#birkimyacıkitapkulübü
Puan vermedi·280 syf.··
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 17:35
Yok oluş, anında başlıyor ve bir anlamda hiç bitmiyordu. Akıl, kendisinin yokluğu karşısında ürperir, bir gün düşünemez hale geleceğini düşünmeye dayanamaz çünkü bu, boşlukların en korkuncudur. Anne yoktu artık. Onun sözü vardı… Salome’nin evinden bahsediliyordu. Özgür Devlet Beytüllahim’e doğru ağır ağır uzanırken. Anton, o toprak parçasının satışını sırf kiliseye sorun çıkartmak için istediğini düşünüyordu kardeşinin. Ancak Amor, annesinin sözünü yerine getirmek, Lombordların evini Salome’ye vermek istiyordu. Anton, onun yüzünde değişiklikten bir parça buldu; sabit bir şeydi gördüğü, daha önce olmayan … Swart ailesinin sıradışı yanı yoktu, bitişik çiftlikte yaşayan ailelerden hiçbir farkları bulunmuyordu. Sıradan bir avuç beyaz Güney Afrikalıydı onlar da. İşte, ülke o kadar çok yol kat etmişti ki siyahi bir dadı, aileyle birlikte aynı sırada oturabiliyorlar artık ! Görünen şey bir ev olsa da aslında olan, yıllarca taşınan bir vicdan yüküydü. Salome’ye verilmesi için vaad edilen ev, bir mülk olmaktan çıkıp adaletin, eşitliğin ve sadakatin sembolüne dönüşmüştür. Aile ilişkileri üzerinden Güney Afrika’nın toplumsal dönüşümünü, ayrıcalıkları ve değişime direnen insan doğasını ele alan bu kitabın her bölümünde bir ölümle birlikte hem bir dönemin kapanışını, hem de bir vaadin ağırlığını hissedeceksiniz .
Roman-Edebiyat
VaatDamon Galgut · Delidolu Yayınları · 2022726 okunma
Atları Da Vururlar
6/10
·128 syf.··
2026 14. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 09:52
Belki de bu kitapla ilgili beklentim fazla yüksekti. Benim için çok keyifli bir okuma olmadı. Konu oldukça basitti ve asıl vurucu etkiyi ancak son sayfalarda hissettirebildi. Onun dışında yer yer durağan ve sıkıcı geldi. Çok fazla boş vaktiniz varsa şans verilebilir, ancak bende kalıcı bir iz bıraktığını söyleyemem. Bazen bir kitabın en büyük sorunu kötü olması değil, vaat ettiğini verememesidir.
Atları da VururlarHorace McCoy · Dedalus Kitap · 2026739 okunma
Reklam
9/10
·320 syf.··
2026 25. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 02:46
Kitap, okuyucuyu yormayan, son derece akıcı ve sade bir dille açılış yapıyor. İlk 100 sayfa büyük patlamalar içermese de yazarın dili sayesinde sıkılmadan, rahat bir okuma sağlıyor. (İlk 100 sayfa) Bu evrede hikayeler derinleşiyor ve taşlar yerine oturmaya başlıyor. Büyük bir aksiyon olmasa da ortaya çıkan gizemler okuyucuda yoğun bir merak duygusu uyandırıyor. Yazar, tempoyu düşük tutsa da Merak Unsuru sayesinde kitaba bağlılığı koparmıyor. (100-160 sayfa arası) 160. sayfadan sonra kitap adeta vites büyütüyor. 200. sayfadan itibaren ise saf aksiyon ve tempo devreye giriyor. Bu noktadan sonra elden bırakılamayan, kesintisiz bir okuma deneyimi sunuyor. Kitap vaat ettiği psikolojik gerilim hissini okuyucuya birebir yaşatıyor. Okuma esnasında heyecan, gizem, korku ve gerginlik duyguları eş zamanlı ve çok güçlü bir şekilde hissediliyor. İlk yarısındaki sabırlı ve gizemli hazırlık, ikinci yarıdaki muazzam tempo ve duygu aktarımıyla birleştiğinde ortaya tam bir ters köşe klasiği çıkıyor. Keyifli okumalar dilerim..
TerapiSebastian Fitzek · Pegasus Yayınları · 20152,232 okunma
Denizin Altında Kaybolan Potansiyel
6/10
·280 syf.·
2026 79. kitabı
Selam. Beni yeterince tatmin etmeyen ancak oldukça masalsı olan bir kitaplayız bu gün. Fantastik öğelerle bezeli, Kore mitolojisinden ilham alan ve son yıllarda oldukça ilgi gören Denizin Altına Düşen Kız, özellikle atmosferi ve masalsı dünyasıyla dikkat çeken bir kitap. Ben de kitaba beklentilerle başladım ve okuma deneyimim boyunca hem beğendiğim hem de eksik bulduğum noktalar oldu. Axie Oh'un Denizin Altına Düşen Kız kitabını bitirdiğimde bu kitabın aslında kötü olmadığını düşündüm. Hatta yer yer çok güzel fikirleri, etkileyici sahneleri ve gerçekten ilgi çekici bir dünyası var. Ancak bütün bunlara rağmen bende büyük bir etki bırakmayı başaramadı. Bunun sebebi de sanırım yazarın kafasındaki fikirlerle bunları sayfalara aktarma başarısı arasındaki mesafe. Kitabın en güçlü yanı kesinlikle atmosferi. Denizler, ruhlar, tanrılar, efsaneler ve masalsı anlatım zaman zaman gerçekten büyüleyici bir hava yaratıyor. Özellikle bazı betimlemeler çok başarılıydı. Hatta kitabı okurken neden bazı insanların ona bir Ghibli filmi havası yakıştırdığını anlayabiliyorum. Eğer bu hikâye animasyon olarak izleseydim muhtemelen çok daha fazla etkilenebilirdim. Fakat aynı hissi kitapta alamadım. Çünkü atmosfer ne kadar güçlü olursa olsun hikâye ve karakterler onu desteklemekte zorlanıyor. En büyük sorunlarımdan biri anlatım dilindeydi. Özellikle büyükannenin hikâyeleri o kadar sık tekrar ediliyor ki bir noktadan sonra dikkat dağıtmaya başlıyor. Sürekli "büyükannemin anlattığı hikâyelerdeki kadınlar", "büyükannemin öğrettiği şeyler", "büyükannemin hikâyeleri" ifadelerini görmek karakterin kendi düşüncelerini geliştiremediği hissini yaratıyor. Üstelik bu sadece büyükanneyle de sınırlı değil. Dedem şöyle derdi, ağabeyim böyle söylerdi, büyükannem şunu anlatırdı... Bir süre sonra karakterin
Denizin Altına Düşen KızAxie Oh · Yabancı Yayınları · 2023848 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 4114. kitabı
Konusu itibarıyla ilgimi çeken ve merakla başladığım bir kitaptı. Psikolojik gerilim ve suç unsurlarını barındıran hikâye, başlarda oldukça umut vaat ediyor. Ancak ilerledikçe bu potansiyelin tam anlamıyla değerlendirilemediğini düşündüm. Kitabın en büyük sorunu benim için kurgudaki bazı mantık boşlukları oldu. Olayların gelişimi zaman zaman fazla kolay ilerliyor ve bazı durumlar yeterince temellendirilmeden karşımıza çıkıyor. Bu da hikâyenin inandırıcılığını zedeliyor. Özellikle gerilim hissinin yükselmesini beklediğim yerlerde, olayların yüzeysel geçilmesi nedeniyle beklediğim etkiyi alamadım. Karakterler de ne yazık ki beni tam olarak içine çekemedi. Daha derin işlenmiş olsalardı, yaşadıkları olaylar çok daha güçlü bir etki bırakabilirdi. Okurken bazı sahneler bana eski Yeşilçam filmlerinin dramatik ve biraz da tesadüflere dayalı atmosferini hatırlattı. Kötü bir kitap olduğunu söyleyemem çünkü temel fikir gerçekten ilgi çekici. Ancak iyi bir fikrin, güçlü bir kurgu ve daha sağlam karakterlerle çok daha etkileyici bir esere dönüşebileceğini düşündüm. Benim için okuması kolay ama beklentimi tam karşılayamayan, “daha iyi olabilirdi” hissi bırakan bir kitap oldu.
Dostum Bir KatilSabit Uzunel · Doksan Dokuz Yayınları · 20257 okunma
Cemile – Cengiz Aytmatov
Puan vermedi·80 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 13:25
Cemile uzun zamandır merak ettiğim kitaplardan biriydi. Özellikle Fransız yazar Louis Aragon’un bu eser için “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi” dediğini duyunca beklentim oldukça yükselmişti. Ancak kitabı bitirdiğimde, açıkçası vaat edilen o büyük aşkı hissedemedim. Kitabın dili, atmosferi ve savaş yıllarındaki köy yaşamının anlatımı oldukça güzeldi. Cengiz Aytmatov’un sade ama etkileyici anlatımını okumaktan keyif aldım. Kendimi bozkırın ortasında, o köyün içinde hissettim. Ancak aşk kısmına geldiğimde aynı etkiyi yaşadığımı söyleyemem. Belki birçok okur Cemile ile Danyar arasındaki ilişkiyi büyük bir aşk olarak görebilir ama ben o duyguyu alamadım. Cemile’nin eşi Sadık cephedeyken başka birine karşı duygular geliştirmesi bana romantik gelmedi. Ortada fiziksel bir aldatma uzun süre yokmuş gibi görünse de zihnen ve kalben eşinden uzaklaşmış olması beni hikâyeden biraz kopardı. Bu yüzden okurken Cemile ve Danyar’ın aşkına kapılmak yerine, yaşananları daha farklı bir açıdan değerlendirdim. İlginç olan şu ki, kitapta beni en çok etkileyen karakter Cemile değil, hikâyeyi anlatan küçük kayınbiraderi Seyit oldu. Seyit’in Cemile’ye duyduğu hayranlık, onun mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyabilmesi ve olaylara bakışı bana çok daha samimi ve gerçek geldi. Hatta kitabın en dokunaklı tarafı benim için Seyit’in büyüme hikâyesiydi diyebilirim. Yine de kitabı kötü bulduğumu söyleyemem. Kısa olmasına rağmen üzerine düşündüren, farklı yorumlara açık bir eser. Sadece ben, “dünyanın en güzel aşk hikâyesi” olarak sunulan bu romanda o büyük aşkı bulamadım. Buna rağmen Aytmatov’un anlatımı, atmosfer kurma başarısı ve Seyit karakteri sayesinde keyifle okuduğum bir kitap oldu. Bazen bir kitabı sevmek için onun ana fikrine tamamen katılmak gerekmiyor; Cemile de benim için tam olarak
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Reklam
Reklam