zargana da farkında olmadan o dönemi, yani çocukluğunu hayatından atıyordu. belki elinde bir silahla düşman cephenin sivillerini öldürmeye yemin etmemişti, ama kendi evinden kaçmayı denemişti. insanın kaderine öldürene kadar tecavüz etmeyi istediği gün, o kaçış fikrinin bir kara delik gibi zihnine gelip yerleştiği gündür. yoksul olduğu için bilgiye ulaşamayanlardan, hayatı ve insanlığı sorgulamayanlardan, en yüksek eğitim olanaklarının sunulduğu, delirmek için yeterli bütün malzemeye sahip çocuklara kadar bütün hayat tarzlarında, kaçış, rahatsız ama çekici bir yere sahiptir. üzerinde fazla oturulamayan sert bir koltuk gibi. anarşist yazarların okunması gerekmez yaşanan yerden kaçma fikrinin ortaya çıkması için. paranın olup olmaması, bir kentte ya da bir kasabada yaşanması hiçbir şeyi değiştirmez. bir insan ya gitmek ister ya da kalmak. gidenler üzüntüyü çarşaf yapıo üzerine yatar ve o çarşafın üzerinde bin bir zevk içinde hayatla sevişir. kalanlarsa vasat hayatlarını, bir ürünün taban ve tavan fiyatlarına benzeyen taban ve tavan duygular içinde yaşayarak yerleşik düzenin sokak lambaları hâline gelir...
Nietzsche'nin takipçilerinin en büyük kısmını 1890'ların gençliği ve avangardı oluşturuyordu. Bunun, o zamanlar hem spiritüel hem de politik açıdan vasat olarak algılanan imparatorluğun (Kaiserreich) durumuyla epey ilgisi vardı. Bu insanlar için Nietzsche, yüzyılın dönümünde çok önemli bir figür, “ancak Buda, Zerdüşt ya da İsa Mesih ile kıyaslanabilir ayarda bir adam” olarak görülüyordu. Destekçileri çılgınlığına bile spiritüel bir nitelik atfetmişti. Çünkü Nietzsche, kendi hikâyesindeki çılgın gibi, kendi vizyonu ve onu henüz kavrama kabiliyetinde olmayan bir toplumun yabancılaşması yüzünden deliye dönmüş biriydi. Alman Dışavurumcuları, yaşamın tüm aşırı biçimlerine olduğu gibi, sözde özgürleştirici niteliklerinden ötürü çılgınlığa da hayranlık duyuyorlardı ve Nietzsche'yi hem sözcü hem de örnek olarak tanımlamışlardı. Muhalifleri ise onu, sonradan ortaya çıktığı üzere tamamen yanlış bir şekilde, “bir dönem için hezeyana kapılıp sonra da yok olacak" bir "yozlaşmış” olarak görüp reddetti.“