Kürtlerin İlim Hazinesi, tavsiye edilen temel kitaplar
Xezîneya Ilmê Kurdan: Ji Medreseyê heta Zanîngehê* *Kürtlerin İlim Hazinesi: Medreseden Üniversiteye* _Ev lîste ji bo wan kesan e ku dixwazin bi zimanê xwe bixwînin, bifikirin û mezin bibin. Ji Şerefnameyê dest pê bike, heta Felsefe û Jiyanê bimeşe._ _Bu liste, kendi diliyle okumak, düşünmek ve büyümek isteyenler içindir. Şerefname ile başla, Felsefe ve Jiyan’a kadar yürü._ *1. Dîrok û Siyaset / Tarih & Siyaset* Pirtûk / Kitap Nivîskar / Yazar Mijar / Konu Şerefname Şerefhanê Bedlîsî 1597. Kürt tarihinin temel kaynağı. Beylikler, aşiretler. Dîroka Kurd û Kurdistanê M. Emîn Zekî Beg Modern Kürt tarihi. 1930’lar. Klasik eser. Kürtler ve Kürdistan Tarihi M. Xurşîd Efendî Osmanlı dönemi Kürt tarihi. Bîranînên Min Celadet Alî Bedirxan Sürgün, siyaset, Bedirhan ailesi hatıratı. *2. Wêje û Helbest / Edebiyat & Şiir* Pirtûk / Kitap Nivîskar / Yazar Mijar / Konu Mem û Zîn Ehmedê Xanî 1692. Aşk, tasavvuf, felsefe. Kürt edebiyatının şaheseri. Dîwana Melayê Cizîrî Melayê Cizîrî 17. yy. Klasik tasavvuf şiirleri. Dîwana Cegerxwîn Cegerxwîn 20. yy. Vatan, özgürlük, modern Kürt şiiri. Leyla Fîgaro Hesenê Metê Modern roman. Diaspora, kimlik. *3. Dîn, Îslam û Qur’an / Din, İslam & Kur’an* Pirtûk / Kitap Nivîskar / Yazar Mijar / Konu Tefsîra Qur’ana Pîroz Mela Mihyedînê Muksî Tam Kürtçe Kur’an tefsiri. En yaygın. Mewlûda Kurmancî Mela Ehmedê Batê 18. yy. Peygamber’in hayatı. Mevlid geleneği. Nehc-ul Enam Ehmedê Xanî İtikad, fıkıh, ahlak. Medrese temel kitabı. Eqîda Îmanê Mela Seîdê Şemdînî Akaid. İmanın şartları. Rêya Heq Mela Ebdullahê Tîmûkî Fıkıh ve ibadet rehberi. *4. Zanist bo Zarokan / Çocuklar İçin Bilim* Pirtûk / Kitap Nivîskar / Yazar Mijar / Konu **Pirtûka Zanistê Bo
Kurdî
Dilerim Allah’tan ki karşına senin gibi birisini çıkarsın da benim ne yaşadığımı anla
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İdeolojilerin Çarpışma Alanı
Sinema dünyasında nadiren rastlanan, bilginin keskinliği ile hayatın acımasız pragmatizmini aynı potada eriten Captain Fantastic, izleyiciyi sadece bir yol hikâyesine değil, aynı zamanda sarsıcı bir varoluş sorgulamasına davet eden bir başyapıttır. Bu yapım, bir ailenin modern toplumun dayattığı konfor alanlarından kopup ormanın derinliklerinde inşa ettiği o ütopik dünyayı, gerçekliğin soğuk ve gri çeperiyle yüzleştirerek sistemin insan ruhu üzerindeki tahakkümünü kusursuz bir biçimde ifşa eder. Filmin merkezinde yer alan baba figürü, evlatlarını sistemin birer dişlisi haline getirmek yerine, onları doğayla iç içe, sorgulayan, donanımlı ve entelektüel birer birey olarak yetiştirme gayesi güder. Ancak bu "orman ütopyası", dış dünyanın pragmatik gerçekliğiyle çarpıştığı anda, ideolojik bir kule olarak yıkılmaya mahkûm kalır. Filmdeki her bir kare, doğanın ham ve kontrolsüz gücü ile modern yaşamın tek tipleştirilmiş otoyolları arasındaki o keskin uçurumu yansıtırken, bizlere şu soruyu sorar: Doğru yaşam, toplumdan kaçarak mı kurulur, yoksa toplumun içindeki o büyük kaosun içinde mi korunur? Bu eser, bilginin mutlaklaştırıldığı bir ortamda duygusal zekânın nasıl körelebileceğini, en katı disiplinin bile sevginin şefkatli dokunuşuyla yumuşatılmadığında nasıl bir "entelektüel hapishaneye" dönüşebileceğini gözler önüne serer. Yönetmen, taraf tutmaktan kaçınarak; ne vahşi doğayı kutsallaştırır ne de modernizmin konforunu mutlaklaştırır. Aksine, her iki yaşam biçiminin de insanın en temel ihtiyacı olan "aidiyet" duygusu karşısında nasıl yetersiz kalabileceğini, karakterlerin yüzlerindeki o hüzünlü yabancılaşma üzerinden ustalıkla işler. Sonuç olarak film, sadece bir aile hikâyesi değil; insanın kendi zihnine inşa ettiği o yüksek kulelerin, gerçek hayatın sert rüzgarları
Çünkü biz öyle yazık, öyle ayıptık aşka Sevmedi bizi, gitti, sonuna kadar direnmiştik, o başka
Dünya ne demektir bunu hiç düşündünüz mü? Arapça'da "dun" aşağı demek ya da işte yaşanılan yer, dünya. Yani aşağıdakilerin yaşadığı yer. Yani aşağılık yer. Şimdi biz aşağılık mıyız? Evet aynen öyle aşağılıksınız Sadık beyciğim ama üzülmeyin hepimiz öyleyiz, aşağılık olmasak bu aşağılık yerde niye yaşayalım. Ne demiş sevgili manevi abim Friedrich Nietzsche, varlık sonsuz bir yaradır ve övünülecek bir şey değildir.
Sevmek bir varoluş biçimidir; insan sevdiği ölçüde çoğalır, kaybettiği ölçüde derinleşir.

Muhammed

@cokyorulduminanki
·
Sevmek çoğu zaman var olmaktır. Sonunda bizi yok olmaya götürse bile...