10/10
·352 syf.··
2021 8. kitabı
Mai ve Siyah", hayatın sert gerçekleri karşısında yenik düşen hassas bir şairin, büyük umutlarla (maviyle) başlayıp tam bir hayal kırıklığı ve hüzünle (siyahla) biten trajik öyküsüdür.
Mai ve SiyahHalid Ziya Uşaklıgil · Yakamoz Yayınları · 201634,8bin okunma
8/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2026 16. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:08
Mâverdî –A‘lâmü’n-Nübüvve Gül suyu (mâü’l-verd) işiyle iştigal eden babasının mesleğine nispetle Mâverdî ismiyle meşhur olan Ebü’l-Hasen Alî b. Muhammed b. Habîb el-Basri 364/974 yılında Basra’da dünyaya gelmiş, Mu‘tezilî Ebü’l-Kāsım es-Saymerî’den (ö. 386/996) fıkıh tahsil ederek başladığı ilk öğreniminin ardından 398/1008’de Bağdat’a geçerek 450/1058 senesinde vefat edinceye kadar orada ikamet etmiştir. Bağdat’ta birbirinden farklı mezhep ve meşrepteki hocalardan tefsir, hadis, fıkıh, fıkıh usulü ve edebiyat gibi ilmî disiplinlerde tahsilini tamamlayan Mâverdî, ilim dünyasında fıkıh, siyaset ve ahlâk felsefesi alanındaki önemli çalışmaları ile tanınmıştır. Şâfiî, mezhebinde müctehid derecesine yükselmiştir. Kitabımız 423 sayfa olup Darun nefais yayınları tarafından Beyrutta yayınlanmıştır. Maverdi kitabın giriş kısmında , Allah’ın insana onu diğer canlılardan ayıran anlamaya sevk eden ifade yetisi ( nutuk) ve bilmeye götüren akıl gibi iki büyük nimet verdiğini söyler. İnsan bu nimetlerle şeriatı kavrar. Fakat itaat arzusunun uyanması ve isyandan alıkoyacak bir bilincin oluşması için peygamberlerin gönderilmesine ihtiyaç olduğunu belirtmiştir. Yazar kitabı da peygamberliğin ispatı ve ona dair kuşkuları gidermek için gereksiz delillendirmeye girmeden yazdığını ifade eder. Kitap iki kısımdan oluşmaktadır, ilk kısım Peygamberlik kurumunun genel olarak ispatı ve bunun delilleri, ikinci kısım Peygamberliğin kendi içindeki farklı kısımları ve hükümleri hakkındadır. Yazar, konu dağılımını bu şekilde kurgulamış olmakla birlikte, ele aldığı meseleleri toplamda yirmi bir başlık altında sistematik bir biçimde incelemiştir. Bunun yanı sıra, çalışmanın ikinci bölümünde yer verdiği peygamberliğin kısımları ve buna bağlı olarak ortaya çıkan farklı hükümlere ilişkin tartışmaları,
Alamün-Nübüvve - أعلام النبوةİmam Maverdi · Darü'n-Nefais · 19941 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·308 syf.··
2026 6. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 23:03
Çok şükür ki sonunda kitabı bitirdim! Öncelikle 280 sayfalık bu kitabı bitirdiğim için kendimi tebrik ediyorum. Çünkü demagoji ile dolu bu kitabı okumak eziyet gibiydi. Şu ana kadar hiçbir kitap hakkında bu kadar sert bir yorum yapmamıştım ama bu çalışma bir istisna olacak gibi görünüyor. Çünkü birisinin görüşlerine katılmamak, onları eleştirmek ayrı bir şey iftiraya varacak çarpıtmalarla demagoji yapmak ayrı bir şey. Söz konusu eser bir de doktora tezi olduğu için bu durumdan daha da rahatsız oldum. Çünkü akademi dediğiniz yer kendi tezinizi akademik bir şekilde savunduğunuz veya eleştireceğiniz bir konuyu, kişiyi vb. delilleri ile beraber hakkaniyetli bir şekilde akademik olarak eleştirdiğiniz bir yerdir. Yazar ise 'bağlamcılar' diye isimlendirdiği bir grubu eleştirirken birçok kişiyi ve fikirlerini aynı kefeye koyup görüşlerine objektif ve geniş bir yer vermeden kendi ön kabulleri ile okuyucuya sunup sonra da acımasızca eleştiriyor. Kitapta bu duruma çok fazla rastlasak da en fazla dikkatimi çeken bir örnek üzerinden anlatmak istiyorum. 67. sayfada yazar diyor ki: ''Nitekim bunun sonucu olarak Cabiri Kur'an'ın sarih beyanlarına rağmen kimi çelişkili rivayetlerden yola çıkarak elimizdeki mushafta bazı ayet ve surelerin bulunmadığını iddia etmekte, hatta Hz. Osman dönemi Kur'an tedvini sırasında bazı yanlışların yapılmış olabileceğini söylemektedir.'' Öncelikle şunu söyleyelim ki söz konusu pasajda Cabiri'den hiçbir alıntı yapmadan kullandığı kaynakların çelişkili olduğunu söylemek akademik bir yaklaşım değildir. Kendi fikrini doğrudan okuyucuya genel geçer bir olgu gibi sunuyor. Bu zaten kitap boyunca çok gördüğümüz bir şey. İkinci olarak bu cümlenin dipnotunda belirtilen kaynak bende var ve daha önce okudum. Merak edip söz konusu sayfayı açıp baktım ve kesinlikle
Kuran Yorumunda Bağlamın SınırlayıcılığıMehmet Bağçivan · Diyanet İşleri Başkanlığı · 20221 okunma
Sonu rahatsız ediciydi bence
Puan vermedi·384 syf.·
2026 1. kitabı
Hassassanız okumayın. Sanırım kitabı beğenmeyen tek kişi benim. Aslında çok iyi yazılmış ve kurgulanmış. Bir gecede bitirdim ve çok merak ettim, çok heyecanlandım. Karakterle bağ kurup siz de tam onun gibi düşünüyorsunuz okurken. Ters köşeleri de güzel vermiş yazar, kalemini gerçekten sevdim ama benim derdim kitabın sonuyla, sonundaki o caniyle. O kadar rahatsız oldum ki bitirdiğimde korkudan ağladım ve kitabı atmak istedim, aşırı rahatsız hissettim kendimi. Bakın 35 yaşındayım ve bin tane böyle kitap okudum ama sadece bu beni çok huzursuz etti. Bundan sonrası spoilerlı bir yorum olacak onu belirteyim. Sonunda babasının bu kadar ileri seviye bi psikopat olması fikrini sevmedim ben. Mesela Ted’in çoklu kişilik bozukluğu olsaydı ve her şeyi diğer kişiliği yapmış olsaydı ve bunları babasının kadınlara şiddet uygulamasına şahit olduğu için yapmış olsaydı kabul edebilirdim ama direkt babasının ruh hastası bi manyak olması ve Ted’in 7 (SADECE YEDİ) yaşındayken babasının bi kadını öldürüşüne şahit olması ve bunu yıllarca kendi yaptı sanması… Çok midem bulandı okurken, sanırım Tedle çok empati kurmuştum o yüzden bu kadar rahatsız oldum ama yine de ben gerçekten beğenmedim bu kısmını. Ve babasının caniliğini anlatmak için çocukken hayvanları kesmesi detayını kullanması… Keşke o son sayfaları okumasaydım, hala kafamdan atamıyorum. Beni rahatsız eden bi şey daha vardı, doktorun Ted’i zorla hastaneye kapatması ve bunun için sorumlu kişiyi de manipüle etmesi. Bu olay bizi okurken yanlış yönlendirdi. Sanki doktor ve birkaç kişi Ted’e zarar vermek istiyormuş gibi hissettirdi bana. Biliyorum karakterin bakış açısından olayı onunla aynı yaşamamız için böyle
İyi AdamFederico Axat · Domingo Yayınevi · 2017510 okunma
9/10
·130 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 17:59
İslam medeniyetini bir kelimeyle ifade etmek gerekseydi bu "Cami" olurdu. Zira günümüzdekinin aksine İslam'ın ilk dönemlerinde Cami sadece ibadet edilen mekan olmanın dışında ilim meclisi, İslam devletinin yönetildiği ve kararların alındığı merkez, ilim öğrenmek isteyen fakir sahabiler için yatılı medrese, yabancı devlet ricalinin ve elçilerinin ağırlandığı mekan gibi görevlere de haizdi. Yani hayatın içinde ve hatta tam olarak merkezindeydi. Yeni kurulacak İslam şehirlerinin tam kalbine konumlandırılırdı. Kadın, erkek, çocuk yaşlı herkes caminin manevi ikliminden ve verdiği tedrisattan faydalanırdı. Günümüz modern yaşamında hızlı ve özensiz yapılaşma ile göze çarpan ruhsuz inşa faaliyeti camilerimize de sirayet etti. İslam medeniyeti camiyle başladı ve en güzel şekliyle İslam ümmetini kendi etrafında yoğurdu. Medeniyetimizi modern zamanda tekrardan ayağa kaldırmak, geçmişten gelen uygulamaları çağın dinamiklerine uygun şekilde harmanlamakla mümkün gözükmektedir. Ancak en nihayetinde camilerimizi hayatın merkezine alarak ihya ve imar etmek vazifesine mecburuz.
Alıntı
Cami ve HayatKolektif · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 2021132 okunma
Puan vermedi·150 syf.··
2026 55. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 13:29
Yazar, bu dünyanın bir rahatlama ve eğlenme yeri olmadığını hatırlatır. Hayatı sadece konfor ve lüksten ibaret gören (konformist) anlayışın, insanın yaratılış gayesine ve hayata ihanet olduğunu vurgular. İslam’ın bir anlamı barış ise, diğer bir boyutunun da bu barışı, adaleti ve özgürlüğü koruyacak bir "direniş" olduğu belirtilir. Direnme gücü ve iradesi olmayan bir yapının ne adaleti ne de özgürlüğü kalıcı kılabiliceği anlatılır. Modernizmin, sekülerleşmenin ve dünyevileşmenin getirdiği yozlaşmaya karşı en güçlü kalkanın Kur'an ve sünnet (vahiy) olduğu, Müslümanın zihnini ve kalbini ancak vahiy ile diri tutabileceği işlenir. Severek okuduğum bir kitap oldu.
Vahiyle DirenmekRamazan Kayan · Çıra Yayınları · 2010103 okunma