Bilim, sanat ve dinin ölümsüz düşmanıdır, çünkü bilimin eylemlerin ve vakaların tarihteki belirleyici etmenlerini bulmak amacıyla sürdürdüğü amansız arayış, sonsuz bir akış veya oluştan ibaret bir dünya çıkartır ortaya ve böylece "insanoğlunun tüm huzur ve güvenliğinin kaynağını, yani değişmez ve ebedi olana duyduğu inancı ondan çalar". Bilimsel veya nesnel bilgiye "bir hayat hijyeni"ne uygun olarak gem vurulmalıdır.
Nâzım Hikmet'in geniş kitlelere seslenebilmesinin arkasında sanat görüşünün yanı sıra seçmiş olduğu 'dil' vardır. Nâzım Hikmet'in şiiri bir hitabet şiirdir. Meydanlarda, toplantılarda okunacak ideoloji yüklü, sesi iyi ayarlanmış, geleneksel motiflerle süslenmiş, bu anlamda edebiyatımızın en çarpıcı şiiridir. Nâzım Hikmet "hayatın içinde, hayatı teşkilatlandıran bir vatandaş" tabiriyle aynı dünya görüşüne sahip olmasalar da, Namık Kemal'in "hayata, tabiata ve hakikate uyan" bir edebiyatın peşinde olmasını hatırlatmaktadır.
Sevmek bir sanat mıdır? Öyleyse eğer, bilgi ve çabaya gereksinimi vardır. Yoksa sevgi, kaderin bir lütfuyla şanslı olanlarımızın «kapıldığı» tatlı bir duygu mudur? Şüphesiz büyük çoğunluk ikinci önermeye inanmaktadır.
Medeniyetimizin, çağımızda, bir tekniği, bir sanat ve estetik ifadesi, bir düşünce dinamiği, bir bilim ağı olmalı. Ki Batı uygarlığıyla savaşabilelim ve benliğimizi koruyabilelim.
Sayfa 32 - Diriliş Yayınları, 136. Baskı Kasım 2025 İstanbul