Elif
İncecikten bir kar yağar, Tozar Elif, Elif deyi... Deli gönül abdal olmuş, Gezer Elif, Elif deyi... Elif’in uğru nakışlı, Yavrı balaban bakışlı, Yayla çiçeği kokuşlu, Kokar Elif, Elif deyi... Elif kaşlarını çatar, Gamzesi sineme batar. Ak elleri kalem tutar, Yazar Elif, Elif deyi... Evlerinin önü çardak, Elif'in elinde bardak, Sanki yeşil başlı ördek Yüzer Elif, Elif deyi... Karac'oğlan eğmelerin, Gönül sevmez değmelerin, İliklemiş düğmelerin, Çözer Elif, Elif deyi...
ELİF İLE VAV GİBİYDİK ASLINDA Sen Elif gibi dimdik duruyorsun hâlâ, Ben Vav gibi eğilmiş bekliyorum. Ne senin yükün hafif, Ne benim içimdeki fırtına küçük... İkimiz de hayatın yorduğu iki kalbiz aslında. Sen yaralarını evladının gülüşüne saklayan bir anne, Ben omuzlarında nice sorumluluk taşıyan bir baba... Ve belki de bu yüzden Birbirimizi herkesten iyi anlıyoruz. Çünkü insanlar gözlerimize bakıyor, Ama biz birbirimizin yorgunluğunu görüyoruz. Kaç kere yollarımız birleşti, Kaç kere ayrılık düştü aramıza... Her gidişinde içimde bir şey eksildi. Her dönüşünde ise Sanki uzun zamandır kaybettiğim bir duam Tekrar kapımı çaldı. Şimdi yine yan yanayız. Sen benim sevgimden eminsin, Ben senin sevginden.
Duygu ve Düşünce
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Zalime karşı elif gibi dimdik dur! Allaha karşı vav gibi egil!" ~ "Elif yalnızdır, kâinatın sırrını taşır. Vav sırrın anahtarı, teslimiyetin en zarif şeklidir."✨
1000Kitap
ELİF GİBİ SEVMEK - DEM
"İnsan doğarken 'Vav' gibi bükülür, yaşadıkça 'Elif' gibi dik durmaya çalışır. Hayat, o iki harfin arasındaki ince çizgide gizlidir." ⏳ Elif olmak zordur. Elif olursan, dosdoğru olursan, eğilip bükülmezsen; yalnız kalmayı da göze alacaksın demektir. Çünkü doğru olanın nasibi, her zaman sabrın arkasında saklıdır.
Duygu ve Düşünce
İnsan Vav şeklinde doğar da, bir ara Elif olduğu sanırmış. Lakin;Elif gibi görünmek kolay, Vav gibi teslim olabilmekte meziyet.
İbn' Arabi'den (ح، ve ك)
Muhyiddin İbn Arabi 'den Risaleler 1 Tamamlama, Tekmil etme: "Ha", "Huve", "Hiye"... "Huve"ye gelince, onun "O" olması bakımından "O" olduğu yukarıda açıklığa kavuştu. Fakat o, "O" olması hasebiyle "ha" veya "hiye" değildir. "Huve"nin "hiye" olması ise, ancak benzerlik suretinin icat edildiği durumlarda olur. Bu durumda "Huve" fiil, "hiye" ise ehil, "ha" da "Huve" ile "Hiye"yi birleştiren emir olur. Sonuç için ortaya atılan iki önermeyi birbirine bağlayan sebeb gibi. Çünkü iki öncül ve sonuç üç unsur eder, dolayısıyla bunları birbirine bağlayan bir sebebin olması kaçınılmazdır. "Huve" vardı ve beraberinde hiçbir şey yoktu. "Huve", "Huve" olarak ondan varlık olmaz. "Hiye"den de "niye" olarak varlık olmaz. "Ha"dan da "ha" olarak varlık olmaz. "inni"deki "ya"da varetmeyle ilgili ön bilgi, isimlerin hakikatlerinin zuhur etmesi için varoluşu gerektirdi. "Ha", "Huve" ve "Hiye'yi harekete geçirdi. "Huve" "hiye" ile buluştu ve sonradan olma (hadis) varlıklar meydana geldi. Bu yüzden bu buluşma iki harfle ifade edildi. Bu iki harf de "KUN"dur. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "İnnema kavluna li şey'in iza erednahu ennekule lehu kunfe yekun / Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. Hemen oluverir." (Nahl,40) İşte "şey" budur. Dolayısıyla objede zuhur eden sebebiyet, sözün yöneldiği sebebiyet değildir. Çünkü "şey", "hiye"dir. Biz de onu "huve" olarak irade ettik. Ona "ha" da diyebiliriz. "Ha" ise, iki olguyu birbirine bağlayan sebep niteliğindeki "kun"dur. Dolayısıyla "kun" kelimesindeki "kaf" "Huve"dir. "Nun" ise "hiye"dir. Böylece daire oluşmuş oldu. "Kaf" ile "nun" arasında takdir edilen bağ ise "ha"dır. Bu sÖZ mantıkçıların dilinde çok yaygındır. Diyorlar ki: Allah'ın emri "kaf" ile "nun" arasındadır. İşte bu "Ha"nın mertebesidir. Birkaç beyitte "huve",