Keza suda boğulan, ateşte yanan, bina altında kalan, veba, tâun, ishal, sıtma, zatülcenp hastalıklarından biri ile veya akrep sokması ile, nifas halinde veya gurbet ilinde veya ilim yolunda veya cuma gecesinde vefat eden bir müslüman şehiddir. Keza sevabını Allah'tan bekleyen bir müezzinin, doğru muameleli bir müslüman tâcirin, ailesinin nafakasını meşru yoldan kazanma neticesinde ölen herhangi bir müslümanın vefatı da hep bu gruba girer. Bütün bunlara âhiret ahkâmı itibariyle şehid denir. Bunlar diyanetleri tam idiyseler ahiret itibariyle hakîki şehid olurlar, ancak kendilerine dünya ahkamı itibariyle şehid muâmelesi yapılmaz. Diğer müslümanlara yapılan mûtad muamele yapılır.
Ama sonuç olarak ne fark ederdi ki? Öyle ya da böyle herkes öldü işte; iyiler, kötüler, güçlüler, güçsüzler, yaşamı sevenler ve hor görenler…. Ölüp gittiler. Her şey yok oldu.