Puan vermedi·536 syf.··
2026 1. kitabı
‎Bu romana bir tür adı vermem gerekse Hayat romanı derdim çünkü tamhayatın içinden tam bizden. Roman yazar anlatıcının İranlı halı tüccarı dedesi Settarhan ile Trabzonlu anneannesi Zehra'nın bu uzak coğrafyalarda rağmen nasıl olupta evlenebildikletini merak edip dedesinin hayatını öğrenmek için İran'a gitme kararı almasıyla başlıyor. Bu arada hayatında ona bir sürprizi oluyor ve baktığı fotoğraflardan bir gölge olarak  onların yanına gidip . bizzat şahit oluyor hatta hakim anlatıcı gözüyle göremediklerini bile görüyor. Bu iki insanın karşılaşma serüvenleri paralelinde :Balkan Seferleri, 1.Dünya Harbi, Sovyet Rusya'nın kuruluşu, muhabirlik ,Mecusiler gibi tarihi meselelerde kahramanların hayata etkileriyle güzel ve çarpıcı işlenmiş. ‎Yazar anlatı boyunca hiç acele etmeden oldukça  şairane üslup ve betimlemelere yer vermesiyle duyguyu okura çok güzel verebilmiş. Bu eseri bir sefer daha okuyup bitirmişken esere veda etmenin hüznünü tekrar yaşıyorum. ‎Ah İsmail!  Osmanı'nın Balkan koçu Zehra seni Gülcemal Vapuru'nda uğurlarken ben de arkandan ağladım. Hele o günlüğünü okurken gözyaşlarına hakim olabilmek ne mümkün. Zehra'ya şöyle demiştin günlüğünde : "Söylesene Zehra'm unutmak bu lisanda kaç hecedir? " haklıydın bu acıları unutmak ne mümkün. . . ‎Setterhan, Sehend Dağı'nın zirvesinde ölümle karşılaştığında ölüm olunca her şeyin nasıl da teferruat olduğunu bir kere daha anladım. Zehra muhacirlik yolundayken insan denen mahlukun ne kadar kötü olabileceğini ise idrak ettim. ‎Sofya'nın ve özellikle Celil Hikmet'in mektupları ise beni benden aldı.Yani bu hikayeden heybem gayet dolu ayrılıyorum nasibi olan karşıma çıksın. ‎Zehra ve Setterhan'ın bir yanları kırık kalacak ama ihtimal bir kafiye tutturabilmişlerdir. Hem tuttursunlardan bizim de bir okuduğumuz roman da mutlu bitsin
Nar AğacıNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202534,1bin okunma
6/10
·144 syf.··
2026 58. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 22:09
Herkese merhaba! İçerisinde kısa metinlerin, şiirlerin, günlük sayfalarının ve yazarın kendi çektiği bahçesinden fotoğrafların bir arada yer aldığı, Nobel konuşması ile açılan bir derleme bu kitap. Bu kitabın kesinlikle ama kesinlikle yazarın Veda Etmiyorum kitabı sonrasında okunması gerektiğine inanıyorum. Yazarla tanışmak veya kitaplarını okumadan ön bilgi edinmek için okunabilecek bir başlangıç kitabı olduğunu asla düşünmüyorum. Kitapta beni en çok etkilen kısım fotoğraflar oldu. Yazarın bahçesiyle kurduğu ilişki, bu ilişkinin günlüğüne ve buradan da aslında yazın dünyasına yansımalarını görmek ve bunun izini sürebilmek keyifliydi. Öte yandan, doymak bilmez her okur gibi daha fazlası olsaydı demeden de geçemedim... Bu kitap bir must read bence değil... Ama yazarın günlük hayatına dair merakınız varsa bir göz atabilirsiniz. Bir de çoklu tür bir arada olunca genel olarak yazarın tematik bağlılıklarını - ya da ana meselesini - anlamak da kolaylaşıyor diyebiliriz. Kitaptan birkaç alıntı: "Yine gözlerimi açıyorum Bu dünyada bir gün daha yaşıyorum" (s. 54) "Korkunç değil mi? Asla içinden geçmediğimiz zaman ve mekan katmanlarının bizi ağırlaştırması" (s. 56) "Bu ihtimali daha tohumken içinde taşıyan ağaç, ölmezse şayet, hayatta kalırsa şayet, eninde sonunda gürleşecek." (s. 78) Göksel Türközü'nün akıcı çevirisiyle. Kitaplarla kalın!
Edebiyat
Işık ve İpHan Kang · April Yayınları · 202622 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·293 syf.··
2026 21. kitabı
Shakespeare'in hayatına dair bildiğim tek bilgi, eşinin adının Anne Hathaway olması ve birbirlerine besledikleri derin sevgi; hatta bir söylentiye göre birbirlerine "Bir sonraki hayatta yine birbirimizi bulalım" demiş olmaları ve günümüzde ünlü oyuncu Anne Hathaway'in eşinin Shakespeare'in temsili resimlerine ne kadar benzediği idi. Lakin bu kitap, Shakespeare'in özel yaşamını daha derinden tanımamı sağladı. Kitap kesin gerçeklere dayanmıyor, kurgulanmış bir gerçeklik gibi diyebiliriz ama Shakespeare'in Hamlet'ini tekrar okumama ve bu büyük oyun yazarı adamın bir baba gözünden oğlu Hamnet'in kaybı ardından yaşadığı hisleri anlamlandırmaya çalışmama da oldukça etkisi oldu. Kitapta ve çoğu eski kaynakta Shakespeare'in eşi Agnes Hathaway diye geçiyor, üç çocukları var: Suzanne, Judith ve Hamnet. Hamnet ve Judith ikiz. Gerçek hayatta Hamnet, kesin bilinmeyen sebeplerden dolayı on bir yaşında hayata veda ediyor; kitapta ise daha dramatikleştirilip kurgu baharatıyla harmanlanmış haliyle Judith veba kapıyor, ölüm döşeğindeyken Hamnet yanına geliyor ve Azrail'i kandırmak için "Judith ile yer değiştiriyor", böylece Hamnet vefat ediyor ve Judith yaşıyor. Bu büyük kaybın ardından Agnes'in dünyası yerle bir olurken Shakespeare ise ailesinden iyice uzaklaşıyor. Londra'daki yaşamına iyice gömülüp Hamnet'i yazıyor. Ölümün geride kalanlara hissettirdikleri, yas duygusunun dışarıya yansımasının kişiden kişiye değiştiğini Agnes ve William (Shakespeare) üzerinden görüyoruz. Kitabı bitirdikten sonra filmi izledim. Genelde filmi çekilen kitaplara karşı önyargılı olurum ve eğer severek okuduğum bir kitapsa film, o kitaba hakaretmiş gibi gelir fakat bu sefer, filmi kitaptan daha çok beğendim. Agnes'i canlandıran Jessie Buckley rol yapmamış, Agnes'i yaşamış sanki. İzlemeyene tavsiye ederim.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,7bin okunma
10/10
·224 syf.·
2026 56. kitabı
Selammm, Ayılıp bayılarak okuduğum serinin final kitabının yorumuyla geldim. Yine bayılıdğım ve yollarını gözlememe değerm bir kitaptı. Ben bu seriyi severek okuyup bitirdim arkadaşlar. Son kitapta bence seriye yakışan bir sonla bitti. Başka türlüsü basit kaçar gibi geliyor bana. Seri oldukça akıcı, metak uyandırıcı ve ahlaki değerleri sorgulayan türden. Karakterlerin her birini ayrı ayrı sevdim. Her birini okumak ayrı bir keyif verdi. Bence bu seriyle ilgili tek kötü yan kısa olması. 5 kitaplık bir seri olsa da her kitabı çok kısa. Bu da bazı duyguların çok hızlı işlendiği anlamına geliyor. Bazen bu gözüme batsa da okuma keyfim o kadar yüksekti ki umursamadım. Birde ben Lana'nın aldığı intikamın herbir satırını okumak isterdim ama yazar bazı yerleri çok hızlı geçiştirmiş. Bu da bende genel olarak hayal kırıklığı yarattı ama yine de 10 puan vermeme engel olmadı. Okuma keyfim her şeyi gözümde önemsiz kıldı sanırım. Bu yüzden yorumum çokta objektif olmayabilir Kısacası bence bu seriyi okuyun. Sonra da okutturun. Tavsiye eder miyim? Kesinlikle.
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026222 okunma
Konuşamadığım sadece hissettiğim bir seri.
9/10
·224 syf.··
2026 262. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 05:18
Öncelikle bu seriyle aramda yoğun bir duygusal bağ olduğunu söyleyerek başlamak istiyorum. Bu yüzden yorumumun tamamen objektif olmayabileceğini en baştan belirtmek isterim. Her Yeri Kızıla Boya, benim için soruların tek tek cevaplandığı, duygusal geçirgenliği yüksek ve büyük ölçüde beklediğimi veren bir final kitabı oldu. Anlatım her zamanki gibi akıcıydı. Kitabı neredeyse hiç ara vermeden tek oturuşta bitirdim. Baskı kalitesi de serinin başından sonuna kadar koruduğu yüksek standardı sürdürmüş. Hâlâ seride beni en çok etkileyen kitabın dördüncü kitap olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen bu final kitabının hissettirdiği tamamlanmışlık duygusu onu benim için bambaşka bir yere koyuyor. Seri boyunca merak ettiğim birçok sorunun cevap bulması ve hikâyenin kapanış biçimi beni tatmin etti. Elbette eleştirdiğim bir nokta da var. Kitabın son kısmını yer yer fazla zorlanmış hissettim. Ancak bu durum genel okuma deneyimimi gölgeleyecek kadar büyük değildi. Aslında hakkında konuşmak istediğim o kadar fazla detay var ki… Ama hangisini söylesem spoiler olacak. Bu yüzden sadece şunu söyleyebilirim: Benim için keyifle okuduğum ve bitirdiğimde buruk bir şekilde veda ettiğim serilerden biri oldu. Ve böylece bu seriye de veda ettim.
Mindfck 5: Her Yeri Kızıla BoyaS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026222 okunma
Puan vermedi·56 syf.··
2026 34. kitabı
Cemal Süreya’nın altıncı ve son şiir kitabı Güz Bitiği, 1 Nisan 1988’de yayımlanmıştır. Sıcak Nal’dan sadece bir gün sonra çıkan kitap, aynı yıl Behçet Necatigil Şiir Ödülü’nü kazanmıştır (Sıcak Nal ile birlikte). Kitap, şairin olgunluk döneminin en damıtılmış, en içe dönük ve veda havası taşıyan eserlerinden biri olarak kabul edilir. Kitap toplam 56 sayfa civarındadır ve şu bileşenlerden oluşur: 1 düzyazı 20 şiir 1 şarkı 11 beyit 16 dize Süreya, kitabı “tek bir şiir” olarak nitelendirmiştir. Parçalar ayrı ayrı başlıklı gibi dursa da bütünsel bir akış ve tek bir duygusal/melankolik tonda ilerler. Adı, Doğu Perinçek’e göre Dîvânü Lugati’t-Türk’teki “Ay Bitigi”nden (askerlerin ad ve azık defteri) esinlenmiştir; “güz” mevsimiyle birleşince sonbaharın bitiş defteri, hesaplaşma ve veda anlamı taşır. Biçimsel çeşitlilik (düzyazıdan beyite, şarkıya) kitaba zenginlik katar. Şiirler genellikle kısa, yalın ve imgelerle örülüdür; gösterişli imgelerden ziyade suskunluklar, eksiltiler ve sezdirme ağır basar. Temalar Aşk, Ayrılık ve Yalnızlık: Kitabın kalbi burada atar. Şiirlerin çoğu “Keşke yalnız bunun için sevseydim seni” dizesiyle biter. Bu nakarat, sevgiyi basit anlara (bir çay içmek, bir bakış, bir yürüyüş) indirgerken aynı zamanda derin bir pişmanlık ve kabulleniş taşır. Zaman, Ölüm ve Veda: Sonbahar (güz) metaforu hâkimdir; sararan yapraklar, soğuyan hava, bitiş hissi. Şair adeta kendi şiir serüvenine ve hayata veda etmektedir. Melankoli dinginliğe, kabullenişe evrilir. İnsan İlişkileri ve Varoluş: Günlük hayat imgeleri (banliyö treni, çay, sokak, nalburlar) üzerinden evrensel duygular işlenir. Yalnızlık “ovanın düz oluşu gibi” yalın ve kaçınılmazdır. Kitap, İkinci Yeni’nin imgeci, yenilikçi dilinden uzaklaşarak daha olgun, daha doğrudan ama hâlâ derin bir üsluba
Güz BitigiCemal Süreya · Can Yayınları · 2020946 okunma