Karar verme eylemi, her şeyin temelini oluşturur: kim olduğumuzun, ne yaptığımızın, çevremizdeki dünyayı nasıl algıladığımızın. Seçenekleri tartma becerisinden yoksun olsaydık, en ilkel dürtülerimizin tutsağı olarak yaşayabilirdik ancak. Ve ne şu anı akıllıca yönlendirilebilir, ne de geleceğimizi planlayabilirdik. Tek bir kimliğe sahip olduğumuz halde tek bir zihne sahip değilizdir; birbiriyle rekabet halindeki birçok güdünün birer toplamı olarak yaşarız. Kendimizi ve toplumumuz için daha iyi kararlar vermemiz ise, seçeneklerin beyinde birbirleriyle girdiği mücadeleyi anlamamıza bağlıdır.
Beynin temel görevi, öngörüde bulunmaktır. Bunu da makul bir düzeyde gerçekleştirebilmek için bütün deneyimlerimizden yararlanarak dünyayla ilgili sürekli bilgi toplama yoluna gideriz.