Bu insanları oldukları gibi kabul etmek gerek. Parayı seviyorlar ama bu hep böyle oldu. İster deri, ister kağıt, ister bronz, ister altın olsun, insanlık parayı sevdi. Akılları bir karış havada elbette. ama ne önemi var? Acıma duygusu ara sıra yüreklerinin yolunu buluyor. Özellikle basit insanların yüreklerinin.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Odama geri dönünce şöyle düşündüm: "Böylesi en iyi­si. Caligula'nın deli olduğunu yakında herkes görecek ve onu hapsedecekler. Augustus'un İmparator olacak yaşta bir torunu da kalmadı geride; bir tek Ganymede var, ama yeterince popüler ve güçlü karakterli değil. Cumhuriyet geri gelecek. (...)" Ama -inanır mısınız?- herkes Caligula'nın kutsallığını sorgusuz sualsiz kabullendi. (...) iyileşmesinden (ki halk tarafından müthiş bir coşkuyla kutlandı) sonraki on gün içinde, Augustus'un hayatı boyunca kabul ettiği tüm fani payelerini ve ayrıca bir iki payeyi daha kendine verdi. İyi Caesar, Orduların Babası Caesar, En Bağışlayıcı ve Kudretli Caesar ve Vatan'ın Babası oldu; bu sonuncu payeyi Tiberius hayatı boyunca ısrarla reddetmişti.
Sayfa 433·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Son zamanlarda memlekette işler hiç iyi değildi ve Paşazade'ye göre masal dinleyecek zamanlar geçmişti. İkitidar ve muhalefet arasında 'kemâlinefret' kalplere girmiş, iş sanki kan davasına dönmüştü nicedir. Bir araya gelmek, karşılıklı konuşmak yoktu iki tarafın da lügatinde. Yenmekten başka dil, ezmekten başka hedef bilmiyorlardı ve ikisi de diğerine 'Kardeş, benim ecza kutumda şunlar var. Seninkinde ne var? Çıkar, şu garip vatanın yaralarını saralım' demiyordu. Ne hikmetse her ikisinin de tek gayesi vatanın, milletin mutluluğu olan iki parti o mutluluk gayesinde bir türlü anlaşamıyor; bir taraf diğerini vatanı batırmakla, öbür taraf bu tarafı vatan hainliğiyle suçluyordu. Aynı şeye bakan iki taraf birbirine taban tabana zıt iki şey görüyorsa o gözlerin merceklerinde birer odak kaymasının meydana geldiği muhakkaktı."
Sayfa 135·Kitabı okuyor
« Tıpkı Osmanlı’nın son günleri... Sığınmışlar düvel-i muazzamaya. Ağzının içine, eline bakıyorlar. Süründürmeye bayılıyor onlar da... Ne ondurur, ne güldürürler. Yüz yıla yakın var ki, ülkede dönemselleşti bu. Tam böyle anlarda, birilerinin ayranı kabarır. Duman ederler ortalığı... Vatan, millet derken bir bakarsınız eski hırsızlar yine yerlerini almışlar. Bir tür oyun. Tefeci-bezirgân, finans-kapital ortaklığının indi bindi oyunu.»
Sayfa 90 - Everest Yayınları, 1. Basım: Ekim 2004·Kitabı okuyor
Edebiyat
O da bir insandı hepimiz gibi... Etten, kemikten yapılmış; göğüs kafesinde çarpan bir yürek, omuzlarının üstünde düşünen bir baş taşıyan, bir insan... O da çocuk oldu, ergen oldu, delikanlı oldu hepimiz gibi. Sevildi, sevdi... Dağdaki çobanlardan tahttaki hükümdarlara kadar her kişinin yüreğinden gelip geçen esintiler, o ferman dinlemez duygu, o büyük insanın da yaşamında yer aldı... Ne var ki, Mustafa Kemal'in yüreğinde tutuşan sevgisel duygular, O'nun hudutsuz vatan sevgisinin yanında minimini birer yalım olmaktan öteye gitmedi.
Sayfa 11·Kitabı okuyor