• Hiç bilmiyeyim hiç bir şeyi
    Bildiğim herşeyi sana bırakıyorum..
  • Güneşin evrene can verdiğini söylerler. Güneş gökyüzüne yükselsin de görün bakalım,o bir ölü değil mi?Her şey ölü,her yerde ölüler var.İnsanlar yeryüzünde yalnız,çevrelerinde ölüm sessizliği;bizim
    dünyamız bu işte..."İnsanlar,birbirinizi seviniz!" Bunu kim söylemiş,kim bize böyle bir vasiyet bırakmış?Saatin sarkacı
    habire vuruyor, duygusuz, soğuk soğuk...
  • Öldükten sonra mal varlığımın, Türk öğrencilerin gelip kalacakları bir Türkevi kurulması için harcanmasını vasiyet etmiştim. Bana verdiğiniz bu 100 bin dolara ben de 100 dolar ekleyecek ve Türkevi’nin bir an önce hayata geçmesini sağlayacağım.
    Orhan Bursalı
    Sayfa 29 - Kırmızıkedi Yayınları
  • Aşka Can Veren Vasiyet romantik komedi tadında bir aşk romanı. Kitabın adından da anlayacağınız üzere ana karakterimiz Toprak kendisinin bile bilmediği aşkını babasının bıraktığı vasiyet ile buluyor. Cemre ise Toprak'ın hırçın güvercini. İkisininde aşklarına can veren vasiyet acaba yollarını birleştirebilecek miydi? Yoksa bu vasiyet onların hayatlarını bilinmeyen bir çıkmaza mı sürükleyecekti?
    Aşka Can Veren Vasiyet, kısa bölümlerden oluşan bir kitap. Okudukça bölümler akıp gidiyor. Bir bölümden diğer bir bölüme geçerken merak içinde oluyorsunuz. Buna nazaran ben sonlarına doğru artık fazla mı uzatıldı duygusuna kapıldım, ama yine de sona yaklaştıkça bitmesin istedim. Kitapta bir diğer dikkatimi çeken, kahramanların içinden geçenler hep kahramanların ağzından direk anlatılıyordu. Kitabın genelinde bu hakimdi, ilginç buldum diyebilirim. Uzun zamandır böyle heyecanlı bir aşk romanı okumamıştım, çok iyi geldi. Siz de böyle heyecanlı bir aşk romanı arıyorsanız hiç düşünmeden alabilirsiniz bence. Özellikle Karadenizli kitap dostlarım!
  • VEDA HUTBESİ

    "Ey insanlar!
    Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada buluşamayacağım.

    İnsanlar!
    Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübârek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur.

    Ashâbım!
    Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız!

    Bu vasiyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

    Ashâbım!
    Kimin yanında bir emânet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki fâizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib'in oğlu (amcam) Abbas'ın fâizidir. Lâkin ana paranız size aittir.

    Ashâbım!
    Dikkat ediniz, câhiliyeden kalma bütün âdetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Câhiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdülmuttalib'in toruni Râbia'nın kan davasıdır.

    Ey insanlar!
    Muhakkak ki şeytan, şu toprağınızda, kendisine tapınılmasından tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dîninizi korumak için bunlardan da sakınınız.

    Ey insanlar!
    Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah'ın emâneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helâl kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınız, onların aile namusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve âdete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

    Ey mü'minler!
    Size iki emânet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emânetler Allah'ın kitabı Kur'ân-ı Kerim ve O'nun Peygamberi'nin sünnetidir.

    Mü'minler!
    Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman, Müslüman'ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashâbım!

    Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    Ey insanlar!
    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Arap'ın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur.

    Üstünlük ancak takvâda, Allah'tan korkmaktadır. Allah indinde en kıymetli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Âzâsı kesik siyahi bir köle başınıza âmir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabı ile idâre ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba oğlun suçu üzerine, oğul da babanın suçu üzerine suçlanamaz.

    Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

    1- Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.
    2- Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı haksız yere öldürmeyeceksiniz.
    3- Zinâ etmeyeceksiniz
    4- Hırsızlık yapmayacaksınız.

    İnsanlar!
    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?”
    Sahâbe-i Kirâm birden şöyle dediler:
    "Allah'ın elçiliğini îfâ ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatte bulundunuz, diye şehâdet ederiz!”

    Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) şehâdet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu.

    Şâhid ol yâ Rab!

    Şâhid ol yâ Rab!

    Şâhid ol yâ Rab!”
    Cemalnur Sargut
    Sayfa 271 - Nefes yayınları
  • "...Umut güzeldir oğul. İnsanın bir dileği beslemesi güzeldir. Âdem de işte oğullarına bu umudu vasiyet etmiştir."