Van Gogh, paketi verdikten sonra hiçbir şey olmamış gibi sessizce
odasına döndü ve kanlar içindeki yatağında uykuya daldı. Ertesi sabah polis onu kan kaybından ölmek üzereyken buldu. Kulağını emanet ettiği o genç kadın ise bu travmatik
gecenin izlerini hayatı boyunca taşıdı.
Neden kesik kulağını o kıza verdi..? Neden o kızı seçti..?
En çarpıcı ve en çok kabul gören teori şu, Van Gogh'un yaşadığı Arles kasabası, kanlı boğa güreşleri ile meşhurdu ve Van Gogh bu güreşleri sık sık izlemeye giderdi. Bu güreşlerin çok vahşi bir geleneği vardır:
Matador boğayı öldürüp zafer kazandığında, boğanın kulağını keser ve arenadaki izleyiciler arasından seçtiği bir kadına ödül olarak sunardı.
Gauguin ile yaşadığı kavgada kendini
yenilmiş bir boğa gibi hisseden Van Gogh'un, kendi kulağını kesip bunu genelevdeki bir kadına sunması, bilinçaltında bu kanlı matador ritüelini canlandırdığı şeklinde yorumlanır. Kendisini hem kurban hem de
matador yerine koymuştur.
Van Gogh'un da kendini toplumdan
dışlanmış, yaralı ve kusurlu gördüğü biliniyor. Kriz anındaki o karanlık mantığıyla; kendisi gibi acı çeken, bedeni parçalanmış bu kadına,(kadın köpek tarafından ısırıllmıştır) kendi bedeninden bir parça vererek sapkın
bir empati kurduğu düşünülüyor. Sanki kendi kanlı etini, onun eksik veya yaralı etinin yerine koymak istemişti.
#
@lıntı