Baz büyümeler birden gerçekleşir; bir ölüm, bir veda, sustalı bir söz ve bir bakış aniden büyütür seni ve artık o andan sonra dünyada olup biten ne varsa şaşırtmaz, dağıtmaz, olan biten ne varsa kabul edersin. Öfkelenmeden, bağırmadan, kendinde bir eksiklik aramadan kabul edersin.
Eğer bir şey artık sana iyi gelmiyorsa, bırak gitsin çünkü her veda içinde bir özgürlük saklıdır. Giden sadece bir kişi değildir bazen; bir duygu, bir beklenti, bir eski halindir. Gitsin… Senin yeniden başlabilmen için bazı şeylerin bitmesi gerekiyor. 
...Güler'le hep bu masada buluşmasınlar istiyordu. Alışmaktan korkuyordu. Böyle giderse bu masa sevgilerinin kutsal yeri olacaktı. Bir yerleri olması kötüydü. Sonra insan kendinin değil, o yerin isteğine uygun yaşamaya başlardı.
Ötekilerin mevcudiyetiyle özdeşleştirilen bu cehennem, elbette Sartre'ınkini akla getirir. Ama belki de, sosyalist bürokrasiyi olduğu kadar şeytanı da hatırlattr. Eğer bu, sinemacıya ilgilendiriyorsa, nedeni
onun duyguların dolaşımına açtığı alandır; bu ayrıca ortaya koyduğu sorunlardan ve kendine has hareketlerini oraya uydurmak için sinema sanatına sunduğu olanaklardan dolayıdır. Karakterlerin dört döndüğü gizli oturum ayrıca; belli bir belgesel sinema fikrine; hayata sarılma, onun belirsiz gürültüsünü dinleme, karakterlere ve onların ruh hallerine uyarak, onların sokakta, pazarlarda veya barlarda, dans salonlarında, panayırlarda rastlaşmalarına ortak olarak yolunu şaşırma isteğine veda etmek için bir vesiledir.
1- Tevhit ve Allah'a itaatin gerekliliği,
2- Emanete riayet,
3- Faizin ve her türlü sömürünün kıyamete kadar yasak kılınması,
4- Can, mal ve namus güvenliği, kan davalarının kaldırılması,
5- Cahiliye ahlakının ve ahiliyeye ait kurumsal yapıların lağvedil-mesi,
6- Aile yapısının güçlü kılınması ve eşlerin birbirleri üzerindeki hakları,
7- İnananların kardeş oluşu, birbirleriyle çekişmekten uzak durma-larının gerekliliği,
8- Hiçbir ırkın ve kavmin birbirine üstün olmadığı, Allah katında üstünlüğün ancak takva ile olduğu gibi konuları dile getirmiştir.