Hazreti Ali ile Hazreti Fatma'nın oğullan, yani Hazreti Muham­ med'in torunları Hazreti Hasan ile Hüseyin'in soyundan olanlara Arapça'da "yönetici ve öncü olmak, liderlik yapmak, hükmetmek, kad­ri yücelik" anlamındaki "siyadet" sözünden gelen "seyyid" veya "şeref­li ve soylu olmak" manasındaki "şeraf et"ten gelen "Şerif' unvanları verilmiş, seyyidleri ve şerifleri sayıp sevmek dini vecibe olmuştu. İslamiyet'in ilk asırlarında Hazreti Hasan'ın soyundan gelenle­ re Şerif, Hazreti Hüseyin'in soyundan olanlara da Seyyid denmekte iken, sonraki devirlerde her iki unvan Peygamber'in torunları için ayırım yapmadan kullanıldı ama "Mekke Şerifi" de denen Mekke emirleri her zaman sadece Şerif unvanını taşıdılar. Mekke'yi, onuncu yüzyılın ortalarından 1924'te Suudi idaresine girinceye kadar Beni Katade soyundan gelen emirler idare ettiler. 1517'de Mısır'ı fetheden Yavuz Sultan Selim'in kutsal topraklara da hakim olmasının ardından, Osmanlı döneminde Mekke emiri olarak üç aile, Zevi Zeyd, Zevi Berekat ve Zevi Avn aileleri öne çıktı.Devlet seyyid ve şeriflere saygı göstererek emir seçimine müdahalede bulun­ muyor, göreve şeriflerin adaylarını getiriyordu.
Sayfa 20 - Turkuaz kıtap 2026
Araştırma-İnceleme Tarih
Hıristiyanlıkta insanın doğuştan asli günah sebebiyle günahkar olarak yani Hz. Adem'in günah yüküyle doğduğuns inanılır. Doğuştan geldiği iddia edilen asli günah sebebiyle her insanın arınması için vaftiz edilmesi dini bir vecibe olarak görülür. Bu sebeple Hıristiyanlıkts çocuklar doğduktan kısa bir süre sonra vaftiz edilir. Bu tören, çocuğun Hıristiyanlığa ilk adımıdır.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
•| Siz şükreder ve iman ederseniz Allah sizi ne diye azaba uğratsın! Allah şükredenlerin mükâfatını veren, her şeyi hakkıyla bilendir. Allah’ın verdiği sağlık ve her türlü nimetlerine karşı şükür, üzerimize bir vecîbe olduğu gibi vücûdumuzdaki uzuvların şükrünü yerine getirmemiz de bir vecîbedir. Sağlık ve nimetlerin şükrü, tam iman, ibadet, itaat, nefsin tezkiyesi ve infaktır. Uzuvların şükrü de, onlarla başkalarına zarar vermemek, onları haram ve günaha sebep olan yerlerde kullanmamaktır. Çünkü kalp, göz, kulak, dil, el, ayak, mide vb. bütün uzuvlardan Allah’a karşı sorumluyuz. Bunları Allah’ın rızasına uygun olarak kullanmazsak, sorumlu tutulur, cehennem azabını hak etmiş oluruz. Şükrün karşılığında bol nimet ve mükâfat, nankörlüğün karşılığında da azap vardır. [bk. 7/179; 17/36; 41/20-22; 36/65]
Nisa Sûresi, 147·Kitabı okuyor
İsrail'in saldırgan dış politikasını ve bunca kanlı eylemini organize eden Siyonist ideolojinin mensuplarına ve İsraile her koşul altında arka çıkıp destek olmanın "dini vecibe" olduğuna inanan Evanjelist çevrelere göre, yaşanan/yaratılan tüm kaosun, felaketlerin, katliamların, savaşların gerçekleşmesi mukadderdir. Bunlar, kıyametten hemen önceki zaman dilimi hakkında tanrı tarafından belirlenmiş ilahi planın gerekleridir. Tanrı, Yahudilere göre Hezekiel başta olmak üzere Tanah'ın pek çok pasajında, Hristiyanlara göre bu pasajlara ilaveten Yeni Ahit'in en son kısmını teşkil eden Vahiy Kitabı'nda insanoğullarına büyük bir Kıyamet Savaşı'nın (Armageddon) haberini çok zaman önce vermişti. Bu doğrultuda hem Yahudilerce hem de Evanjelist çevrelerce Mesih’in yeryüzüne dönüşüyle gerçekleşecek olaylarla birlikte ebedî kurtuluşun felaket senaryolarına bağlı olduğuna, yani savaş, kaos, istikrarsızlik, doğal felaketler ve kitlesel ölümler gibi gelişmelerin Mesih'in dönüşünü sağlayacağına yahut hızlandıracağına inanılmaktadır.
Sayfa 36·Kitabı okudu
Nisa suresi
24. Koruma altındaki kadınlar/evli kadınlar da size haram kılınmıştır. Anlaşmalarınızın kazandırdıkları ise size helaldir. Bu, üzerinize Allah'ın yazdığıdır. Bunlar dışındakileri; iffetsizliğe kaçmayan, zina etmeyen insanlar olarak, mallarınızla yararlanmak suretiyle elde ediyorsanız bu da size helal kılınmıştır. Kendilerinden nimetlendiğiniz/müt'a yaptığınız kadınların ücretlerini onlara bir hak/vecibe olarak hemen verin! Kesinleşen anlaşmanın ardından, karşılıklı hoşnutluğa bağlı hallerde üzerinize günah yoktur. Allah, her şeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
Sayfa 484·Kitabı okudu
Biz Sizi Yeniden İslam’a Davet Ediyoruz
Siz İslam'ı böyle anlıyor ve bu yaşantınıza İslam diyorsanız, biz sizleri gerçekten yeni bir dine davet ediyoruz. Evet, sizler... İslam dinini sadece bazı ferdî ibadetler olarak algılıyorsanız, komünizme veya sosyalizme karşı çıkmak adına kapitalizmi desteklemeyi İslamî bir vecibe görüyorsanız, ağzından "Allah" lafzı çıkan bütün politikacıları, bu politikacıların icraatlarına bakmadan Müslüman kabul ediyorsanız, bu politikacıları din kardeşi görüp, bu politikacılara din adına itaat ediyorsanız; İslam hukukunu geçmişe, beşerî hukukları günümüze nispet ediyorsanız, tağutî sistemlerin çanak yalayıcıları olan ve tağutun maslahatını gözeten resmî din görevlilerini dininize göre müftü veya imam kabul ediyorsanız, dünya emperyalizmine din adına karşı çıkan Müslümanlara aşırı dinci veya terörist diyorsanız, kâfire şer, müşriğe ehven-i şer olarak bakıyorsanız... Evet, bütün bu meselelere böylesi yaklaşımlarda bulunuyorsanız; Biz sizleri gerçekten yeni bir dine, ismi "İslam" olan, fakat atalarınız tarafından tahrif edilen, değiştirilen, dejenere edilen geleneksel dinle herhangi bir ilgisi olmayan yepyeni bir dine davet ediyoruz. İşte bu yeni dinde zulme rıza göstermek yoktur. İşte bu yeni dinde, ahiret için Allah'a, dünya için tağuta kulluk etmek yoktur. İşte bu yeni dinde, göklerin hâkimiyetini Yaratıcı'ya, yerlerin hâkimiyetini yaratılmışlara bırakmak yoktur. İşte bu yepyeni dinde, "Ben hem Müslümanım hem kapitalistim", "Ben hem Müslümanım hem faşistim", "Ben hem Müslümanım hem sosyalistim" demek; İslam ile birlikte başka bir dini, başka bir ideolojiyi, başka bir izmi de kabul etmek kesinlikle ve kesinlikle yoktur. İşte bu yepyeni dinin adı, Resûlullah'ın (s.a.v.) tebliğ ettiği İslam'dır. Davet edilmekten ve davet etmekten onur duyduğumuz İslam gerçeğidir...