Kur'an şairi olarak kabul edilen devrin en büyük tasavvuf erbabı diye isimlendirilen, Mevlana Hazretlerini bile etkilemiş hurûfiliğin etkisi altında hayatını devam etmiştir.. İslâm dünyasındaki en büyük kopuş addedilen Hz Ali efendimiz zamanında zuhur eden haricilik, ve Hz Ali taraftarları arasındaki mücadele ve kopuş ile birlikte mezhepsel, itikadı, kelam alanlarında bölünmeler olmuştur. Bu bölümlenmelerden sonra On İki İmam dediğimiz İsnai Aşeriye ile isimlendirilen Hz Ali'nin soyuna dayanan bir kısmı Ehli Sünnet yolunda bir kısmı Şia-Batini taraftarlığı ile kendilerine yol açanların kurduğu sonrasında dini siyasi argümanları da kendi bünyesinde alan bir mezhepten çok örgüt olarak faaliyetlerine devam etmişlerdir. Bu Şii&Batıni sapkın mezhebini içinde bir kısmı Vahdet-i Vucütcu, bir kısmı hrisiyanlıktan alınan gnostik figürlerle, bir kısmı da belki en çok etkilendiği düşünce kabalistik görüşlerle bezenmiştir. Gizli sırların çıkış noktası ise, melek olan Harut ve Marut'un insanlara sihir öğrettiğidir ki Pers mitolojisi,Zerdüştlükte ve Kur'an'da belirtildiği söylenen meleklerle bu işe başlandığıdır. Antik Çağ'da Pisagorun matematiksel olarak sayılara atfettiği gizlilikte bunlara örnek olabilecek cinstendir. Dünyanın var oluşundan vun yana sayıların, alfabedeki harçların ve kelimelerin arkasında olduğu inanılan gizem ve mistisizmin insanları c3zb etmiştir. Kutsal kabul edilen dinlerin yanına, Antik çağdaki gnostikler, Hint düşünce sistemi, Zerdüştlük gibi dinlerde ki inanlarla kafa yormuştur..En nihayetinde Hurûfîliğin temeli, eski çağlardan gelen ve harflerle sayıların kutsallığını kabul edip bunlara çeşitli sembolik anlamlar yükleyen anlayışa dayanır. Çok eskiden beri tabiatta varlığı kabul edilen gizli güçler şekil ve harflerle ifade edilmeye çalışılmış, sonuçta