İşte kahrolası istibdat yıkıldı.. Artık çocuklarımız kamçılarıyla işçileri sindirmeye gönderilmeyecek. O vampire çara ettiğiniz uşaklığın sonu gelmiştir. Yeni, özgür Rusyayı Kurucu Meclis idare edecek. Bu meclis bambaşka bir yaşam, şanlı şerefli bir yaşam kuracak.
“Güneş ışığından uzak durmalısınız,” diye beni uyarmıştı. “Daha önce sizinki gibi bir deri görmemiştim -yer altında yaşamak için y a r a t ı l m ı ş s ı n ı z.”
Gülmüştü, zira onun için bu inanılmazdı -o bir ayçiçeği gibi her şeyiyle Güneş’e yönelmişti. Bense, beyaz bir hindibaya, patates filizine benziyordum -yaşamımın geri kalanını kazan dairesinde geçirmeliydim.
Was this what he believed, what he had always believed when I talked on and on about goodness? Was he making the violin say it? Was he deliberately creating those long, pure liquid notes to say that beauty meant nothing because it came from the despair inside him, and it had nothing to do with the despair finally, because the despair wasn't beautiful, and beauty then was a horrid irony?
Lord Byron’ın 1813 tarihli manzum eseri. Haremdeki bir kadın olan Leyla’nın bir “Gâvur”a (Giaour) âşık olduktan sonra kocası tarafından boğulmasını anlatır. Gâvur’un, yaptıklarının cezası olarak vampire dönüşeceği öngörülür.