Dinimizin itikatla ilgili kısmında Allah'ın (cc) tekliği-sıfatları, yeniden dirilme ve peygamberlerin doğruluğu gibi akıl ile delillendirilenilecek unsurlar olduğu gibi sırat ve amellerin tartılacağı mizan gibi sadece ayetlerde ve hadislerde verilen bilgilerle anlaşılabilecek kavramlar/olgular da vardır. İbadetler de böyledir. Bazı ibadetlerin neden yapıldığı ve hikmetleri aklî düzeyde açıklanabilirken, şeytan taşlama, sa'y gibi ibadetlerin aklen temellendirilmesi zordur. Akıl ile kavranamayan bu konularda teslimiyet göstererek ve itaatle emredileni yapmak gerekir. Sabah namazının neden iki rekat, öğlen namazının ise neden dört rekat kılındığını aklen izah edemeyen bir kimsenin bilinçli olarak sabah namazını dört, öğlen namazını iki rekat kılması onu asi kılacaktır
Ancak doğrusu kendi hakikatini bile idrak etmekten uzak olan insanın, hakikat avcısı kesilmesi ne kadar şaşırtıcıdır. Hayatını zanni bilgiler üzerine idame ettiren bireylerin her âyet ve kelimedeki murad-ı ilâhiyi keşif salahiyetini kendisinde bulması, cehaletten doğan bir cüretten başkası değildir. Hiçbir zaman mutlak âlim olamayacak insanın acizliğini idrak ederek teslimiyetin huzurunu içine çekmesi, bir atalet , kolaycılık ve sorumsuzluk değil, her şeyi bilene (cc) olan bir münâcâttır.
Dinimizin itikatla ilgili kısmında Allah'ın (cc) tekliği-sıfatları, yeniden dirilme ve peygamberlerin doğruluğu gibi akıl ile delillendirilenilecek unsurlar olduğu gibi sırat ve amellerin tartılacağı mizan gibi sadece ayetlerde ve hadislerde verilen bilgilerle anlaşılabilecek kavramlar/olgular da vardır. İbadetler de böyledir. Bazı ibadetlerin neden yapıldığı ve hikmetleri aklî düzeyde açıklanabilirken, şeytan taşlama, sa'y gibi ibadetlerin aklen temellendirilmesi zordur. Akıl ile kavranamayan bu konularda teslimiyet göstererek ve itaatle emredileni yapmak gerekir. Sabah namazının neden iki rekat, öğlen namazının ise neden dört rekat kılındığını aklen izah edemeyen bir kimsenin bilinçli olarak sabah namazını dört, öğlen namazını iki rekat kılması onu asi kılacaktır
Hurûf-ı mukataaların da Kur'an'ın, hakikatı akıl ile belirlenemeyecek kısmını teşkil eden âyetler olduğu görülmektedir. Bununla birlikte Kur'an'da manasını sadece Allah'ın (cc) bilebileceği ayetlerin(müteşabihât) olması, bu ayetlerin anlamsız ve işlevsiz olduğunu göstermemektedir. Aslında müteşâbih ayetlerin hakikatini sadece Allah'ın (cc) bilebileceğinin belirtilmesi, bu ayetlerin anlamını göstermek adına yeterlidir