Puan vermedi·224 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
Sizi bugün harika bir fincan kahvenin izinde dünya turuna çıkarmak istiyorum.Bir kahve tiryakisi olarak @mayakitap tan çıkan bu kitabı görür görmez tabiki "hemen okumalıyım" dedim. Üstelik bitirdiğimde,kahve hakkında aslında ne kadar az şey bildiğim gerçeğiyle de tatlı bir yüzleşme yaşadım Yazarın hiç öyle süslü,edebi bir kaygısı olmamış,sadece kahvenin peşinden koşmuş. Şaka değil; 1988'de Kenya'da içtiği bir fincan kahveyle, önünde 32 bin kilometrelik bir dünya turu olduğunu bilmeden düşüyor yollara... Hikaye tadında,başından geçenleri aktarırken başrolü hep kahveye vermiş.Kendisi de tam bir kahve tutkunu olduğu için, o tutku sayfaları çevirirken size de birebir geçiyor. Etiyopya’dan Yemen’e, Paris’ten Osmanlı’ya uzanan kitapta; değişik demleme ve servis teknikleri, kültürlerin kahveyle tanışma hikayeleri var.Yazar bizim kültürümüze de bolca yer vermiş. Hatta kitapta öyle bir anekdot var ki: "Erkekler eşlerine kahve vermez ya da ihmal ederse, Türkler için bu bir boşanma sebebidir." Daha önce hiç duymadığım öyle çok şey öğrendim ki... Mesela keçilerinin kahve yiyip hoplamasını fark eden çoban Kaldi efsanesi çok keyifliydi Avrupa’ya yayılması ise tam bir tarihin cilvesi; Osmanlı 1683 Viyana Kuşatması'ndan çekilirken arkasında 500 çuval kahve bırakıyor ve akıllı bir Polonyalı tacir bunlarla ilk kahvehaneyi açıyor.Maymunlarla ilgili kısım gerçekten çok ilginçti 1901 Japonyada suda çözünen kahvenin bulunmasını ve bugün kahvenin petrolden sonra dünyada en çok ticareti yapılan ürün haline gelişini okumak bakış açımı değiştirdi. Uzun lafın kısası; mizah yönü baskın, son derece içten bir kitap okudum.Her gün severek tükettiğim bu içeceğin dünyayı nasıl şekillendirdiğini görmek harikaydı
Kahvenin HikayesiStewart Lee Allen · Maya Kitap · 2018112 okunma
Pazarlamanın Sonu
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama. Yazar böyle diyor. Klasik ve bilinen satış yolları dışında internetin, hem yeni bir alan hem de yeni bir yol açtığından bahsediyor. Yazarın kendini de bu yeni pazarlama piyasası içinde. Bu kapsamda hem tüketici olarak hem üretici hem de aktarıcı olarak bu yeni pazarlama yolu hakkında bilgiler veriyor. Pazarlamanın Sonu ile Carlos Gil, 2019'da ilk baskısı yapılan lakin 2020 pandemi sürecinde yaşananların da etkisiyle 2021'de güncelleştirilmiş yeni baskısıyla okurların karşısına çıkıyor ve yeni pazarlama hakkında birşeyler anlatmaya çalışıyor. İsimleri ve yaptıkları farklı olsa da kısaca sosyal medya dedikleri yeni tür içinde yeni pazarlama, satış ve ticaret gelişti. Bu kanalların herhangi birinden herkes birşeyler satabilir. Yazar burada, 16 yaşındaki bir gencin sadece Instagram'da bir hesap açarak yaptığı satış ve başarıdan örnek de veriyor. [buna "meme" hesap deniyormuş. Yani tanıtım amaçlı ürün açıklamasının gönderi başlıklarında bulunması ve buradan yapılan satışlar. Hesap sahibinin (memeci) bir deposu, dükkanı yok. Sipariş geldikçe anlaştığı üreticiden malı depodan sevk ettiriyor. Meme hesaplarda Instagram algoritmasını biraz yanıltarak önplana çıkma; gönderi başlıklarında tutarlı niş tarzı ürün satışı, yine başarılı başlıkları alıp biraz 'takla attırarak' yeniden kurgulamak gibi yeni yollar kullanarak özellikle internetsiz bir dünyayı bilmeyen yeni nesle ürün pazarlamayı amaçlar] Klasik reklamlar internetsiz dünyayı bilmeyenler için cazip olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle 2000 sonrası yeni nesil çoğu şeye farklı bakıyor. Kendisinin yaşadığı o anları görecek, duyacak, koklayacak, anlayacak ve satın aldıracak bir şey arayışında. An, yeni neslin sözü üstüne kurulabilir. Geçmiş ve geçmişin yaşanmışlıkları,
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
Pazarlamanın SonuCarlos Gil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20262 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 00:00
Halkla ilişkiler disiplininin kurucusu kabul edilen Edward Bernays’in Propaganda kitabı, “iletişim üzerine eski bir metin” ama modern metinlerin ilki sayılabilir. Kitabın ilk baskısı 1928 yılında yapılmış. Önemi ise modern kitle yönetiminin nasıl çalıştığını soğukkanlı biçimde anlatan bir eser olmasından geliyor. Bernays, bugün “manipülasyon” dediğimiz pek çok tekniği açıkça hatta zaman zaman gururla savunuyor. O, Freud’un yeğeni olmasıyla da bilinir. Bu biyografik ayrıntı önemli çünkü metnin arka planında güçlü bir psikanalitik varsayım var: "İnsanlar sandığımız kadar rasyonel değildir." Bernays'e göre kitleler bilinçli seçimler yapmaz; sembol, duygu ve tekrarlarla yönlendirilir. Bu fikir, günümüz reklamcılığı ve siyasal iletişimin temelini oluşturuyor. Bernays için propaganda, toplumu düzenlemenin kaçınılmaz ve hatta gerekli bir aracı. Elit bir azınlık, “karmaşık toplumlarda düzeni sağlamak için” kitleleri yönlendirmelidir. Bu düşüncede bir açıklık var: Demokrasi ideali ile görünmez bir yönlendirme mekanizması aynı anda savunulur. Kitapta verilen somut örnekler dikkat çekici. Örneğin, vaktiyle sigara endüstrisinin kadınlara yönelik kampanyaları, “özgürlük meşalesi” metaforuyla sunulmuş. Böylesi bir anlatı, yalnızca bir ürün satışını değil, toplumsal davranışın yeniden kodlanmaya çalışıldığını da gösteriyor. Bugünden bakıldığında bu örnek, reklamcılığın “ürünü sadece satmaya çalışan” rolünden çıkıp “kimlik üretim” aracına dönüştüğünü gösteren erken bir olay gibi. Bernays’in dili teknik ve sakin. Duygusal bir savunma yapmıyor; daha çok, mühendis gibi yazıyor. Bu soğukluk, metnin arkasında yatan fikrin de göstergesi. Bu dilden, yönlendirmenin kaba bir zorlama değil, ince bir tasarım işi olduğu anlaşılıyor. Propaganda, yalnızca bir “ikna sanatı” kitabı değil, modern
PropagandaEdward Bernays · Pegasus Yayınları · 2023195 okunma
4/10
·80 syf.··
2026 169. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:59
Bu uygulamada genellikle incelemeleri okumayı tercih ediyorum. Bir hanım arkadaşın yorumlarda "bu kadın düşmanını okumayı bırakın" sözlerinin üzerine satın almış olduğum Stefan Zweig adına okuduğum altıncı kitap sonunda incelemeyi kitap hakkında değil, yazar hakkında yapmak istedim. Aslında kimine göre haksız, kimine göre de yerinde bir tespiti bilinçaltıma işlemeden desteklediğime kanaat getirdim. Her ne kadar psikolojik tespitleri yerinde olsa da; bu kadar kitap içinde sadece kadını objeleştirmek, onun üzerinden şehvet ve arzu kurgulamak ne kadar sağlıklı, bilemiyorum. Bu kitap ile birlikte, yazara ait herhangi bir ürün satın almama kararı verdim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim. Saygılarımla..
Alıntı
KorkuStefan Zweig · Kızıl Panda · 2021125bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2023 90. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2023 04:12
‎Yun Ko-eun, Afet Gezginleri ile okuru, yıkımın bile bir "ürün" olarak satılabildiği o soğuk ve tekinsiz dünyaya davet ediyor. Romanın merkezindeki "Jungle" adlı turizm şirketi, afet bölgelerini egzotik birer destinasyon olarak pazarlarken, aslında çağımızın en büyük hastalığını teşhir ediyor: Felakete karşı duyarsızlaşma. ‎ ‎Yun Ko-eun, felaketi bir olaydan ziyade, bir ruh hali gibi tanımlıyor: “Afet dediğimiz şey tıpkı depresyon gibi, her yerde uykuya yatmış bekliyordu.” Bu cümle, kitabın ürkütücü atmosferini kusursuz özetliyor. Afet, bir gün aniden kapımızı çalacak bir misafir değil; zaten bizimle yaşayan, hayatımızın dokusuna işlemiş, her an tetikte bekleyen sessiz bir potansiyel. İnsan, kendi içsel yıkımı olan depresyonla dışsal yıkım olan afeti aynı potada eritiyor. Bu potada eriyen aslında felaketin, modern insanın konfor alanına sızmak için fırsat kollayan bir gölge olduğu gerçeğidir. Yazarın kurduğu bu bağ, afetleri dış dünyada gerçekleşen talihsizlikler olmaktan çıkarıp, insanın zihnindeki o karanlık, hareketsiz ve her an uyanmaya hazır kuluçka evresine taşır. Bir anlamda bizler, felaketlerin sadece tanığı değil, onları kendi içimizde büyüterek gündelik hayatın sıradanlığına yediren taşıyıcılarıyız. Bu sessiz bekleyiş, insanın kendine yabancılaşmasının ve hiçbir şeyin nihayetinde yolunda gitmeyeceğine dair o derinden gelen, bastırılmış kabullenişin sessiz bir yansımasıdır. ‎ ‎Roman, zamanın lineer akışını değil, içsel olarak genleşen anların ağırlığını tartıyor: “Bazen şu an içinde bulunduğumuz andan daha kısa bir boşluk hayatımıza daha büyük bir etki edebiliyordu.” Karakterimiz Yona için o "boşluk", şirkette yaşadığı tacizle başlayan ve Mui adasında derinleşen kırılma anlarıdır. Hayat, uzun yıllar süren çabalarla değil, saniyelik bir boşlukta, o "yapılmayan"
Edebiyat
Afet GezginleriYun Ko-eun · Doğan Kitap · 202384 okunma
7/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 00:00
Eser ilk bakışta ürün geliştirme veya pazarlama kitabı gibi görünse de aslında insan davranışları üzerine yazılmış. Kitap, neden bazı yazılım (sosyal medya ve telefon uygulamaları) ve ürünleri tekrar tekrar kullandığımızı anlamaya çalışıyor. Yazarlar, başarılı ürünlerin kullanıcılarında alışkanlık oluşturmak için kullandıkları dört aşamalı "Kanca Modeli"ni anlatıyor: tetikleyici, eylem, değişken ödül ve yatırım. Eser, sosyal medya platformlarından mobil uygulamalara kadar birçok örnek üzerinden insanların neden telefonlarına sürekli baktıklarını, neden bazı ürünlerden vazgeçemediklerini açıklıyor. Bununla birlikte kitap zaman zaman rahatsız edici bir soru da sorduruyor: İnsanları bir ürüne bağlamak ile onları manipüle etmek arasındaki çizgi nerede çizilmeli? Kancaya Takılınca; girişimcilik, ürün tasarımı, pazarlama ve davranış psikolojisiyle ilgilenenler için faydalı bir kitap. Kitabın tüm okurlar için faydası ise ürünlerin nasıl tasarladığını öğrenmekten çok, kendi günlük alışkanlıklarının nasıl şekillendiğini anlama imkânı sunması.
Kancaya TakılıncaRyan Hoover · Nova Kitap · 2022152 okunma