Vefa sadece yaşayana gösterilmezz (ASM)
Aişe (ra) anlatıyor ;"Hatice'yi kıskandığım kadar Peygamber (s.a.v)'in hanımlarından hiçbirini kıskanmadım. Halbuki ben (evlendiğimde) onu görmemiştim. Fakat Peygamber (sav) onu çokça anardı. Peygamber (sav) bazan/çok defa koyun keserdi, sonra onu parçalara ayırırdı, sonra onları Hatice'nin samimi dostu olan kadınlara gönderirdi. Bazan/çoğu defa ben, Peygamber (s.a.v)e: 'Sanki dünyada Hatice'den başka kadın yok?' demişimdir. Peygamber (s.a.v) de (onun iyiliklerini sayarak): 'Hatice şöyle idi, böyle idi. Ondan benim çocuklarım var' buyururdu.'
s e v i y o r s u n b e n i , anladım: güneş tutulması gibi gülümsemen çünkü; ö z l ü y o r s u n b e n i , anladım: öpmesen, hemen baban ölecek çünkü; g i z l i y o r s u n b e n i , anladım: ne vakit seni düşünsem, yeryüzü evinden kaçıyor çünkü..
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bireyin Koşulları
Toplumun düzeyini inceledikten sonra bireyi incelemek gerekir. Mesela sıfır en düşük puan, 10 en yüksek puan olsa; 2 puanlık bir toplumun içerisinde 9 puanlık eğitim alan bireyin ulaşabildiği eğitim düzeyi, elbette 9 puanlık bir toplumda 9 puanlık eğitim alan bir kişiyle aynı olmayacaktır. Hz. Muhammed'in (s.a.v.), diğer tarihi önderlere göre, toplumunun alacağı puanın çok düşük olduğunu görmüştük. Bu bağlamda, bireysel bazda da O'nun ulaşabildiği eğitim imkânının, diğer tarihî kişilere göre oldukça kısıtlı olduğunu söylemek zor değildir. Önceki sayfalarda buna değindik. O’nu, Sokrates ve Parmenides'e talebelik etmiş, Pisagorcu okulda ders almış, yıllarca tragedyalar yazmış ve okumuş, soyca Solon'a dayanan asil ve Aristokrat bir aileden gelen Platon ile imkân bakımından kıyaslasak ne sonuç alırız? Ya da Aristoteles'e talebelik etmiş, II. Philip' in sarayında yaşamış, bizzat onun ordusunda komutanlık yaparak kendisini geliştirmiş İskender'in koşulları ile kıyaslasak?... Yahut altı dil bilen ve pek çok Avrupa şehrini gezmiş olan Lenin ile kıyaslasak? Lenin'in bütün kardeşleri, sosyalist işçi partisinde hizmet etmiştir. Ağabeyi Rus çarına suikast düzenleyen ekipten olduğu için asılmış, kız kardeşi sürgündeyken ölmüştür. Lenin, abisinin idam edilmesinden çok fazla etkilenmiştir. "Devrimci" faaliyetlerinin en önemli nedeninin bu idam olduğu aktarılır. Onun fikirlerini bireysel eğitimine bağlamak, elbette Nebiden (s.a.v.) çok daha kolay olacaktır. Konuyu uzatmak istemiyorum. Gerçekten fikir adamları ya da tarihî kişilikler arasında, bireysel olarak çok kötü şartlarda büyümüş olanlar vardır. Bunlar, genelde iyi düzeyi olan toplumlardan çıkmak-tadırlar. Bu tür kişilerin eğitimini anne ve babaları gerçekleştirmese dahi, toplumun bazal düzeyi içerisinde eğitim almış gibi
Sayfa 403 - İnsan Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Abdullah oğlu Muhammed (s.a.v.), "Ben Allah'ın resuluyum. Tanrı Allah'tan ibarettir ve o da birdir, ben de onun kulu ve elçisiyim." dediğinde "Peki!" dersek Ebubekir Efendimize (r.a.) benzeriz, "Ne malum?" dersek Ebu Cehil'e benzeriz.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiqas femînîzmê di dawiya sedsala nozdehemîn de wek tevgereke terefdariya hiqûqî û azadiya jinan dest pê kiribe jî ya rast ew e ku têkoşîna jinan a ji bo başkirina rewşa wan, xwe digihîne demên gelek berê. Berê jin usûlen wek “mêrê kêm” dihat pênasekirin ku heya sedsala hijdehemîn bawerî li ser vê yekê bû; tenê û tenê cinsek li siruştê heye û ew cins jî mêr e. Mesela li gor nêrîna Arîsto jin, parçeyekî winda ji taybetiyên mêraniyê ye. Zanista biyolojiyê jî di vê baweriyê de bû. Çimkî di lêkolînên anatomiyê de yên heya berî sedsala hijdemîn, cudahî di navbera biyolojiya mêr û jinê de qebûl nedikirin û di ser de jî endamê jinaniyê, wek endameke kurt û zeîf a meraniyê dihesibandin û jin wek "mêrê xesandi" bi nav dikirin. Ev fikra nedîtî, jin wek cinseke ku bê îstîsmarkirin, didan nîşan. Lê belê piştî ku di sedsala hijdehemîn de hin guherîn di zanista biyolojiyê de pêk hatin, bi wê yekê re nedurustbûna vê fikrê jî derkete holê û jin ji aliyê biyolojîk, ji nû ve hatin nasin
Kurdî
Abdullah ayağını Ebu Cehil'in boynuna koydu. Ebu Cehil, "küçük çoban! Yeteri kadar yükseldin demek" dedi. Daha sonra, savaşı hangi tarafın kazandığını sordu. Abdullah, "Allah ve Rasulü kazandı "dedi. sonra başını kesip Peygamber (s.a.v)'e götürdü.
Sayfa 215 - İNSAN·Kitabı okudu