Veysel Can K.

Harry ile aramızdaki bağ, satırlar ilerledikçe daha da derinleşiyor. Özellikle sayfa 83’te geçen "Herkes seni bırakıp gittiğine göre pek geçimsiz birine benziyorsun" cümlesi, dünyaya uyum sağlayamayan rafine ruhların ortak nişanı gibidir. Sayfa 116’da ise sevgiye duyulan o "korkunç ciddiyet" ve beraberinde gelen kuşku, Harry’yi benim için bir roman kahramanı olmaktan çıkarıp aynadaki yansımam haline getiriyor. Harry, Hermine sayesinde o hırçın "Kurt" tarafının vahşi yalnızlığından uzaklaşırken, ben her satırda ona biraz daha benzediğimi hissediyorum. ​Ancak bir farkla: Harry’nin elinden tutup onu dönüştüren, ona aynadaki öteki yüzünü gösteren bir Hermine’si var. Yusuf’un Muazzez’i, Hikmet Benol’un Sevgi’si, Werther’in Lotte’si veya Ömer’in Macide’si gibi dönüştürücü ruhlarla doluyken, Harry de kendi payına düşeni alıyor. Harry’nin aynadaki yansıması bana bu kadar benzerken, Harry gibi bir "Bozkırkurdu"nun bile elinden tutan bir Hermine varken, bizim Hermine’imiz nerede? Belki de bizim payımıza düşen, sadece bu edebi yalnızlıkların izini sürmektir.
Reklam
Puan vermedi·210 syf.··
2026 12. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:46
Nilgün Marmara’nın dediği gibi: "Uçurumlar var diyorum insanla insan arasında, kendiyle kendi arasında." Hermann Hesse, Bozkırkurdu’nda tam da bu boşluğun, insanın kendi içine açılan o devasa uçurumun anatomisini çıkarıyor. Hesse, bir hikaye anlatıcısından ziyade bir ruh cerrahı gibi çalışıyor. Kelimeleri öyle bir seçiyor ki, okurken sadece Harry’nin odasını görmüyorsunuz; o tozlu, yalnızlık kokan havayı ciğerlerinizde hissediyorsunuz. Okuru doğrudan karakterin içsel karmaşasına hapseden ama bunu yaparken edebi bir zarafetten asla ödün vermeyen o usta dili, kitabı bir "roman" olmaktan çıkarıp bir "ruhsal yolculuk" haline getiriyor. ​Hikaye, Harry’nin kaldığı evin yeğeni olan "Yayıncı"nın ön sözüyle başlıyor. Bu kısım çok kritik; çünkü biz Harry’yi önce dışarıdan, "normal" birinin gözünden görüyoruz. Bir gün elinde valiziyle çıkagelen, düzensiz ama titiz, kibar ama ürkütücü derecede mesafeli bir adam... Onun odasındaki kitap yığınları ve bitmek bilmeyen uykusuzluğu, bize yaklaşmakta olan fırtınayı haber veriyor. Yayıncı, Harry’nin arkasında bıraktığı notları paylaşmaya karar vererek bizi bu "Bozkırkurdu"nun zihnine, o puslu dünyaya davet ediyor. Burada kendini iki parçaya ayırmış bir adam çıkıyor karşımıza: Bir yanda kültürden, Mozart’tan ve düzenin güvenli sıcaklığından keyif almak isteyen "İnsan" tarafı; diğer yanda ise yalnız, vahşi ve toplumun tüm değerlerine hırlayan "Bozkırkurdu" tarafı. Harry, bu iki tarafın birbirini yiyip bitirmesini izliyor. Bu sadece bir anlam arayışı değil, anlamın yokluğunu kabul etme sancısı. Hayatındaki kadının da onunla aynı ruhsal frekansta olması, bu yabancılığı hafifletmiyor; aksine, uçurumun kenarında iki kişi olmanın trajedisini derinleştiriyor. Harry’nin o meşhur "Sadece Kaçıklar İçin" yazan kapıdan geçişi ve kendi içsel notlarını
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,6bin okunma

Veysel Can K.

, bir kitap okudu
Puan vermedi·210 syf.··
32 günde okudu
·
2026 12. kitabı
Hermann Hesse
8.2/10 · 9,6bin okunma
Radyoyu ya da yaşamı eleştirmek sizin gibi insanların harcı değildir asla. Önce siz dinlemesini öğrenin lütfen! Ciddiye alınmaya değer şeyleri ciddiye almasını öğrenin! Siz daha mı iyi davrandınız sanki, siz soylu, siz akıllı, siz beğeni sahibi beyefendi? Ne gezer Monsenyör Harry, hiç de böyle davranmadınız. Yaşamınızı berbat bir hastalık öyküsüne, yeteneğinizi baş belasına dönüştürüp çıktınız. Ve gördüğüm kadarıyla, öylesine cana yakın, öylesine büyüleyici genç bir kızı vücuduna bıçak saplayıp işini bitirmekten başka bir amaç için kullanamadınız! Peki, doğru mu bu yaptığınız?
Sayfa 192·Kitabı okudu
Allah kahretsin, nasıl da acı bir tadı vardı yaşamın!..
Sayfa 188·Kitabı okudu
Reklam