Bazı kitaplar vardır, son sayfasını kapattığınızda yalnızca bir hikâye bitmez; aynı zamanda içinizde derin bir sorgulama başlar. Çizgili Pijamalı Çocuk benim için tam da böyle bir kitaptı.
Kitap boyunca çocukların dünyaya ne kadar saf, önyargısız ve masum gözlerle baktığına tanıklık ediyoruz. Bruno ve Şmuel'in dostluğu, insanların aslında doğuştan ayrımcılık yapmadığını; nefretin ve ötekileştirmenin sonradan öğretildiğini çarpıcı bir şekilde gösteriyor. Bir yanda çocukluğun saflığı, diğer yanda savaşın acımasız yüzü tüm gerçekliğiyle okuyucunun karşısına çıkıyor.
Yazarın sade ve akıcı anlatımı sayesinde kitap bir solukta okunuyor. Ancak beni en çok etkileyen nokta, hiç beklemediğim finali oldu. Son sayfalarda yaşananlar hem şaşırtıcı hem de yürek burkucuydu.
Bu eser yalnızca geçmişte yaşanan bir savaşın hikâyesi değil; aynı zamanda insanlığın nefret, ayrımcılık ve önyargı karşısında neleri kaybedebileceğini anlatan güçlü bir uyarı niteliğinde. Bu nedenle özellikle siyasetçilerin, karar vericilerin ve toplumları yönlendiren kişilerin mutlaka okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Çünkü savaşların bedelini çoğu zaman en masum olanlar, yani çocuklar ödüyor...