Burak

Burak
@vecdebi
Fikirlerinden ve sayısı 50'yi geçen kitaplarından başka bir eylemi olmayan bir adam... Silahlı terör örgütü kurmak suçundan müebbete mahkûm. Ortada ne örgüt var, ne hiyerarşik bir yapı. Ortada bir suç varsa eğer, "suçun şahsiliği" ilkesi, suçun faili/failleri ile sınırlı bir müeyyideyi öngörür. Onu müebbete mahkûm eden hâkim, fikirlerinden etkilenip eylem yapan insanların sorumluluğunu ona yükleyen bir yaklaşım sergilemiş. "Hiyerarşi yok, eylem yok, eylem talimatı yok, tanışıklık yok... Buna rağmen 'olsa olsa budur' mantığı üzerine bina edilen bir hüküm var" diyor avukatı... Hukukun, suçluyla suçsuzu birbirinden hassasiyetle ayırma mekanizması olmaktan çıkarılıp, zorlama ve dolaylı bağlantılar üzerinden suçlu/lar tesbit etme mekanizmasına dönüştürüldüğü bir ülke, "potansiyel suçlar ve suçlular ülkesi" olmuştur... Bu ülkede, amacını "sosyalist devrim" ve "sosyalizmin kuruluşu" olarak belirlemiş bir Komünist Parti var söz gelimi. Zaman zaman gençler, özellikle bazı üniversitelerde şu veya bu gerekçeyle eylemler yapıyor. Kullandıkları dil ve attıkları sloganlar Komünist Parti'nin diliyle benzeşiyor diye kimse kalkıp bu partinin yöneticilerini sorumlu tutmuyor. Daha pek çok örnek verilebilir. Yanlıştır demiyorum. Tabii ki suçu kim işlemişse cezayı alması gereken de odur. "Suçun şahsiliği" ilkesi bunu gerektirir. Ama bu ilke Mirzabeyoğlu davasında niçin işlemedi/işlemiyor? Mirzabeyoğlu davasında müebbet kararı veren hâkim, suç saydığı fiilin failine göre mahiyet değiştirebileceğine inandığını fiilen ortaya koyan konumda. Mirzabeyoğlu'na isnat ettiğine benzer bir suçtan yargılanan bir ismin avukatlığını yapıyor. Üstelik Mirzabeyoğlu davasında verdiği kararın yanlış olabileceği ihtimalini de dile getirerek...
Sayfa 322·Kitabı okudu
Siyaset & Politika
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Atıf Hoca, Türkiye Cumhuriyeti'nin Şapka İnkılabına kitap yazarak muhalefet suçundan 3 Şubat 1926 gecesi Ankara'da Büyük Millet Meclisi önünde asılarak idam edildi. Yazdığı kitap şapka kanunundan iki yıl önce yayımlanmıştı. Üstelik Cumhuriyet'in Maarif Vekaleti'nin izin ve ruhsatıyla!..
Sayfa 314·Kitabı okudu
Din
Ülkemizde yazma eser konusuna vakıf kaç mütehassıs var? Bosna kütüphaneleri topa tutulmasaydı yahut Irak kütüphaneleri yağmalanmasaydı oralardan barındırdıkları hazinelerin hakkını vererek istifade edebilecek miydik İslâm Dünyası olarak? Şu anda ülkemizde bulunan yazma eserler kütüphanelerinden hakkını vererek istifade edebiliyor muyuz? Ülke olarak bu muazzam hazinenin müktesebata dönüştürülmesi yolunda herhangi bir politikamız var mı? Evet, 13. asırda Bağdat'ta,15. asırda Endülüs'te ve 20. asırda Bosna'da yakılan da bizim servetimizdi, 21. asırda Irak'ta yağma ve talana tabi tutulan da. Bunlara mı yanalım, elimizde bulundurduklarımızın kıymetini idrak edemeyişimize mi? Hangisi daha acı?
Sayfa 290·Kitabı okudu
Din
Alışıyor, kanıksıyor, önemsizleştiriyor ve unutuyoruz. Biz hayat pahalılığından, aksayan belediye hizmetlerinden, çocuklarımızın sivilcelerinden... sızlanıp dururken başta Filistin olmak üzere İslâm coğrafyasının pek çok yerinde kardeşlerimiz en acımasız muamelelere maruz, zulümle ve ölümle iç içe yaşıyor. Kalbimizdeki bu "vehen" onlara değil, ama bize pahalıya mal olur. Hesap günü, "kardeşlerinizi en azından dualarınızda anamaz mıydınız" sorusuna muhatap olursak ne diyeceğimizi şimdiden düşünelim.
Sayfa 269·Kitabı okudu
Din

Burak

, bir kitap okudu
Puan vermedi·80 syf.·
4 saatte okudu
·
2022 44. kitabı
Said Havva
8.9/10 · 50 okunma