Allah’ı Hesaba Katmayanın Hesabı Görülür! Bugün Kur'ân kıssalarından birini anlatmak istiyorum. Allah Teâlâ Kalem sûresinde bahçe sahiplerinin olayını şöyle anlatmıştır: “Biz onları, bahçe sahiplerini imtihan ettiğimiz gibi imtihan ettik. Bahçe sahipleri sabaha ulaştıklarında bahçedeki ürünleri toplayacaklarına ve hiç kimse için bir şey ayırmayacaklarına dair yemin etmişlerdi. Onlar uykudayken Rabbinden gelen bir azap bahçeyi kuşattı. Böylece bahçe hasat edilmiş bir hale döndü. Bahçe sahipleri sabahleyin uyandıklarında birbirlerine seslendiler: “Eğer ürünlerinizi toplayacaksanız haydi erkenden ekininizin yanına gidin.” Hemen yola koyuldular; birbirleriyle fısıldaşıyorlardı: “Bugün yanınıza hiçbir yoksul girmesin” diyorlardı. Onlar yoksulları mahrum edebileceklerini zannederek sabah erkenden bahçeye gittiler. Fakat bahçeyi gördüklerinde, “Biz herhalde yanlış yola saptık” dediler. Onlardan biri, “Bilakis bizler ürünümüzden mahrum bırakıldık” dedi. Onlardan aklıselim olan kişi dedi ki: “Ben size Allah’ı hamdederek tesbih edin dememiş miydim?” Onlar, “Rabbimizi hamdederek tesbih ederiz. Bizler gerçekten zalim olduk” dediler. Sonra birbirlerine yönelerek birbirlerini kınamaya başladılar: “Yazıklar olsun bize! Bizler gerçekten haddimizi fazlasıyla aştık. Umarız Rabbimiz bize bunun yerine daha hayırlısını verir. Bizler Rabbimize yöneliyoruz.” Dünyadaki azap işte böyle olur. Ahiret azabı ise bundan daha büyüktür. Keşke bilselerdi!” (Kalem sûresi, 17-33.) Onlar plan kurdular. Allah da plan kurdu. Onlar sabah erkenden yola çıktılar. Kimseye görünmeden, hırsızlar gibi yola koyuldular. Ama Allah ne uyur ne de uyuklar. Onların mallarını yerle bir etti. Mallarını paylaşmak istemediler. Yoksullardan esirgemek için plan yaptılar. Allah onların tüm malını ellerinden aldı.
Alıntı
Ruhumuz dünyayı gezme planları yapıyor ama bedenimiz oturduğu yerde uyuklar olmuş 🥱
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
ELHAN-I ŞİTA (Kış Nağmeleri)- Cenap Şahabettin Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş, Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi karlar Geçen eyyâm-ı nevbaharı arar… Ey kulûbün sürûd-i şeydâsu, Ey kebûterlerin neşideleri, O baharın bu işte ferdâsı Kapladı bir derin sükûta yeri Karlar Ki hamûşâne dem-be-dem ağlar. Ey uçarken düşüp ölen kelebek Bir beyaz rîşe-i cenâh-ı melek Gibi kar Seni solgun hadîkalarda arar; Sen açarken çiçekler üstünde Ufacık bir çiçekli yelpâze, Nâ’şun üstünde şimdi ey mürde Başladı parça parça pervâze Karlar Ki semâdan düşer düşer ağlar Uçtunuz gittiniz siz ey kuşlar; Küçücük, ser-sefîd baykuşlar Gibi kar Sizi dallarda, lânelerde arar. Gittiniz, gittiniz siz ey mürgân, Şimdi boş kaldı serteser yuvalar; Yuvalarda -yetîm-i bî-efgân! – Son kalan mâi tüyleri kovalar
Şiir
Filmin çatışma sahnesinde uyuklar işkence sahnesinde cin kesilirim neyse tam bir oyunbozanım .d
Soyu bozuk, suyu bozuk Arkı bozuk, bendi bozuk Değirmenin taşı bozuk Taş karışmış hep unuma Sel gelince,açar kanal Yıkılır bent, kumla dolar Fakir kuyrukta uyuklar Taş karışmış hep unuma Arpa,buğday umudumuz Kalmadı bak huzurumuz Değişecek değirmenci Taş karışmış hep unuma Aydın maval duymaz artık Bu değirmen dönmez artık Biz bu dertten pek usandık Taş karışmış hep unuma Deli Filozof
Arayış
Göğümde güneşe doğru göç var. Kayıp giden yıldızlarda sen yoksun. Bir ressam rüyasında uyuklar. Yarım kalan tuvalinde sen yoksun. Mahfi
Edebiyat