Puan vermedi·164 syf.··
2026 10. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 13:25
##okudumbitti YAZAR: ÜSTÜNGEL ARI YAYIN: THE KİTAP YAYINLARI Herkese merhabalar bugün sizlere Üstüngel Arı'nın kaleminden çıkan baki kalan kitabıyla geldim. Baki Kalan, Baki Bey’in bir sabah belediye hoparlöründen (ya da cami anonsundan) en yakın arkadaşı Kemal’in ölüm haberini duymasıyla başlıyor. Bu beklenmedik haber, yalnızca bir ölümü değil; Baki Bey’in yıllardır bastırdığı, yüzleşmekten kaçtığı anıları da gün yüzüne çıkarıyor. Cenazeye gitme süreci, onun için geçmişe doğru uzun ve sarsıcı bir iç yolculuğa dönüşüyor. Roman boyunca Baki Bey’in gençlik yıllarındaki devrimci mücadeleleri, 1 Mayıs alanları, sorgu odaları ve 12 Eylül döneminin bıraktığı derin travmalar anlatılıyor. Yarım kalan bir aşk, otoriter bir baba figürü, mutsuz bir evlilik ve ailesiyle —özellikle eşi ve kızıyla— yaşadığı onarılmaz kırılmalar, karakterin iç dünyasını daha da karanlık bir hâle getiriyor. Kişisel acılarla toplumsal yaralar ustalıkla iç içe geçiyor. Baki Bey idealize edilmiş bir kahraman değil; bencil, kaçan, yenilgileriyle yüzleşemeyen biri. Ancak romanın gücü de tam olarak buradan geliyor. Okura sürekli “Gerçekten yaşayan kim, geride kalan kim?” sorusunu sorduruyor. Kısaca Baki Kalan; bir ölüm haberiyle başlayıp yaşanmamış hayatları, ertelenmiş yüzleşmeleri ve bitmeyen pişmanlıkları anlatan; kısa ama çok katmanlı, yer yer ironik ve düşündürücü bir roman. Geçmişle hesaplaşma ve iç monolog ağırlıklı metinleri sevenler için güçlü bir okuma. #ALINTILAR Henüz yaşanmamış acıların, çekilmemiş çilelerin, solmamış hayatların önüne geçebiliriz. Kimse kimseyi kandırmasın. Kimse kimsenin üzüntüsünü paylaşmazdı bu hayatta. Oysa artık tek istediği, sessizlik içinde karanlığa gömülüp, usulca kaybolmaktı.
Baki KalanÜstüngel Arı · The Kitap · 202542 okunma
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2025 616. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2025 00:00
"BEN PAULİNE'İ ARIYORUM AMA O" "Aşk bence öyle Proust'un gençliğinde zannettiği gibi önümüzdeki engeller kaldırıldığında ortaya çıkıp hayatımızı mükemmel kılacak, her şeyden bağımsız bir yücelik değildir. Daha çok, bir çiçeği koklamak, bir kediyi sevmek, güzel bir müzik dinlemek ya da arabanı asfaltlanmış, düzgün bir yolda sürmek gibi bir hayatta kalma aracıdır. Doksanların kendine has renkleri, müzikleri, sokak sesleri ve gençliğe özgü o masum heyecanı… Roman, tam da bu atmosferde başlıyor. İstanbul’un göbeğinde, Fransız Kültür Merkezi’nin eski kitap kokan salonlarında, Burak’ın hayatına usulca sızan bir karşılaşmayla. Ah, doksanlar yazı… O ilk gençlik ateşi, o içimize işleyen rastlantılar ve hayatımızın seyrini değiştiren o ilk dokunuşlar. Burak’ın hikâyesi. Fransız bir kızla, Pauline’le karşılaşması sadece bir an değil, bir milattı. Usul usul içindeki bir şeylere dokunan, bazen de onu düpedüz çarpan bir milat. Paylaşılan o yaz, bitmiş gibi görünse de asla bitmedi. Bir izdüşüm gibi, bir gölge oyunu gibi zihninde yaşamaya devam etti. Yıllar geçti, Burak bir felsefe akademisyeni oldu ama o yazın bıraktığı tortu, o tatlı belirsizlik hep içinde kaldı. Ve bir gün… Bir film afişinde tanıdık bir yüz. Pauline artık bir yıldızdır. Üstelik birkaç gün sonra İtalya'da bir galada boy gösterecektir. Bu tesadüf, yılların ağırlığını bir anda yerinden oynatır. Burak yakın arkadaşı Ediz’i de yanına alıp Avrupa yollarına düşer. Floransa’nın sanatla yoğrulmuş sokaklarından Prag’ın melankolik güzelliğine, Berlin’in asi ruhundan Madrid’in tutkulu enerjisine ve elbette Paris’in büyüsüne uzanan bu yolculuk, sıradan bir aşk öyküsünün çok ötesinde. Her durak, her karşılaşma, bir sanat eseri, bir felsefi sorgulama, bir edebi gönderme. Burak, Pauline’in izini sürerken aslında kendi
Edebiyat
Ben Pauline'i Arıyorum Ama OBurak Çapraz · Edebiyatist Yayınevi · 202559 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Cellat iş başında ~özet
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2025 15:41
Irvin D. Yalom’un “Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi Öyküleri” kitabı, psikiyatrist olarak yaşadığı gerçek terapi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı 10 gerçek terapi öyküsünün her biri farklı bir danışanla yaşanan süreci anlatır.Her biri farklı bir danışanın iç dünyasını, insan ruhunun karanlık ve umut dolu yönlerini anlatır. 1. Öykü : Aşkın celladında , yaşlı hasta Thelma kendi yarattığı aşkın , celladı olduğunu farkederek bu saplantılı tutku aracılığıyla kendini cezalandırmaktadır. Geçlik idealinin tutkusuyla peşinde olduğu şeyin ulaşılabilirliğini anlayınca cellat misali aşkını öldürür . 2. ‘Tecavüz yasal olsaydı ..’ Tecavüz yasal olsaydı yapardım dediğim zaman samimiydim! Ve nereden başlayacağımı da biliyorum!... "Pekâlâ Carlos, hayal ettiğin ve savunduğun şu ideal toplumu düşünelim - tecavüzün yasallaştığı toplumu. Şimdi birkaç dakika için kendi kızını düşün. Onun için bu toplumda - yasal tecavüze açık durumda, cinsel açlık duyup on yedi yaşındaki kızlara zor kullanarak sahip olmaya kalkışan herkes için bir tatmin aracı olarak - yaşamak nasıl bir şey olurdu?" Carlos ansızın sırıtmaktan vazgeçti... Bu terapi olmasaydı karanlık yönleriyle yüzleşmeden kadınlara yönelik düşmanca duygularının farkına varamayacak ve kanseri kabullenemeyecekti Şişman bir kadın : Özgüvenini kaybeden danışan kendini birçok şeye layık göremez ve yıllarca utancla yaşar ,Yalom onun kilolarının arkasına sakladığı benliğini görmesini sağlar . Vücudu kilo kaybettikçe benliği güçlenir Yanlış çoçuk öldü : Chrissie kızının kanserden ölüşünü kabullenemez . Onun yerine işe yarmaz !! oğulları ölmeliydi. Yaşadığı travma kocası ve iki oğluyla arasını açar .Kızıyla vedalaşamadığı için hayata tutunmak güçleşiyordu . Seanslardan sonra kızıyla vedalaşarak oğullarıyla ilişkisini düzene sokar
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2025 255. kitabı
Bir Penguen İle Tanıştım. Ve o tanıklık, insanın kendisini unuttuğu çağlarda bile bir iyilik kırıntısının hala var olabileceğini fısıldayan tuhaf bir mucizeye dönüştü. Penguen Dersleri, Arjantin’in politik çalkantılarla sarsılan sokaklarından başlayıp insanın içsel karanlığına uzanan, hem sosyolojik hem de felsefi bir izlenimdir. Bir profesörün bir pengueni petrol yığınlarının arasından kurtarmasıyla açılan hikayemizin, yalnızca bir canlının kurtuluşu değildir; insanın kendi içindeki boğulmuş yanlarını su yüzüne çıkarma çabasıdır. Arjantin; devrimin, çöküşün ve umudun kırılgan sahnesi, Michell’in izleniminde, ekonomik felaketin kıyısında dolaşan bir ülke olmaktan ötesinde, yalnızca; küresel ısınmanın, siyasi otoritenin ve toplumsal sınıfsallığın travmatik bir aynasıdır. Çöküşün ortasında direnen halk, “devrimsel nitelikteki toplumsal direniş”i taşır. Eser, faşizmin baskıcı gölgesiyle sosyalist ideallerin çatıştığı bir noktaya yerleşir. Sosyalist bir tavır, kendi koordinatından saptığında baskıladığı şeye dönüşebilir. Ve buda ayrı bir sorgu halidir. Böylelikle otokrasi, bir ideolojinin aşırıya çıkmasından çok bir değimi ise insanın korkudan yarattığı gölgenin adıdır. Bu noktada Shelley’nin özgürlük dizeleri eserin siyasi arka planını tamamlayan bir yankısı ile bizleri buluşturur. .. Zulmün gürleyen kıyameti gibi Her kalpte ve beyinde çınlayan, Tekrar duydum, tekrar, tekrar.. Uykudan sonra aslanlar gibi ayağa kalk! Yenilmez sayıda.. Zincirlerini çiğ gibi yere salla, Uykunda üzerine düşen Siz çoksunuz onlar ise azdır. Bu pasaj, eserdeki gençlerin, öğrencilerin ve sıradan yurttaşların yaşadığı sessiz direniş halini neredeyse manifestoya çevirir. Eğitimde sınıfsallık: Ayrıcalık ile acının yan yana yürüyüşü, eserin en dikkat çekici katmanlarından biri, okul ortamının bir
1000Kitap
Penguen DersleriTom Michell · Pegasus Yayınları · 202311 okunma
Günlerle ve gecelerle ne yapacağımı bilmiyorum...
9/10
·208 syf.·
2025 122. kitabı
“Bu kitap ölüm hakkında değil, sona eren bir hayat için duyulan hüzün hakkında. Arada fark var. Yazar, babasının kaybı üzerinden yalnızca kişisel bir acıyı değil, aynı zamanda varoluşun kırılganlığını, zamanın tekinsiz akışını ve hatırlamanın edebi gücünü sorguluyor. Bahçıvan ve ölüm, ölümün karşısında edebiyatın ne yapabileceğini sorgulayan bir eser. Yasın sessizliğini kelimelere dönüştürmek, kaybı anlamlandırmak ve belki de onu yeniden yaşanabilir kılmak için yazılmış... Bu yönüyle kitap, sadece bir anı değil; aynı zamanda bir varoluş tefekkürü, bir edebi direniş biçimi... Ölümün sessizliğini kelimelerle kazıyan, yasın ritmini belleğin kıvrımlarında arayan bir eser... Yorumum... Kitap bana Dylan Thomas'ın şiiri hatırlattı.. Ve daha 39 yaşında ölen yazarın o güzel dizelerini... Ve sen, benim babam, hüzünlü tepede, orada Yalvarırım, lanetle ve kutsa beni şimdi acımasız göz yaşlarınla. Ama gitme o güzel geceye usulca. Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında. Tavsiye ederim...
Edebiyat
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
Gizli mektuplar
Puan vermedi·312 syf.··
2025 17. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2025 08:40
Hem romanlarini hem de seanslarini ele aldigi tum kitaplari hizlica bitmesin diye yavas yavas okumaya calisiyorum ama nafile, olaylari ele alis ve dusunus bicimleri, iletisim teknikleri, tecrubesi ile cok keyifli okumalar sunuyor bize Yalom. Fakat ben bu inceleme yazisini farkli bir amac icin yaziyorum: bu kitabi okurken bisey dikkatimi cekti(belki diger kitaplarini okurken bu sorum yanit bulacaktir o zaman burayi editlerim tekrardan) Kitabin “usulca gitme” kisminda, yazar onceki bir iliskisine ait gizli mektuplarinin bulundugunu soyluyor. Fakat artik kitap yayinlandigina gore bu mektuplarin akibeti ne oldu? Mektuplarin varligi degil de icerigi mi gizli? Kimden ne saklaniyor biraz kafam karisti ve meraklarim uyandi :)
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20169,4bin okunma