Bir insan neden kendisini en çok seven kişiyi yok eder?
Kıskançlık ve şüphe insanın içine bir kere girdi mi kemirir durur. Ne yapsa kurtulamaz ondan. Ve nihayet kendi sonunu getirir. Zavallı Othello da aynısını yaşıyor. Aslında hikayede en çok üzüldüğüm karakter Desdemona. Saf ve masum aşkının kurbanı oluyor. Shakespeare bu tragedyada, kıskançlığın insanı nasıl çürüttüğünü, akıl ve mantıktan nasıl uzaklaştırdığını anlatıyor. Ve diyor ki üstad: En akıllı insan bile şüphe tohumuna su verirse kendi sonunu yazar. Üstelik Othello'da, kıskançlık, sadece kişisel değil, ırk ve statü korkusuyla beslenen toplumsal bir silah. Örneğin İago'nun, Venedik'li olmayan bir generalin (Othello'nun) Venedik'te çok gözde olmasını ve Venedik'in en güzel kızlarından biriyle evli olmasını hazmedemediği gibi, Othello da, İago'nun manipülasyonlarına kanarak bir Venedik'li olmadığı için yani "öteki" olduğu için karısının kendisini bir başka Venedik'li olan Cassio ile aldattığını düşünür. Othello dışarıdan gelen bir kahraman, Cassio ise Venedik'in yerlisi, Hristiyan, Avrupalı. İşte İago tam da bu yerli-yabancı gerilimini kullanır şeytani tuzağında ve başarılı olur. Ama kendisi de amacına ulaşamaz. Üstelik bu kirli planında aracı olarak kullandığı bir adamı ve karısını da öldürür.
Yani hikâyede neredeyse herkes kaybediyor aslında. Benim için en vurucu sahne ise Othello'nun son sahnesi. Son nefesinde bile hem Venedik'in generalini hem de dışlanmış "öteki"yi oynar. "Nasılsam öyle söz edin benden" derken, toplumun ona biçtiği kıskanç zenci ya da İago'nun kuklası rolünü reddeder.
Son olarak, uzun süre etkisinden çıkamayacağım ve okurken yüreğimin cız ettiği şu sözlerle bitiriyor Othello, "Öpmüştüm seni öldürmeden önce, öyle olacak yine. Öldürüyorum kendimi, can vermek için öpüşünde".