Mekke'de nâzil olmuştur. 96 âyettir. Bu mübarek süre kıyametin hallerini, kıyamet koparken meydana gelecek olan dehşetli durumları ve insanların üç gruba ayrılışlarını anlatır. Bu üç grup; amel defterleri sağından verilenler, amel defterleri solundan verilenler ve sâbikun (öndekiler) dur. Bu sayılan üç grubun âkibetini ve Allah’ın onlar için kıyamet günü hazırlamış olduğu âdil mükâfat ve cezayı anlatır.
Bununla beraber insanın yaratılmasında, bitkilerin çıkarılmasında, yağmurun indirilmesinde ve Allah'ın ateşe vermiş olduğu güçte; O'nun varlığını, birliğini ve eşsiz yaratma ve meydana getirmedeki sonsuz gücünü gösteren deliller gösterir.
Daha sonra Kur'an-i Kerîm'in şanının yüce olduğunu, âlemlerin Rabbi tarafından indirildiğini ve insanın ölüm anında karşılaşacağı sıkıntı ve korkuları anlatır. En sonunda da sure bahtiyarlar, bedbahtlar ve cennet ehlinden hayırda öncülük eden üç grubu anlatıp, bunlardan her birinin âkibetini açıklayarak sona erer.
O geceden sonra, hatta o gece içinde hemen hemen hayatımın mahreki ve manası değişti.
Bu evvela üzerimden bahsettiğim ağırlığın kalkmasıyla başladı. Sonra yavaş yavaş mantığım değişti. Hatta dünyaya bakışım, eşyayı görüşüm, insanları anlayışım değişti. Vâkıâ bunlar bir günde olmadı. Hatta çok güçlükle ve adım adım oldu. Hatta çok defa bana rağmen oldu. Fakat oldu.
Vâkıa din bakımından erkek ve kadının gayr-ı afîf (iffetsiz) olması müsâvîdir (eşittir). İkisinin de cezası birdir. Hattâ İslâm Dîninde kadına burada da büyük bir iltimas muamelesi yapılmışdır.
Çünki İslâm: «Suç asıl erkeğindir» diyerek kadını kurtarmak ister.
Sanki ümitler arttıkça, çekilen ıstırabın şuuru ve kurtulma sabırsızlığı da artıyordu. Halkımız bir nevi anesteziden kurtulmuş gibi, millî bünyenin üzerinde yapılan ameliyenin korkunçluğunu daha derinden duyuyordu.
Bu her gün ayrı ayrı muhitlerde, ayrı ayrı şekillerde görülen bir vakıa idi. Asırlardan beri edinilen tecrübe ile, o kadar yanlış nasihatler veren atasözlerinin terbiyesiyle, üzerlerine dünya ve devlet işlerinin mesuliyetini almaktan çekinen, bu işlerde sadece, istendiği zaman can ve malını harcamakla kalan bir sınıf halk, içlerinde doğan vazife şuuruyla birdenbire değişti.