Beklentiniz yoksa, korku hikayelerini de seviyorsanız...
8/10
·224 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 00:00
Okunur ama daha çok çocuklar için tabii. Çocuk dediğim de ortaokullu-liseli yaş aralığındaki ergenliğe yeni girmiş çocuklar. (12-14 yaş) Yaklaşık 8 yıl önce serinin 2.kitabını ortaokulumuzun kütüphanesinde okumuştum ve bayağı etkilemişti beni. Korkutmamıştı ama bir miktar rahatsız etmiş, Korku türüne ilgimi pekiştirmişti. Özellikle de sonuyla beğenimi kazanmıştı. Nostalji amacıyla bu sefer tüm seriyi okuyayım dedim. 1. Kitap büyümemden midir, bazı hikayalerin konularının diğer bölümlerle kıyasla tekrar ediyormuş gibi hissetirmesinden (hipnoz edilme, ele geçirilme) midir bilemem sıkıldığım yerler oldu. En güzel kısmı yine son bölümdü. Diğerleri vasat. En sevmediğim diğer kısmı hikayelerin çoğunun sanki yarıda kesilmiş olması. İnsan okurken beklentiye giriyor, haliyle sonuç da bekliyor. Öykü birden bitince hikaye önemini yitirmiş oluyor gözümde. (Yazar son yazmayı umursamamış ben neden hikayeyi umursayayım ki?) Neyseki son kısımda olmadı da kurtardı. Montague'nin hikayesi anlatılmaz diye çok korkuyordum. Böyle anlattım ama...Ama Türkiye'yi içeren bir bölümü var o yüzden 8/10 veriyorum Kısa korku öyküleri sevenler bakabilir. (Beklenti olmadan okuyun.) Montague Amca'nın Dehşet Hikayeleri
Montague Amca'nın Dehşet HikayeleriChris Priestley · Tudem Yayınları · 2009229 okunma
1/10
·116 syf.·
2026 51. kitabı
Spoiler içerir.!!! Kitap esas olarak Türkan’ın, eşi Orhan’ın ölümünden sonra evliliğine farklı bir gözle bakmasını anlatıyor. Orhan’ın aslında hâlâ eski eşini sevdiğini, kendisiyle ise daha çok mantık ve düzen üzerine kurulu bir evlilik yaptığını fark ediyor. Bundan sonrası ise benim için oldukça klişe ilerledi. Türkan, adeta bir Yeşilçam filmi sahnesini andıran nostaljik bir karavan yolculuğuna çıkıyor, kendisinden genç bir adam olan Ulaş’la tanışıyor. Yetmezmiş gibi hikâyenin ortasında bir mektup bulunuyor ve olaylar bu mektupla yön değiştiriyor. Daha sonra da yolda tanıştığı kişi sayesinde başka bir şehre taşınması ve bunu tek başına gerçekleştirmesi gibi gelişmeler ekleniyor. Tüm bu olay örgüsü bana fazlasıyla romantize edilmiş ve oldukça vasat bir hikâye gibi geldi. Karakterlerin kararları ve yaşanan gelişmeler yeterince inandırıcı değildi. Benim açımdan kitabın tebrik edilmesi gereken tek yanı, yazardan çok kitabın tanıtımını başarıyla yapan PR ekibi oldu.
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,6bin okunma
Reklam
5/10
·184 syf.··
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 21:32
Afrikalı Leo ve Semerkand kitaplarının yanında çok vasat kalan bir eser. Türkleri işgalci gözüyle nitelerken, Arap-İsrail savaşını artık beni heyecanlandırmaz oldu deyip işin içinden çıkamazsın Sayın Maalouf Kitap zaten ince olduğu için ve her ne kadar yavan olsa bile sonunu getirebileceğinize inandığınız için bir şekilde gidiyor. Son bölüm özellikle akıl hastanesi bölümü bir nebze olsun iyiydi. Okumak için okuyup hiçbir zevk almadığım kitaplardan oldu.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
Hannah Arend/ Kötülüğün sıradanlığı
Puan vermedi·320 syf.··
2026 29. kitabı
Hannah Arend/ Kötülüğün sıradanlığı Nazi Almanyasında Yahudilerin toplama kamplarına ve gettolara naklinden sorumlu Otto Adolf Eichmann 11 Mayıs 1960’ta Buenos Airesin kenarı mahallelerinden birinde yakalandı ve İsrail’e getirildi 11 Nisan 1961’de Kudüs bölge Mahkemesi’ne çıkarıldı ve 15 ayrı iddia ile suçlandı başkalarıyla birlikte nazi rejiminin başından sonuna kadar özellikle ikinci Dünya Savaşı sırasında Yahudi halkına karşı suçlar insanlar karşı suçlar işemişti Türkiye’de totalizm üzerine çalışmalar ile tanınan ünlü siyaset bilimci Hannah Arend bu kitabında nazi Almanyası döneminde milyonlarca Yahudilerin toplama kamplarında önüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Otto Adolf Eichmann Kudüs’teki yargılama sürecini ele alıyor Yahudi soykırımının mimari olarak sunulan Adolf Eichmann sadist bir canavardan ziyade hatta korkutucu derecede normal bir insan olduğunu dikkat çeken Arend özellikle düşünme ve muhakeme iletişimin kaybolması ile birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını vurguluyor. Arend ,Adolf Eichmann'ın davasını The New Yorker dergisi için takip ederken geliştirdi ve daha sonra bunu Eichmann Kudüs'te adlı kitabında derinleştirdi. Arendt davanın başına gittiğinde, milyonlarca Yahudinin toplama kamplarına gönderilmesini (lojistiğini) organize eden Eichmann'ın "sadist bir canavar" ya da "psikopat bir nefret figürü" olmasını bekliyordu. Ancak mahkeme salonunda karşılaştığı figür tamamen farklıydı. Kitap , Soykırım sürecini de başlık başlık ele almış özellikler3-13 arasın bölümler Soykırım’ın nasıl planlandı nerede ne şekilde hayata geçirildiği konusunda net bilgiler sunmaktadır örneğin İlk çözüm olarak Yahudiler sürgün etmek düşünürken ikinci çözüm olarak Yahudiler bir merkezli toplamak ve nihai çözüm olarak da öldürmeyi planlıyorlar Soykırım sadece
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022989 okunma
Vasat
3/10
·312 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:20
Güzel merak uyandırıyor ama sonu hüsran. Yani bi tess gerritsen fanı olarak vitesin sürekli yükselmesine alıştığımdan mıdır bilmiyorum. Sonunu çok vasat buldum. Çok güzel başladı ters köşesi de bayağı sağlamdı, sonra BATIRDI. Hayal ettiğim gibi değildi. SPOILER Kitaba başladığımda herifin kendi annesini öldürdüğünü tahmin etmiştim bu arada. Okları amelianın üstüne çevirdiğinde anlamıştım. Kitabı özel dedektifle bitirdiğine göre devamı gelcek gibi ama bakalım…okur muyumm sanmam.
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,3bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:43
Bir gün yeniden Ayşegül Devecioğlu okumak kaçınılmazdı sanki. evet, çünkü Kuma Daireler Çizen kitabı, böyle olmamasını imkânsız kılıyordu. Bu yüzden, Anatomi Dersi kitabını okumayı seçtim. Kitaptaki altı öykü, öncelikle yazarın kaleminin ne kadar iyi olduğunu gösteren çok nitelikli örneklerle dolu. İlk dört öykü muazzam, özellikle Siyah Moli, kitabın zirvesi ve ayrıca önceki iki hikâyeyi düşündüğümüzde yazarın nereye yöneleceğinin ilk işareti de bu hikâyede görülebiliyor diyebiliriz. Bu dört hikâye eğer kitap sonuna dek devam edebilirse Tahsin Yücel'in Komşular kitabı kadar müthiş bir okuma zevki verecek bize diye düşündürdü önce. Ancak Devecioğlu Siyah Moli'den itibaren ama özellikle bu hikâyeden sonra rotasını değiştiriyor. "İlginç" yazmak, yazabilmek; ilgi çekici hikâye konuları bulabilmek iyi bir şey olabilir, öyledir, ama sonuçta bir kitabın tamamının aurası, atmosferi, bütünlük hissine bu yeni seçimlerin, yeni konuların, taşlamaların vd iyi oturup oturmadığına da bakmamız gerekir. Bence yazar 4. hikâye ile birlikte seçtiği bu yeni yolun hakkını onları anlatabilmek anlamında veriyor ama kitabın ilk üç öyküsünün derinliği, niteliği ve lezzetinin yanına değil uzağına bile ulaşamıyor bu hikâyeler .Baş Daima Dik Olmalı hikâyesi inandırıcı olamaması anlamında ilgi çekici bir hikâye, zorlama ve bunu çok belli ediyor, bunun bir sebebi bence kendince bir polisiye muammaya tutunmuş olması. Son iki hikâyede de artık bu çizginin sürdüğünü görüyoruz. Böylece Anatomi Dersi kitabı iki ayrı lezzet barındıran, iki ayrı kitap tadı veriyor. Son üç öyküde sadece Baş Daima Dik Olmalı ilk üç öyküye yakın bir yerde duruyor. Yazarın bu seçimi neden yaptığını bilmiyorum, anlamadım açıkçası; ama kendi adıma, kitabın tadını bozan, vasat hikâyeler bunlar. Daha doğrusu; bu hikâyeler
Anatomi DersiAyşegül Devecioğlu · Metis Yayıncılık · 2022137 okunma
Reklam
Reklam