2. Zobrist Felsefesinin Etik Analizi
Zobrist bir “kötü adam” değil, radikal bir etikçidir.
Zobrist’in Argümanı:
Aşırı nüfus:
salgınlara
açlığa
çevre çöküşüne
kitlesel savaşlara yol açacak
İnsanlık kendi kendini yok edecek.
Etik Kuramlarla Analiz
Faydacılık (Utilitarianism)
Az sayıda insanın acısı,
çok sayıda insanın geleceğini kurtarıyorsa → kabul edilebilir.
Zobrist bu çizgidedir.
Deontoloji (Kant)
İnsan asla araç olamaz.
Cüz: 11/10/ YUNUS SÜRESİ
temel olabilecek "faydacılık" (utilitarianism)ın da yegâne alternatifi ahiret inancıdır. Apaçıktır ki, faydacılığın ahlâk değerlerine sevk edici gücü oldukça sınırlıdır; çünkü kişiyi bizzat fayda kavramının sınırları içine hapseder. Böylece bu felsefeye inanan bir kimse gerçeği, yalnızca kendi vararına, ailesi ve toplumu vs. yararına gördüğü ölçüde "gerçek" kabul ve tüm çabasını tir. Aynı şekilde manevi-ahlâkî nitelikleri, yalnızca kendisinin veya halkının çıkarlarına hizmet ettiği sürece benimseyecektir. Fakat bu "ger-çeklerin zararlı olmaya başladığını düşündüğü zaman, onları terk ede-cektir. Bunun nedeni, faydacının mutlak bir manevî sisteme inanmaması, yalnızca amacına uygun ve çıkarlarına hizmet eden şeyleri doğru-yan-lış, namusluluk-namussuzluk, güvenilir-güvenilmez... biçiminde "benim-semesidir". İngiliz toplumu faydacı ahlâka, en çok yatkın toplumdur. Onların ortaya koyduğu örnek, amacımızı ortaya koymamıza yardım edecektir. Allah'ın varlığını ve âhireti inkâr etse bile, bir insanın yüksek bir ahlâkî seciyeye sahip olabileceğini ileri sürenler, iddialarını destekle-mek üzere İngiliz toplumunu zikrederler. Çünkü onlara göre, İngilizler genelde maddeci olmalarına rağmen, diğer uluslardan daha hakkaniyetli, daha âdil, daha güvenilir ve daha mütevazidir. Oysa gerçek şudur ki, İngiliz halkı faydacı ahlâkın güvenilmezliği konusunda en canlı örneği teşkil eder. Nitekim uluslararası ilişkilerde İngiliz temsilcilerinin sefil ahlāk şovları sergilemesi bunun kanıtıdır. Onlar insanın gözü içine baka baka yalan söylerler, düzenbazlık yaparlar; zorbalık, zulüm ve kaypaklık; ne ararsanız vardır onlarda. Bütün bir İngiliz ulusu, bu ahlâkın savunucuları olarak onlara arka çıkabilmektedir. Eğer onların sağlam ahlâkî temelleri olsaydı, bu diplomatların
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"John Stuart Mill, Utilitarianism (Yararcılık) adlı kitabında şöyle der, 'insanlar, Sokrat'ın mutsuzluğunu görmeyi, bir domuzu mutlu görmekten daha çok arzu ederler.'
Okulda ahlakçılığa (moralism) ve faydacılığa (utilitarianism) verilen önemle, egemen ideolojiye edilgin olarak boyun eğecek bir proletaryanın oluşturulması amaçlanır.
John Stuart Mill (1806-1873): Jeremy Bentham'ın hayranı ve izleyicisi olan John Stuart Mill, Utilitarianism (Faydacılık) adını taşıyan 1861 tarihli kitabında onun kuramlarını genişletti ve değiştirdi.
Mill, Bentham'ın kuramına büyük ölçüde katılmakla ve onu güçlendirmekle birlikte, hazzın niceliğinin nitelikten daha iyi olduğu kanısına katılmıyordu. Mill'in belirttiğine göre, Bentham gibi niteliksel farklılıklar göz ardı edilince, bir insanın hazzının değeri ile bir hayvanın hazzının değeri arasında hiçbir fark kalmazdı. Dolayısıyla insanların ahlaki konumu, hayvanların ahlaki konumuyla aynı olurdu.
Mill, hazların niteliksel açıdan farklı olduklarına inanmakla birlikte, niteliğe niceliksel bir değer biçilemeyeceğini kanıtladı (böylelikle Bentham'ın mutluluk hesabının mantıksız olduğunu gösterdi). Mill'e göre, hazların niteliği konusunda ancak yüksek hazlar ve düşük hazlar yaşamış olan insanlar bir yargıda bulunabilirlerdi ve bu süreç, (çoğunlukla bedensel olduğuna inandığı) düşük hazlar anlık olarak daha yeğin olsa bile, (çoğunlukla zihinsel olduğuna inandığı) yüksek hazları ilerletecek bir ahlaki değerin oluşmasına yol açardı.
Mill'e göre mutluluğa ulaşmak zordur. Dolayısıyla insanlar haz aramak yerine, çektikleri toplam acı miktarını eylemleriyle azaltmanın bir yolunu arayıp bulmakta ahlaki olarak haklıdırlar. Mill'in savunduğu yararcılık biçimi, sonuç herkes için daha iyi olacaksa hazdan feragat edebilme ve acı çekebilme yeteneğine de yer verir.
Mill, yararcılığın insanlardan çok fazla şey istediğini iddia eden eleştirmenlere yanıt vermek için, iyi eylemlerin çoğuna dünyaya yararlı olmak niyetiyle değil, dünyayı oluşturan bireylere yarar sağlamak niyetiyle girişildiğini söyler. İnsanların çoğunun gözettiği işte bu şahsi yarardır ve herhangi bir kişinin kamu