Bu tanıma süreci insanın yalnızlıktan kurtulma sürecidir. Rabbimizi tanıdıkça O'nu beraberimizde hissederiz. Söz gelimi başımızı yastığa koymuş uykuya dalarken o zifiri karanlıkta, yanımızdakinin bile ne düşündüğümüzü bilmediği anlarda, yalnız olmadığımızı, O'nun bizi duyduğunu hisseder ve O'na konuşuruz: "Ya Rabbi, yarın bana sınavımda yardım et. Beni ve sevdiklerimi tehlikelerden koru. Bugün bazı yanlışlar yaptım. Düşünüyorum da çok üzgünüm. Ne olur beni bağışla! Seni kızdıracak ve beni karşında mahcup edecek hiçbir sey yapmak istemiyorum aslında..."
Bu irtibatı gerek hayatımızda gerek ibadetlerimizde yaşamaya başladığımızda adım adım ihsana doğru yol almış olu-ruz. Nedir ihsan? Bu soruyu Hz. Cibril sorduğunda Resullulah ona şöyle cevap verdi: "Allah'ı görüyormuşçasına kulluğunu yaşamak. Kulun kendini, iç sesini, düşüncesini, varlığını ve. dış dünyayı yoklayarak adım adım yaratanını tanıma sürecinin doruklarına ihsan denir." (Buhari, Iman, 37)
Mükemmel anne olmanın kuralları:
1. Çocuksuz olmak
2. Etrafta yeterli miktarda kınanacak çocuk bulunmamasi
Eğer hâlihazırda hamileysen veya çocuğun varsa üzgünüm, mükemmel annelik senden umudu kesmiş şu an başka bir kadının aklını çelmekle meşgul demektir.
Yani sevgili anne, mükemmel annelik diye bir şey yoktur.
Kaybınız için üzgünüm," dedi polis ve bir kez daha gitmeye yeltendi.
Bunu duyduğumda biraz içime kapandım. Annem öldüğünde de insanlar böyle söylemişti ve buna çok kızmıştım. Ben onu kaybetmemiştim. Kaybetmek kelimesi onu yanlış bir yere koyduğumu ya da nerede bıraktığımı hatırlamadığımı çağrıştırıyordu; sanki bir kayıp eşya bürosuna başvursam onu bulabilecekmişim gibi. Annemin yaptığı şey beni paramparça etmişti. Onu kaybetmemiştim ama o öldüğünden beri kendimi kaybolmuş gibi hissediyordum. Yersiz yurtsuz kalmıştım, tek başıma. Bunlar aynı şeyler değildi.