Öncelikle inceleme(uzatmak istemiyorum) yazıma şununla başlamak isterim; Madeline Miller, iliklerime kadar Kirke’nin yalnızlığını ve sonsuzluğu bana hissettirdiğin için teşekkür ederim. Bazı yerler bana boş ve gereksiz gelmiş olsada, profesyonelce ele alınan terminoloji ve hikaye akış şeması sizleri cezbetmeyecek değildir.
Herkesin okuması gereken bir yapıt bence.
Bu kitap hakkında söyleyeceğim şeyler sadece şu cümleler olacaktır; Carrie, keşke her şey tamamen farklı olsaydı. Sen bunları hak etmemiştin. Keşke seninle tanışma fırsatım olabilseydi.
Olay örgüsü ve karakter gelişimi beni oldukça tatmin etti; lakin edebi yönü için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ayrıca yazarın betimlere ayırdığı zaman bana fazla acemice geldi. Yine de güzel bir romandı pişman değilim yakın zamanda ikinci kitabına başlayacağım.
1216 sayfalık bir serüven az önce son buldu. Hayatım boyunca okuduğum, dahiyane işlenen bir eserdi. Karakter gelişimlerinden, sosyolojik yönden tutarlılığından söz etmeye bile gerek yok.
Stephan King okumaya bu kitapla başladım -iyi ki başlamışım-. Hayatım boyunca unutamayacağım karakterler hayatıma girdi. Hayatım boyunca alamayacağım zevkleri ve teolojik dokunuşları okudum.
Bir filmi okuyabilir misiniz? Bir kokuyu okuyabilir misiniz? Bir manzarayı ve bir yok oluşu okuyabilir misiniz? Hayır. Ama bu kitapta okuyorsunuz, görüyorsunuz ve hissediyorsunuz.
Her bir yok oluş yeni bir doğumu müjdeler. Kaldır ellerini kızıl gökyüzüne, karşıla müjdeleri. MahşerStephen King
Öncelikle şunu belirtmek isterim; oldukça kaotik ve bir o kadar da ‘canlı’ bir başyapıt. Okurken çoğu sayfayı 2 kere okumak zorunda kaldığımı söylemek zor değil. Ama iyi ki okumuşum. Düzensiz ve bozuk şu evrende yağlanması gereken bazı çarkların varlığını bir kere daha hissetmemi sağladı.