“Vatan için.”
“Devlet için.”
“Dava için.”
“Güvenlik için.”
“Beka için.”
Bütün bu kelimeler insan onurunun önüne geçtiğinde, koruduklarını iddia ettikleri şeyi de çürütür. Çünkü insan onurunu çiğneyerek devleti koruyamazsınız. Hukuku ezerek güvenliği sağlayamazsınız. Dava diyerek hakikati örtemezsiniz. Vicdanı susturarak toplumu ayakta tutamazsınız.
İnsan kalmanın ölçüsü
Bir toplumsal düzenin kalitesi, hatta asıl gücü, suçladığı kişiye nasıl davrandığında belli olur. Sevdiğine merhamet göstermek kolaydır. Kendi mahallesinden olana adalet istemek de kolaydır. Zor olanı öfke duyduğumuz, suçladığımız, hatta düşman gördüğümüz birinin karşısında durup “onun da bir onuru var, ona dokunamazsınız” diyebilmek ve bunu içtenlikle savunabilmek.
Adalet bilincinin varlığı da vicdanın diriliği de burada ortaya çıkar.
Kötülüğü yapanlar kendilerini çoğu zaman iyi gerekçelerle ikna eder. Bize düşen, o gerekçelerin altındaki ahlaki çürümeyi görmek ve göstermek olmalıdır. Çünkü bir toplum, kötülüğün hangi güzel kelimelerin arkasına saklandığını fark edemezse, bir süre sonra kötülüğe değil, kötülüğü ifşa edene öfkelenmeye başlar.
İşte o zaman mağdur susar, fail rahatlar, hepimiz karanlığa biraz daha alışırız.
Buna razı olmayalım.
Çünkü kötülüğün karşısında ilk görevimiz kahraman olmak değil, insan kalabilmektir.
Mustafa Yeneroğlu
Serbestiyet
20/06/2026