Örneğin hesaplama taşlarını kullanmaya aşina olmayan biri bu işi iyi bilenler tarafından yanıltılabilir, aynı şekilde sözcüklerin anlamı konusunda deneyimsiz olan biri de hem kendisi konuşurken hem de başkalarını dinlerken temellendirme sırasında paralojizme düşer. Bu ve başka yerde sözü edilecek nedenlerden dolayı gerçi sözümona bir vargı ya da bir çürütme meydana gelir, ama gerçek anlamda değil.
Kimileri, olduğundan bilge görünmeye çok önem verdiği ama hiç de öyle görünmediği (zira sofistlerin bilgeliği gerçek değil, sadece görünürde bilgeliktir ve sofist gerçek değil görünürde bilgeliğiyle para kazanır) için, bu tür insanların sanki bir bilgenin işini gerçekten yapar gibi görünmek istedikleri, ama onun görünüşüne sahip olmadıkları böylece anlaşılmaktadır. Oysa bilgenin işi bu ikisini karşılaştırmak için bildiği, tanıdığı şeyler hakkında yalan söylememek ve bir başkasının yanlış savlarını ortaya çıkarabilmek, yani kısmen kendi adına kısmen de başkalarının yerine hesap verebilmektir. Sofist olmak isteyen bir kimse sözü geçen tartışma biçimini öğrenmeye çalışmak zorundadır; zira amacına ulaşmasına yararlı olur, çünkü böyle bir beceri ona göz diktiği gibi bilge görünüşü kazandıracaktır.
Örneğin kimileri iyi davranışlarda bulunur, kimileri ise adamakıllı böbürlenerek ve kendine çeki düzen vererek öyle görünür. Aynı şekilde bazıları kendi güzellikleri nedeniyle güzeldir; bazıları da süslenerek öyle görünür. Cansız nesnelerde de benzer şeyler vuku bulur; bunlardan bazıları hakiki gümüş ya da altındır; bazıları ise ne gümüştür ne altın, ama benzer bir dış görünüşe sahiptir, sözgelimi pirinçten ya da gümüş ve kalay karışımından yapılmış ya da altın sarısı renginde aletler gibi. Aynı şekilde bir vargı ile bir çürütme de gerçekten böyle bir şeydir; ötekiler değildir, ama deneyimsiz bir kişiye öyle gibi gelir, çünkü deneyimsiz kişi sadece uzaktan bakar.
Delfi tapınağının kapısında yazılı olduğu iddia edilen bu kadim ifade [Kendini bil], binlerce yıldır filozofların düşüncelerini etrafına ördükleri bir çekim merkezi gibidir. Her şeyin gerisinde
Sanat yaşamdır, bedene katmadır, emektir... Sanat artık bir vargı değil, aksine bir öncüldür. Neşe olmaksızın, şiir olmaksızın artık devrim olmayacaktır. Çünkü, bir kez daha sanat, devrimden önce devrimi öncelemiştir.