e v r e k a mı
Düşüncelerimi itmemeli, seyretmeliydim. ... Düşüncemi nasıl belli bir konu üzerinde tutacağım sorusuna kafa yorduğum sıralarda bir sabah, rüyamdan "Geriye doğru düşün, ileriye doğru düşünme," sözleriyle uyandım. Meselenin özünde bunun yattığını hemen fark ettim. Düşüncemin bilinçli safhasında yapmam gereken yeni fikirler pqinde koşmak değil, bilinçli olarak bilinçdışı satlıaya bakmak ve oraya saçılmış düşüncelerin elimdeki meseleyle ne ilintisi olduğunu görmekti. Aylak düşüncelerimle başa çıkmanın yolu utançla onları inkar etmek değildi.
Sayfa 158·Kitabı okuyor
Buna mı tav oldun? Buna mı tav oldun! Evet, buna mı tav oldun, güzel söyledin. Ahitleşmedik mi? "Elestü bi-rabbikum, ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dediğimde "Bela, evet," demedin mi? Sen bana söz vermedin mi? Ben bir şeye muhtaç olduğumdan mı sana emirler, yasaklar koydum? Haşa! Ama sen benim hatırımı gözetmedin. Kulunun tövbe etmesi hâlinde Allah seviniyor. Hem de nasıl seviniyor. Neye? Senin tövbe etmene. Niye peki? Bu, sana olan sevgisinin şiddetini, gayretini ve seni kıskandığını gösteriyor. Bu hususta bir örnek daha arz edeceğim. Sahabilerden Muâz b. Cebel bir soru soruyor Resulullah Efendimiz'e (s.a.v.): "Ya Resulullah, hanımımı suç hâlinde görsem, cezalandırmak için bir şey yapamaz mıyım? İnisiyatif alamaz mıyım? İhkak-ı hakta bulunamaz mıyım?" Efendimiz (s.a.v.), "Hayır!" buyuruyor. "Dayanamam ya Resulullah," diyor, "dayanamam." Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki, "Kavminizin reisinin gayretini gördünüz, o çok gayret sahibidir, yani kıskanır. Ben ondan daha gayretliyim, Allah benden gayretlidir." Buradan anla ki sen hududa tecavüz edersen, Allah indindeki durumun ne olur? Yani Allah'ın fuhşu men etmesi, Allah tarafından fuhşun yasaklaması, kuluna olan gayretindendir. Kıskanıyor bizi.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tevhid
Bizler yakinen inanıyoruz ki “La ilahe illallah” diyen bir kimse hiç kuşkusuz cennet'e girecektir ama bir şartla. Bu şartta, üstte zikrettiğimiz hadis-i şerif te belirtildiği gibi Allah'ın dışında ibadet ve itaat edilenleri yani "Tağutları" inkâr ve reddetmektir. La ilahe illallah'ın fayda vermesi bu şarta bağlanmıştır.
Din
Ashab-ı kiram arasında vâki olan ihtilaf, keza kıtal, nefsani arzuya hamledilemez. Allah onlardan razı olsun. Çünkü onların nefisleri, Hayr'ül-Beşer Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz'le sohbetlerinden ötürü, tezkiye edilmiştir; emmârelilten dahi halâs bulmuşlardır. Bu arada şuna itikadımız vardır ki: Emir (,Hazreti Ali) (r.a) bu hususta haklı idi; hata ise ona muhalif olan tarafta idi. Lâkin bu hata, ictihada dayalı bir hata olup, fısk haddine ulaşmaz. Hatta, bu gibi hata için levmetmeye dahi yer yoktur. Çünkü, ictihada dayalı bir hatadan, sevap derecesinden bir derece vardır. Yezid'e gelince... O saadetten uzaktır; ashaptan dahi değildir. Saâdet sahasından uzak olan bir kimse için söylenecek hiçbir söz yoktur. Onun yaptığı iş, öyle bir iştir ki, Frenk kâfirleri dahi yapmaz, Ehl-i Sünnet âlimlerinden bazıları, ona lânetten kendini tutmuştur; ama bu tutuş, ondan ve yaptığı işten hoşnud oluşu anlatmaz. Yaptığından rücu edip tevbe ihtimalinden ötürüdür.
Sayfa 184 - 1. Cilt, 54. Mektup·Kitabı okuyor
Ruh ve Mahiyeti
Nitekim, Hazret-i Peygamber'e (s.a.v) buyrulur ki: "Ey Muhammed! Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki: " Ruh, Rabbimin emrinden ibarettir."(İsra/85) Bu daireden çıkmaya düstûr verilmemiştir. Ancak kendisine, ruhun Allah Teâlâ'nın emrinden, yani emir aleminden bir emir olduğu şeklinde cevap vermeye izin verilmiştir.
Sayfa 33 - İSTANBUL-2024 BASIM·Kitabı okuyor
“sevmek ve yitirmek,” dedi, “bir gemi ve deniz gibidir, birlikte yükselirler. ne kadar çok seversek o kadar çok yitirmemiz gerekir. ancak yitirmekten kaçınmanın tek yolu, sevgiden kaçınmaktır. ve böylesi bir dünya ne kadar da kederli olurdu.”
Sayfa 417·Kitabı okuyor
Edebiyat