Puan vermedi·300 syf.·
2026 12. kitabı
Türkiye'de en yayın kullanılan Türk İnkılap Tarihi kitabına dair görüşlerimi kısaca paylaşmak isterim: Islahat hareketlerinden Cumhuriyet Dönemi inkılaplarına kadar her gelişme öz bir şekilde sunulmuş. Ortaokul İnkılap Tarihi'nden YKS, KPSS sınavlarına kadar geniş ve yeterli bir kapsamda anlatımı var. Bu kitabın bu tarz sınavlarda ilgili soruları test çözme hazırlığına gerek kalmadan yorum yapmayı kişiye kazandırabileğini düşünüyorum. Kendi tarihimize kendi bakış açımızdan bir eser olduğu için mutlaka Batılı kaynaklar ile karşılaştırılarak okunmalı. İnkılaplar bölümüne gelindiğinde tartışmaya açık birçok konu olduğu için eleştirel okuma yapılması tavsiye edilir. Vatan sevgisi ile dolu yazarlar tarafından yazıldığı için okurda vatandaşlık bilincini uyandırma potansiyeli yüksek (özellikle dış politika tutumlarında) Gereken zamanı ayırarak okuyan biri okul sıralarında ezberlediğimiz hatta kodladığımız konuları çok rahatlıkla zihninde oturtabilir ve dünya görüşüne de katkıda bulunur. kitap incelemeleri | kitaplar | tarih okumaları | Türk İnkılap Tarihi | vatandaşlık
Türk İnkılap TarihiSabahattin Özel · Der Yayınları · 201052 okunma
10/10
·308 syf.··
2026 113. kitabı
Kamuran Akdemir Kamuran Elagöz Bazı gerçekler aydınlatmaz ,sadece karanlığı kimin taşıyacağını değiştirirdi.İnsan bazen doğruyu bulur..ama o doğruda yaşamını kaybeder.En ağır pişmanlık,”Keşke bilmeseydim” Eseri ilk elime aldığımda direk kapak tasarımı beni kendine çekti arkadaşlar.Okumaya başladığım andan itibaren elimden bırakamadım.İlk başlar ağır ilerlese de sayfalar su gibi akıp gitti.Yazarımızın kalemi güçlü ve yalın.Okurunu yormuyor,muazzam betimlemeleriyle esere bağlıyor. Bu eser öyle yüreğime dokundu ki,katilin kendi adaletini sağlamış olmasını hiç yadırgamadım.Cenk Komiser in bir kodamanın damarına bastığa için mesleğinden istifa etmesine tahammül edemedim.Maalesef bunu yaşayan çok Polis kardeşlerimiz var.Cüzdanı kalınlar,isteği zulmü,pisliği yapıyor bulunduğu makama güvenerek binlercesi vatan sevdalılarını mesleğinden,ekmeğinden ediyor Baskomiser Efsun,babasını kaybettigi dönemde tanışıp evlendiği psikolog eşiyle sadece altı ay evli kalır.Zaman ilerledikçe verdiği kararın yanlış olduğunun farkına varıp ayrılır.Simdi otuz altı yaşında,güçlü,ayakları yere sağlam basan kendinden emin duruşu,sorgulayan bakışları ile disiplinli,tuttuğunu koparan haliyle emniyetin gözbebeğidir. Başkomiser Efsun,aldıkları ihbar üzerine ekibiyle birlikte gittikleri evde bir genç kızın cesediyle karşılaşır.Genc kadının katili olarak eşi tutuklansa da Efsun un içi rahat değildir çünkü yerine oturmayan taşlar mevcuttur.Aldıkları son ihbar ile olay başka yöne gider ve derinlemesine bir araştırmaya girer ve kendisine yardım edecek en iyi kişi çocukluk arkadaşı Cenk tir. Cenk,istifa ettim diyerek önce yardıma yanaşmaz ama Efsun,Cenk i ikna eder.Efsun un ekibiyle birlikte Cenk gücünü birleştirir ve olaylar birbir gün yüzüne çıkar.. Rıza nın Elif ile bakimevine gitmesi,Vedat ın “annemi hastaneye
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202621 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Endülüs Tarihi
Puan vermedi·415 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:03
ENDÜLÜS Müslümanlar; İber yarımadasına 711 yılında girdiler, 1609 yılında bu coğrafya'ya veda ettiler. Tam dokuz asır yaşayan bu topluma Endülüs adını verdiler. Ve biz asırlar sonra bıraktıkları mirasla Endülüs Medeniyeti olarak anıyoruz. O dönemin İspanyasın da yaşayan Vizigot Krallığı, taht mücadelesi içinde Kuzey Afrika da fetih hareketlerini sürdüren Müslüman Berberiler ve Araplardan yardım talebi üzerine, Kuzey Afrika Valisi Mûsâ b. Nusayr.. Berberi asıllı Tarık b. Ziyad komutasında Dört bin kişilik Keşif birliğini göndererek, önce yardım talebine cevap vermiş zamanla da fetih mücadelesine başlamıştır. Şüphesiz İber yarım adasının kritik durumu Avrupa ile Afrika arasında hem ticaret hem de köprü olması müslümanları fetih hareketinde etkili olmuştur. Günümüz İspanya ve Portekiz sınırlarında ki bir çok yeri fetih gerçekleştirirken Kurtuba (Cordoba) başkent yapmışlardır. O dönem Vizigot krallığı, Portekiz krallığı, Kastilya krallığı, Yahudiler vs. ikâmet etmektedirler. Endülüs Müslümanları inanç, eğitim ve yaşayış tarzı ile vatan bildikleri bu toprakları imar faaliyetleri ile her türlü alanda yenilik getirmiş, zaman içinde adından söz ettiren söz sahibi olacak bir güce ulaşmışlardır. Kurmuş olduğu eğitim sistemi ile Avrupayı bile etkisi altına alacak.. İlim adamları, Alimler, filozoflar yetişmiş..Sonrasında gelen nesillere bir ışık, bir pusula olarak büyük bir miras, bir kılavuz bırakmıştır. İbn Hazm, İbn Habib, İbnü'l- Kûtiyye, Abdullah b. Bulukkin, Gırnatalı İbnü'l Hatib, Ahmed er-Râzi, Uzri, Bekri, İbn Bâcce, Ebu'l Kâsım Abbas b. Firnâs Zerkâli vs. gibi İlim adamlarının eserlerini çeviri yapılarak her alanda gelişme sağlanmıştır. "Müslüman Endülüs'ten bize 30 kitap kaldı, atomu parçalayabildik. Şayet yakılan bir milyon kitabın yarısı kalsaydı çoktan uzayda
Tarih
EndülüsMehmet Özdemir · İslami Araştırmalar (İSAM) · 2014198 okunma
Ne Harika Bir Anlatı!
7/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 175. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:36
Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanına başlamadan önce bunun bir üçlemenin ilk kitabı olduğunu bilmiyordum ve kitabın ilk birkaç bölümünü bitirdiğimde hemen diğer iki kitabı da sipariş ettim. Kitabı bitirdiğimde ise aslında yazarın yalnızca işgal altındaki bir şehri değil, o şehrin içinde sıkışıp kalmış insanları da anlattığını fark ettim ve iyi ki gecikmeden diğer iki kitabı da sipariş etmişim diye düşündüm. Romanın en başarılı taraflarından biri, Kurtuluş Mücadelesi dönemini sadece cephede verilen bir savaş olarak ele almaması. Kemal Tahir, işgal altındaki İstanbul’da yaşayan insanların düşüncelerini, korkularını, çıkar çatışmalarını ve değişen şartlar karşısında aldıkları tavırları anlatıyor. Çünkü o dönemde mücadele sadece cephede değil; insanların kendi vicdanlarında, alışkanlıklarında ve seçimlerinde de yaşanıyordu. Romanın merkezindeki Kamil Bey’in yolculuğu bence klasik anlamda bir kahramanlaşma hikayesi değil, bir uyanış hikayesi. Paşa çocuğu olarak yetişmiş, iyi eğitim almış, sanatla ilgilenen ve belirli bir konfor içinde yaşamış bir insanın; zamanla içinde bulunduğu toplumu, dönemi ve kendi sorumluluklarını fark edişini okuyoruz. Bu değişimin en başarılı yanı ise aceleye getirilmemesi. Kamil Bey bir anda başka bir insana dönüşmüyor; önce görüyor, sonra anlamaya başlıyor ve en sonunda nerede durması gerektiğine karar veriyor. Aslında romanın ismi de burada daha anlamlı hale geliyor. İstanbul sadece askeri olarak işgal edilmiş bir şehir değildir; bazı insanlar da alışkanlıklarının, eski düzenlerinin, yetiştirildikleri çevrenin ve kaybetmek istemedikleri hayatlarının içinde esirdir. Burada vatan esir düşmüşken, kendi konforunu düşünen hiç kimsenin -fiziken esir olmasa bile- özgür olamayacağı, okuyucuya tane tane anlatılıyor diyebilirim. Kamil Bey’in
Edebiyat
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2026 100. kitabı
Sarraf - Eski Bir Aşk / Tuğba Nur Cebecioğlu Merhabaalar, bir solukta okuyup bitirdiğim bir kitap ile geldim. Bu ayın favorileri arasına girdi diyebilirim. Özellikle hem aksiyon hem ihanet hem de aşk varsa benim için akan sular durur. Bu arada serinin ilk kitabı arkadaşlar, devamı gelecek. Yazarın hesabında gördüğüm kadarıyla 3 kitap olarak öngörüyormuş. Bunun bilgisini de vermek istiyorum. Uygar ve Yakut evli bir çift. Uygar bir gün mutlu mutlu eve geldiğinde istihbaratçı karısı tarafından vatan haini olarak ihbar edildiğini öğreniyor. Bu arada Uygar'da istihbaratçı. Olaylar karışıyor ve Uygar suçlanıyor. Kitapta hem bu kısımları okuyoruz hem de 2 yıl sonrasını. Uygar'ım... Bence çok sarsıcı şeyler yaşamış. İnsanın sevdiği kişi tarafından böyle bir iftiraya uğramak bence ne olursa olsun aşırı sarsıcı bir durum. Ben iftiraya uğradığını düşünüyorum. Bu kısımda yazarın kurguyu nasıl ilerleteceğini tahmin etmeye çalışmak benim için eğlenceliydi. Bana göre kendisi bir hain değil arkadaşlar. Yakut yerine ben onu çoktan affettim. Yalanlar aralarına girdi işte. Yakut'a yer yer öyle kızdım ki ama onun içinde bir yanım böyle pır pır ediyor. Uygar'a üzüldüğüm kadar Yakut'a da üzüldüm arkadaşlar. Bence o da sevdiği insanın başına bunların gelmesini istemezdi. E niye ihbar etti dediğinizi duyar gibiyim. İşte ihbar etmese bu kitabı okuyamazdık... Bu ikisinin her şeyden kurtulup birleşmesini öyle okumak istiyorum ki bakalım aksiyonumuz ve sırlarımız devam ediyor. İkinci kitapta yazar bizi heyecanlandırmaya devam edecektir, öyle umut ediyorum. Ah ah keşke Yakut şöyle ağız dolusu bir aptal dese Uygar'a... Bu kelime kötü gelebilir size ama kitapta aslında çok tatlı bir anlamı var. Yakut'un annesiyle ilgili bazı şüphelerim var bakalım çok rahatsız etti beni bu karakter. Kitabın
SarrafTuğba Nur Cebecioğlu · Artemis Yayınları · 20266 okunma
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
Merhaba kitap sever dostlarım, kitabımız bizi 1960'li yılların Bulgaristan'ına götürüyor. O yıllarda komünist rejimin Türk azınlığa yönelik uyguladığı isim değiştirme, dil ve din yasakları, eğitim üzerindeki kısıtlamalar ve kimliksizleştirme politikaları romanın konusunu oluşturuyor. Bu dönemde Ruslar ve Bulgarlar tarafından Türklere uygulanmış insanlık dışı politikalara, baskı ve dayatmalara şahit oluyoruz. Sırf Tük oldukları için az bir maaşla köle gibi çalıştıklarına, kendi dillerini istedikleri gibi konuşup yazamadıklarına, inanç ve ibadetlerini gizleyerek yapmalarına, kendi topraklarında mal mülk sahibi olamadıklarına şahit oluyoruz. İlay milli mücadele duygusu ile büyütülmüş bir kız. Kitabı da onun ağzından okuyoruz. Milliyetçi, idealist, azimli ve baskılara karşı boyun eğmeyen biri. Mehmet Ali, İlay'ın çok sevdiği nişanlısıdır. Kendisini Bulgar olarak gören, benliğini unutan biri. Birbirlerini çocukluktan beri tanırlardı ve aşıklardı. Ama sayfalar ilerledikçe aslında İlay ile Mehmet Ali'nin hayat görüşlerinin ne kadar da farklı olduğunu göreceğiz. Biri milli duyguları uğruna her şeyi göze alırken, diğeri sırf arzuları uğruna kendi benliğinden vazgeçebiliyor. Ilay'ın hem vatan aşkından hem de gönül aşkından vazgeçmemesi için vermiş olduğu mücadele çok etkileyiciydi. Kitabın ismi, yaşadıkları tüm zulümlere rağmen Türk toplumunun her bahar yeniden yeşereceğine, yani "çiçeklerin yeniden büyüyeceğine" olan inancı simgeler. Kitapta milli duygular ön planda. Bu da benim çok hoşuma gitti. Aynı zamanda aşk, isyan, nefret her türlü duygu var. Emine Işınsu, bu eseriyle Bulgaristan Türklerinin yaşadığı dramı sadece siyasi bir belge gibi değil, bir kadının iç dünyası ve mahrem acıları üzerinden edebî bir dille anlatmıştır. "Bedenler,beyinler ve sevdalar bu toprağa
Çiçekler BüyürEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 20121,947 okunma