Antik Roma’da din kavramı, günümüzün tek tanrılı inanç sistemlerinden taban tabana zıt bir düzlemde, tamamen bu dünya odaklı bir yapı üzerine inşa edilmiştir. Yazarın da vurguladığı üzere Roma dini, bireyin öte dünyadaki kurtuluşundan ziyade, Roma devletinin mevcut refahını ve sürekliliğini hedefleyen toplumsal bir sözleşme niteliği taşır. "Pax Deorum" yani tanrıların barışını koruma gayesiyle şekillenen bu sistemde, ritüellerin hatasız icrası vicdani bir bağlılıktan çok daha önceliklidir; öyle ki en görkemli cenaze törenleri dahi ölenin ruhani huzuru için değil, hayatta kalanların şan ve şöhretini pekiştirmek amacıyla düzenlenen politik birer gövde gösterisidir. Dolayısıyla Roma inanç dünyası, tanrılarla kurulan pragmatik bir alışveriş ilişkisi üzerinden, ilahi gücü şehrin ve imparatorluğun hizmetine sunan dünyevi bir disiplin mekanizması olarak karşımıza çıkar.
Antik Yunan'ın dini terk ederek ulaştığı ve felsefe yaparak büyüttüğü aydınlanma iddia bir safsatadan ibaret. Bu yalanı Antik Yunan'ın en büyük filozoflarından biri olan Plato (Eflatun)'un Yasalar isimli eserinden gösterelim. Alıntıya geçmeden önce şunları belirtmekte fayda var. Hiçbir felsefede olmadığı gibi Antik Yunan felsefeside döneminden, toplumundan ve o toplumun inançlarından bağımsız değildir. Bunu dönem eserlerinde görmekteyiz. Özellikle Platon'un eserlerindeki ağır dindarlık ise bunun bir örneğidir.
Özellikle Yasalar kitabının X. kitabında Platon bir çeşit "kelam" yaparak, tanrının varlığı kanıtlar, var olan tanrının insanlara müdahele edip en küçük detayları bile düzenledğini söyler ve son olarak döneminin bidat(!) fırkalarıyla mücadele eder. Özellikle tanrıların kurbanlar ile kandırılabileceğini söyleyen insanları ağır eleştirir ve onlara yasalarında türlü cezalar biçer.
Bu yasalarla ilgili aşağıdaki pasajda Platon'un tanrılara inan ama işlere karışmadığını iddia edenler için X.kitap 908. epitetin b bölümünde hapis ve ölüm cezasının uygulanmasını anlatmaktadır. Son olarak kitabın benseri bir çok dini atıf ve motivasyon içerdiği unutlmamalıdır.
"Tanrıların varlığına inanıp ilgisiz olduklarını düşünenler de aynı şekilde ikiye ayrılmalı, kandırılabildiklerini düşünenler de ayrıca gene ikiye ayrılacaktır. Bunlar bu şekilde düzenlendikten sonra, kötü bir yaradılışları ve karakterleri olmadığı halde aptallıkları yüzünden böyle olanları yargıç yasa uyarınca beş yıldan az olmamak üzere ıslahevine koyacaktır; bu süre içinde Gece Konseyi üyeleri dışında hiçbir yurttaş onlarla ilişki kurmayacak, Konsey üyeleri de öğüt vermek ve ruhsal kurtuluşlarını sağlamak üzere onlarla görüşeceklerdir. Hapis süresi bittikten sonra aklını başına toplamış görünürse, aklı başında
Odysseia tarihin en eski zamanlarından yazılı olarak elimize ulaşmış aslen sözlü kültürün ürünü olan bir destan. Eski Yunan'da bu destan toplumun her kesimin okunan daha doğrusu sahne sanatları şeklinde icra edilen bir eser. Aynı zamanda bir eğitim kitabı ve din kitabı. Bu dönemden sonra gelen filozofların nasıl bir kültür ile beslendiklerini anlamak onların fikrilerini anlamak için önemlidir. Aslında İlyada ve Odysseia Avrupa medeniyetinin temellerini atan kurucu bir metinken antik çağa ait diğer yörelerle ilgili bilgilerde barındırıyor. Akademik düzeyde incelenen bu eseri ben bir kültür tarihi öğrenme niyeti ile okudum. Odysseia destanı İlyada'dan daha sonra oluşturulmuş bir eser olnası hasebiyle daha gelişmiş bir teolojiye sahip. Örneğin İlyada'da bir tanrı gelip savaş alanından bir adamı sislere sararak tutup kaçırır ya da doğrudan gelip bir adamın canını alabilir. Fakat Odysseia'da tanrılar bu kadar olayın içine giren bir profilde değil de çok yönlendiren bir yerdeler. Ayrıca kitap boyunca konuklamanın inanılmaz derecede geçtiği ve sürekli bir konuklama kültürü anlatıldığını görüyoruz. Kitapda Odusseus Troya savaşı döünüşünde ata toprakları olan İthake'ye ulaşmaya çalışıyor fakat yolda başına bir çok olaylar geliyor. Diğer yandan evinde karısı için gelen talipler Odysseus'un konağına musallat olmuşlar ve her gün şölenler düzenleyerek Odysseus'un mallarını yiyorlar. Odyseus'un karısı Penelopia' aise onları oyalarak göz yaşları içinde 20 yıl kocansının dönüşünü bekliyor. Aslında kitapla ilgili çok uzun bir inceleme yazabilirim Özet olarak Odysses'un başına gelenler, kültür tarihi ve yunan toplumunun anlaşılması adına metin içinde yapılacak çıkarımlar gibi. Fakat bunları ileri bir tarihte yapmayı planlıyorum.
İlyada tarihin en eski zamanlarından yazılı olarak elimizd ulaşmış aslen sözlü kültürün ürünü olan bir destan. Eski Yunan'da bu destan toplumun her kesimin okunan daha doğrusu sahne sanatları şeklinde icra edilen bir eser. Aynı zamanda bir eğitim kitabı ve din kitabı. Bu dönemden sonra gelen filozofların nasıl bir kültür ile beslendiklerini anlamak onların fikrilerini anlamak için önemlidir. Aslında İlyada Avrupa medeniyetinin temellerini atan kurucu bir metinken antik çağa ait diğer yorelerle ilgili bilgilerde barındırıyor. Akademik düzeyde incelenen bu eseri ben bir kültür tarihi öğrenme niyeti ile okudum. Yukarda bahsettiğim avantajların yanı sıra hiç beklemediğim seviyede bir siirsellik ve müthiş bir edebi kalite ver. Betimleme nedir ve nasıl yapılır sorusuna yaklaşık 3000 sene öncesi bir eserden cevap bulmak beni şaşırttı.
Farklı bir üslup, güzel bir kurgu. Sayıca az olmayan anlamsız laf cambazliklari kaliteyi bazen kırsada farklı lezzetler arayanlar için okunası bir kitap.
Antika TitanikMurat Menteş · April Yayıncılık · 20186,8bin okunma