...Çok düşündüm ve çok gözlemledim. En nihayetinde anladım ki bu bölgenin felaketi midedir. Kimi midesini doyuramadığı için açlıktan kıvranıyor kimi de aşırı doyurduğu için oburluktan helak oluyor. Bu iki midenin birbirini çekip itmesindense gasp, yağma ve cinayet doğuyor. Yani hastalık da tedavisi de son derece açık.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Geride bir anne,bir eş ve bir çocuk bırakıyorum.
Ve ben öldükten sonra oğulsuz,eşsiz,babasız kalacak üç kadın,üç değişik tür yetim,yasaların yarattığı üç tür dul olacak."
Sultan II. Abdülhamid in Dünya Siyonist Cemiyeti nin kurucusu Theodor Herzl'i "Ben bir karış dahi olsa toprak satmam zira bu vatan bana değil, milletime aittir" diyerek reddetmesi tarihe geçen güçlü bir duruştur ancak ne yazık ki ne kirli planların bertaraf edilmesine ne de Osmanlı'nın sonunu getiren olayların hızlanmasına engel olabilmiştir.
Burada önemli bir nokta Abdülhamid’in verdiği tarihi yanıtın bizzat Herzl'in anılarında da yer bulması. Herzl anılarında ahlaksız teklifi için aracılık yaptırdığı Newlinsky'ye Sultan Abdülhamid'in söylediklerini aynen şöyle nakleder:
"Mösyö Herzl, sizin arkadaşınız olduğuna göre benim de dostum demektir, kendisine bu meselede artık hiçbir teşebbüste bulunmamasını öğütleyiniz. Benim bir karış toprak vermem söz konusu olmaz. Zira istenen o toprak bana ait değildir. O, milletime aittir. Bu devleti kuran ve kanıyla besleyen milletime... Herhangi birine vermek veya bizden koparılmasına razı olmaktansa yeniden kanımızla yıkamayı tercih ederiz. Benim, Suriye ve Filistin'den gelen iki alayım Plevne'de son neferlerine kadar şehit oldular... Türk imparatorluk toprakları bana ait değil, Türk milletine aittir. Bu imparatorluğun hiçbir parçasını hiç kimseye veremem. Yahudiler şimdilik milyarlarını biriktirsinler. Kim bilir, bir gün ödemeden elde edebilirler. Fakat ancak kadavramız paylaşılır, canlı vücuttan parça kopartılmasına müsaade edemem." Theodor Herzl, Hatıralar (çev. Ergun Göze), Boğaziçi Yayınları, İstanbul,
Nietzsche'yi doğru anlamak için, yazılarının bizi götürmek istediği şeyin tam tersine ihtiyaç duymaktayız: Kesin iddiaların son doğruluk olarak kabul edilmesi değil, aksine sormaya devam ettiğimiz, başka ve karşıt şeyler duyduğumuz ve olabilirliklerin gerilimini muhafaza ettiğimiz uzun bir nefestir bizi ona götüren. Bunları kesin olarak sahiplenen bir doğruluk istenci değil, sadece derinden gelen ve derinliği isteyen, şüphelere maruz kalabilen, hiçbir şeye kapalı olmayan ve bekleyebilen bir doğruluk istenci Nietzsche'yi kendisi için kazanabilir.