:00
Kitabı çok uzun zaman önce okumuştum. Siteye ekleyince inceleme yazma gereği duydum. Kitap insanın en temel, en evrensel ve savunmasız duygusunu hedef alıyor. Kayıp karşısında duyulan çaresizlik ve yas. "Ya geri getirebilirsem?" fikrinden yola çıkıyor. Eğer elinizde bir şans olsaydı, sevdiğiniz kişinin geri dönen şeyin ne olduğunu umursamadan mezarını kazar mıydınız? Ben belki de böyle bir kayıp yaşamadığımdan kesin olarak hayır ben yapmazdım dedim. Ama düşündükçe ürperiyorum. Belki de sevdiğim birini geri getirmek isteyebilirdim bu kaybı yaşadıktan sonra. Çünkü ruh halimi kestiremiyorum. Kitapta çok fazla gotik unsur var mesela Micmac Kızılderili Mezarlığı veya Wendigo efsanesi gibi. Çıkarımım da şu oldu. Bazen ölüm daha hayırlıdır ve doğal döngüyü bozmaya çalışmak, ölümün kendisinden çok daha büyük bir laneti beraberinde getirir. Kitabın özeti ise şu şekilde. Dr. Louis Creed, eşi Rachel, çocukları Eileen (Ellie), Gage ve kedileri Church ile birlikte Chicago’dan Maine’in sakin Ludlow kasabasına taşınır. Ev harikadır ancak daha ilk gün doğanın ve kaderin küçük uyarıları başlar: Gage'i arı sokar, Ellie düşüp dizini kanatır, evin anahtarları kaybolur. Aile, karşı komşuları olan 83 yaşındaki bilge ihtiyar Jud Crandall ile tanışır. Jud, evin tam önünden geçen 15 numaralı karayolunun tehlikesinden bahseder. Bu yol, Orinco gibi dev şirketlerin yüksek süratli kimyasal tankerlerinin geçtiği ve kasabadaki evcil hayvanları yutan bir ölüm tuzağıdır. Jud, Creed ailesini evin arkasındaki ormanlık patikadan geçirerek kasaba çocuklarının yıllardır ölen hayvanlarını gömdüğü, tabelasında yamuk yumuk harflerle "Hayvan Mezarlıgı" (Pet Sematary) yazan mistik yere götürür. Burası Ellie’de ilk kez "ölüm" kavramına dair bir sorgulama ve korku başlatır. Eşi Rachel ise çocukluk travmaları
Hayvan MezarlığıStephen King · Altın Kitaplar · 201914,6bin okunma
Boşluğun İçinden
Puan vermedi·60 syf.··
2026 4. kitabı
Boşluğun İçinden, on iki öyküden oluşan bir öykü kitabı. Kitabın ikinci baskısı yapıldı. Her öyküde derin anlam var. Tıpkı kitabın, “Erken Gidene…” diye başlaması gibi. Ben şanslıyım, kafama takılan her şeyi yazarından öğrendim. Söyleşi olarak Ayna Dergi de yayınlanacak. Omuzlarında taşıdığı sorumluluklarla mücadele eden, sıkıntılar yaşayan fakat bütün olumsuzluklara rağmen ayakta duran güçlü kadınlar görüyoruz. Yazarın, toplumu ve insanları çok iyi gözlemlediği satır aralarında belli oluyor. Bazı öykülerde duygulanacak, bazı öykülerde tebessüm edecek ve kitabı keyifle birkaç saatte bitireceksiniz. Bu arada kitaptaki "Boşluğun İçinden" başlıklı öyküyü seslendirdim. Sayfamda ve YouTube de bu öyküyü dinleyebilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar diliyorum. ALINTILAR Sayfa 13 “Zamanın gizemli odalarından insanın alacağı şekle akıl sır ermiyor. “ Sayfa 17 “Annem orada, kanepenin kenarında köşe yastığı gibi bizden habersiz oturuyor. Kim olduğumuzu bilmeden. Bakışlarımız karşılaştığında gözlerini çekerek yabancılığımızı tescilliyor bir nevi. Böyle anlarda ablamla birbirimize bakıyoruz. Çekinik, gücenmiş, çaresiz... Annesizlik vuruyor başıma, göğsüme. Karşımda heykel gibi öylece...” Sayfa 18 “Yaş almanın karşı konulamaz ağırlığı çöküyor omuzlarımıza nokta duvardaki çocukluk fotoğrafımıza bakıp acı acı gülümsüyoruz.” Sayfa 27 “İnsan bilmediği yaşantının acemisi oluyormuş. Kırk yaşındayım ama gençler kadar tecrübesiz hissediyorum burada kendimi.” Sayfa 39 “Dizlerim tutmuyor ve ruhum kaldırmıyor artık gidenlerin ardında kalmayı. Her uğurlamada atılan toprak, yüzüme yüzüme savuruyor daha da ıssızlaştığımı. İnsan, hayatı kayıplar yaşamaya başladığı yaşlara geldiğinde kavrıyor.” Sayfa 44 “Martılar, çığlık çığlığa uzatılan simitlere kapma yarışındalar. Kattıkları her simit
Boşluğun İçindenKader Menteş Bolat · Muhtelif · 202414 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Şimdi Düşünüyorum da...
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 17:15
Ben bu tarz kitapları okurken hafiften ürperiyorum. Çünkü hepsi yakın gelecekte yaşanacak şeyler gibi hissediyorum. Bilim kurgu edebiyatı (biraz da fantastik kurgu edebiyatı) beni her zaman derinden etkiler ve en sevdiğim türdür. Kitabın yazarı da benim için babadır, atadır, bu türün mihenk taşlarındandır. Saygılarımı sunmayı görev bilirim. H. G. Wells iyi ki yazmış... İyi ki hayal etmiş... Kafası müthiş bir adam efendim. Sıradan insanları okurken, hayatlarında meydana gelen sıradışı ve olağanüstü olayları göreceğimiz bir eser. Birbirinden farklı hayatlar ve dünyalara kapılar açıp kapatacağız. Beynimizin sınırlarını zorlayacağız okurken. Kitap adından da anlaşılacağı üzere "On İki Hikaye ve Bir Rüya" dan oluşuyor. Hikayelere tek tek değinmeyeceğim genel konu ve anlatım üzerinden ilerleyeceğim. Her hikayeyi okurken bilim kurgu filmi izliyor gibi hissedebilirsiniz. Hatta bazı hikayeleri 'ben bir yerden anımsoyorum bu sahneyi' diyerek okuyabilirsiniz. Hayalgücünü bu denli zirvede kullanan yazarın anlatımını oldukça kuvvetli buldum. Eserde aslında zıtlıkların uyumu bize göz kırpıyor. Sıradan diye tabir ettiği olayları bitirirken olağanüstü diyerek noktalayabiliyor. Betimlemeler ve anlatım sizi dönemin İngiltere'sine ışınlıyor. Akıcı anlatım beni hiç sıkmadı. Bu tarz kitapları sevdiğim için de olabilir. Bilim kurgu benim için zirvede olan bir edebi türdür. O yüzden okurken asla sıkılmam. Gözlemci ve betimleyici dil sizide sıkmayacaktır. "Pyecraft'ın Sırrı" ve "Acemi Hayaletin Öyküsü" hikayelerinde mizah ve ironi unsurlarını kullanmış bu da kitabı tekdüze bir anlatımdan çıkarıyor. Bazı hikayelerde doğa kanunları, yer çekimi gibi bilimsel terminoliji gerektiren anlatımları var. Son olarak bana göre kitabın en güzel ve etkileyici kısmı "Bir Rüya" kısmı... Tüm gizemli ve
On İki Hikâye ve Bir RüyaH. G. Wells · Maya Kitap · 0106 okunma
Şükrü Erbaş’tan bütün şiirleri-2
8/10
·176 syf.··
2026 10. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 14:05
Şükrü Erbaş uzun zamandır okumak istediğim bir kalemdi. Yıllardır elimin altında kitapları mevcutt kendisinin. Bu yıl kitap okuma önceliğimi yıllardır raflarımda bekleyen kitaplara verdim. Raflarımda sırasını bekleyen 47 kitabı okumalıyım. Yenilerini almazsam okurum da muhtemelen. Umarım… :) İnsanın Acısını İnsan Alır ‘ı okurken araya Bütün Şiirleri 2 kitabını da sığdırdım. Bu incelemeyi yazmadan önce de bu şiir kitabı için yapılan yorumlara da bi göz gerdirip buraya kendi düşüncelerimi de hemen eklemek istedim. İncelemesini okuduğum her okur Bütün Şiirleri 2 kitabını çok beğenmiş ve severek okumuş. Her kitap her okura hitap etmiyor işte. Şiir olsun, deneme olsun yada roman, kişisel gelişim vs her okura hitap edemeyebiliyor. Ben bu şiir kitabını sevemedim ama araya bir parantez açarak kitabın içindeki ‘ÖMÜR HANIM’la GÜZ KONUŞMALARI’ bölümüne hayran kaldım ki bu kitabı almama sebepte o satırlardı. Zaten buraya da o satırların tümünü alıntıladım. Bazı şairlerin kadınların memelerinden, bacaklarından, kasıklarından ne alıp veremediği var bilmiyorum. Şiir yazmak için illa bu alanlara defalarca kez değinmek mi gerekiyor. Bu alanlara değinilmezse şiir yazılamıyor mu? Ben bu üslubü sevmiyorum. Tabi bu tamamen benim fikrim. Bence Şükrü Erbaş denemelerde daha başarılı zaten bunu Ömür Hanım’la güz konuşmaları bölümünden de fark edebilirsiniz. Defalarca her alanda paylaştığım bu kitabın yıldızı olan o mühteşem satırları buraya da eklemeden olmaz ha ne dersiniz:) “Kimseler görmedi Ömür Hanım, bu dünyadan ben geçtim. İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç ölüsü yüreğim -içimde senin ve benim ağırlığım- benim olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına, ben geçtim… Yerini bulamamış bir içtenlik, yanılmış bir saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde, ördüm ömrümün dokusunu ilmek
Bütün Şiirleri 2Şükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20216,9bin okunma
Paris’in Çıplak Röntgeni Üzerine
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 00:00
Balzac’ın Paris’ini okurken; şehrin sosyolojisini, sınıf katmanlarını, iktidar ve ihtiras gölgelerini, insanın içindeki bozuluşu şu an gözümün önünde yeniden yeniden yeniden kuruyorum ve bu şehir artık benim için bir harita değil bir karakter haline geliyor. Her sayfada şehir beni gittikçe içine çekerken; gözlem kabiliyetinin cerrahi keskinliği karşısında bir okur olarak büyüleniyorum, aynı anda ürperiyorum ve insanın bütün çıplaklığıyla yüzleştiğimi ciddi ciddi hissediyorum.
Yozlaşmak
ParisHonore de Balzac · Kafe Kültür Yayıncılık · 201323 okunma
Yavaşla'ya Dair
7/10
·246 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2025 17:32
Kitap günümüz insanının kaybolmuşluğunun nedenlerine değiniyor. Ekran, haz, hız bizi tüketen, sindiren şeyler en nihayetinde. Dijitalin tahakkümü altında olduğumuz bu çağda yaşadığımız bir hayat olduğunu iddia edebilir miyiz? Çoğu zaman kendime bunu sormadan edemiyorum. Ekran,internet hiç olmasaydı şayet nasıl bir hayatım olurdu? Ekrana bağlı bir yaşam hayatın anlamını da zedeliyor zannımca. Yeni anlamlar(!) üretiyor; bizi insan olmaktan uzaklaştıracak anlamlar. Ekranın emrettiği şekilde düşünüyor ve hareket ediyoruz. Anlam dünyamızı ekranın bize telkinleri şekillendiriyor. Çürüyormuşuz hissine kapılıyor,ürperiyorum. Kitap bu hususta farkındalık oluşturması açısından güzel. Sadece ekran ve internetin insanı yıpratmasından ziyâde, insan ilişkileri, annelik ve babalık, toplum ve birey konularında da bizlere bir şeyler anlatmak, bir şeyleri hatırlatmak istiyor Kemal Sayar.
Duygu ve Düşünce
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,3bin okunma