Puan vermedi·248 syf.··
2026 40. kitabı
Kitap genç bir kadının otelin barında oturduğu bir sahne ile başlıyor. Kucağında da iki aylık bir bebek. İsmi Sam… Ama otel yönetimi ismini sorduğunda onlara Tuna olduğunu söyledi. Evinden, kocasından kaçıyordu. Ama neden? Peki kim bunlar? Her sayfada onları biraz daha tanıyoruz. Ama kocası Walker onları buldu… Keşke hiç karşılaşmamış olsalardı sanırım bunu dilerdi kadın. Pearl büyük bir mağazada hırsızlık yaparken tam iş üstünde yakalanmıştı ve Walker onu da yanına alarak ayrılmıştı oradan. Sonrasında bir ada… Ada deyince aklınıza neler geliyor bilmiyorum ama burası biraz farklı. Ev sanki farklı bir zamanda inşa edilmişti. Veranda da ise yarım düzine çocuk oynuyordu. Walker, çocukların çoğunun aile tarafından evlat edinilmiş olduğunu söyledi. Kardeşi Thomas çocukları çok severmiş. Yıllarca her türden uyumsuzu, terk edilmiş çocuğu toplamış. Pearl ise kucağındaki bebeğin aslında kendine ait olmadığını, değiştirildiğini düşünen bir kadın. Ayrıca kitap boyunca pek de ayık görmediğimiz… Bu kadar basit değil elbette. Asıl vurucu olan belki de adı konulan değil, adı konulamayan çocuğun hikayesinde saklı. Yazarın “öteki” diye işaret ettiği bebekten ziyade, aklı karışmış, gerçek ve hayal arasında gidip gelen, belki geçmişteki sarsıcı bir andan sonra eksilmesi beklenirken çoğalan ama zihnen parçalanarak çoğalan gölge bir “öteki” nin hikayesidir bu kim bilir. İnsan bazen mucizevi bir şekilde bir kazadan belki bedeni kurtuluyor ama ruhu büyük yara alıyor. Belki en çok anneliği… Kitap yalnızca bir “çocuk karışıklığı” meselesini değil, travmanın insanın benliğini nasıl dönüştürdüğünü, kaybın insanı nasıl başka birine çevirebildiğini de gözleri önüne sunuyor. Belki bizler de kendi yarattığımız “ada”larımızda, kime ait olduğu bilinmeyen çocuklarla sanki yarım kalmış
Diğer ÇocukJoy Williams · Tersine Kitap Yayınları · 202643 okunma
Veranda Öyküleri
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 31 Aralık 2025 10:27
Herman Melville, Veranda Öyküleri birbirinden tamamen bağımsız 6 öyküden oluşuyor. Veranda, Bartleby, Benito Cereno, Paratoner Satıcısı, Efsunlular ya da Efsunlu Adalar, Çan Kulesi. Hepsi de birbiri ile yarış halinde beğenilmek için. Okuduğum yorumlar üzerine bende mi "Katip Bartleby" diyeceğim sonuçta dedim ama, sona geldiğimde benim TERCİHİM "Efsunlular ya da Efsunlu Adalar" oldu. Melville, öykü yazmamış Galapagos adalarının 1/2500lik haritasını çıkarmış sanki. Önümde dijital harita kelimelerin izini sürdüm. Mavi ayaklı sümsük kuşlarını gördünüz mü?. .
Veranda ÖyküleriHerman Melville · Vakıfbank Kültür Yayınları · 2019203 okunma
Reklam
10/10
·368 syf.··
2025 101. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 14:22
Okuduğunuz bütün bekar ebeveyn kitaplarını unutun çünkü bu kitap aralarında en gerçekçi olanıydı. İki karakter arasında ki uyum fazlasıyla güzeldi. Başta huysuz bir tanışma olsa da sonrasın da güzel bir ilişki oldu. Madison için aşırı üzüldüm oğlu ile yaşamış olduğu geçmişteki eski kocası tarafından manipüle edilmesi ve aile içi şiddet görmesi eminim bütün okurları yaralayan bir gerçekti. Bu kitap bir aşk romanından çok daha fazlası bu kitap… Kalp kırıklıkları ile dolu. On altı yaşındayken hamile kalmış yargılayıcı ve kırıcı yorumlar onun peşini bırakmamıştı. Kendisi de her ne kadar böyle olmasını istemesede aşk onu bu duruma getirmişti şimdi yirmi beş yaşında hem kendini geliştirmeye çalışıyor hem de çocuğuna iyi bir hayat vermek için bekar bir anne olarak üç vardiya da gece gündüz çalışan boş zaman yakaladığı ilk fırsatta çevrim içi derslerini bitirmeye çalışıyor. İkiz villanın yan tarafında oturan komşusu ile henüz tanışmamıştı. Bir gün gece müzik dinleyerek hem kendi zihnini dinlendirmeye çalışıyor hem de ders çalışmaya odaklanmak için açtığı müzik sesinden rahatsız olan komşusunun kapısına bıraktığı not ile karşılaşmıştı komşusu ile ilk bu şekilde iletişime geçmişti. Yoğun geçen günlerin ardından yoğun mesai ile çalışan Madison arkadaşının yardıma gelmesi ile biraz rahatlamıştı. Şüphesiz oğlu bu duruma bayılmıştı. Arkadaşı ile veranda da ilişkiler üzerine sohbet ederken yan komşusu Garrett’ın kulak misafirti olduğundan habersizdi. Ve direk Madison’u servet avcısı olarak ön yargılı bir terimde bulunmuştu. Madison ve arkadaşı ne olduğunu şaşırmıştı ama sohbet sadece espri üzerine ilerlerken yakışıklı komşusu her şeyi yanlış anlamıştı. Bu adamdan kesinlikle uzak durmalıydı kalbi bir çok kez kırılmıştı ve bunu tekrar yaşamak istemiyordu özellikle oğlunun hayatını
Yarı Yolda BuluşalımLilian T. James · Lapis Yayıncılık · 202574 okunma
7/10
·432 syf.··
2025 78. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 14:13
İttifak serisinin diğer kitaplarını çıktıkça okumayı kesinlikle düşünüyorum. Kısaca konudan bahsedeyim: Payton, 17 yaşında evden kaçmış, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan genç bir kız. Hayatta kalmak için dikkat çekmeden, sessizce yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Ancak bir gün bir adamın açık veranda kapısından içeri girmesiyle hayatı tamamen değişiyor. Bu adam, Nero. Küçük yaşlardan itibaren hayatı şiddet, kan ve tehlikeyle çevrili bir adam. Kaderini kendi elleriyle şekillendirmiş, İttifak’ı kurmuş biri. Her şeyi kontrol altında tutmayı bilen Nero, Payton’un hayatına girmesiyle ilk kez sarsılıyor. Uzak durması gerektiğini biliyor ama kalbi aklına karşı koyamıyor. Hikâye olarak oldukça dikkat çekici, ancak içinde yoğun klişeler barındırıyor. “Kurtarıcı erkek, masum kadın” dinamiğini seviyorsanız kitabı beğenebilirsiniz. Fakat benim için bazı sahnelerde karakterlerin tepkileri fazla hızlı ve inandırıcılıktan uzak geldi. Özellikle ilk tanışma sahnelerinde, Nero’nun Payton’un evine izinsiz girdiği bölümde Payton’un tepkisizliği beni epey rahatsız etti. Normal şartlarda birinin hayatına bu kadar sert şekilde dalması karşısında, insanın en azından bir savunma refleksi olurdu. Ama Payton’un bu durumu neredeyse olağan karşılaması, karakterin gerçekçiliğini zayıflattı. Sanki uzun süredir bu tür olaylara alışkınmış gibi davrandı; bu da sahnelerin inandırıcılığını azalttı. Kitabın en güçlü yanı akıcılığı. Sayfalar gerçekten hızlı ilerliyor, yazarın dili sürükleyici. Ancak içerik anlamında dark romance sınırlarını oldukça zorlayan bir hikâye okuyoruz. Smut sahneleri yoğun ve “kirli” olarak tanımlanabilecek kadar sert herkesin zevkine hitap etmeyebilir. Bazı sahnelerde “bunlar ne yaşıyor?” diye düşündüğüm anlar oldu. Eğer bu tür sert temalara karşı hassassanız, kitap sizi
1000Kitap
NeroS. J. Tilly · Martı Yayınları · 2025209 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2025 83. kitabı
Salim Nizam / Bandırma Palas Sayfa:100 19. yüzyıl başlarında inşa edilen Bandırma Palas Oteli, birçok tarihi olaya ev sahipliği yapmıştır. Uzun yıllar Düyun-u Umumiye binası olarak hizmet vermiştir. ( 1881-1923 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun iç ve dış borçlarını denetlemiştir.) Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü Gören ve Kurtuluş Savaşımızın eşsiz tanığıdır. Siyah pardesülü yabancı bir adam otelden kuşlu bir oda istemiştir. Bülbülü bir oda isteyen adam bu odaya 3 katı fazla para verip 3 aylığına konaklamak ister. Bu süreçte misafirlerinin de kendine eşlik edeceğini bildirir otelciye. Bu süre zarfında oda servisini yapan İranlı Faris'te kendine yardımcı olur. Geçmişten tarihten ve kitaplardan konuşan ikili oldukça güzel iletişim kurmuştur fakat Faris, adamda bir farklılık olduğunu anlamıştır. Ölmüş karısından kalan tüm detayları toplamak isteyen Mahir'in saçını maviye boyayan Ünlü tiyatrocu Orçun Veranda ile ne bağlantısı olabilir? Gerçekleri ortaya çıkarmak için oldukça profesyonel oyun oynayan adam, mavi saçlı adamı kuşu yakalamak için yardım bahanesiyle odasına çağırır.. Gerçekliğin sınırını zorlayan odada acı hesaplaşma başlamıştır.. Mahir ruh hastası mıydı yoksa öfkeli, acısını sindiremeyen bir koca mı? Gerçek ve hayal arasında yaşayan bir adamın hikayesiydi... #reklam #pr #hediye
Bandırma PalasSalim Nizam · Ötüken Neşriyat · 202547 okunma
10/10
·325 syf.··
2025 5. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 20:10
Bu kitabı çok seviyorum. Bir insanın mücadelesini, o kadar mücadeleden sonra başladığı yere geri dönmesini, umutları, hisleri, çaresizliği, hislerin düşünmedeki yerini başarılı bir şekilde anlatıyor. -İPUCU İÇERİR- Konusu: Charlie, zihinsel engelli olarak dünyaya gelmiştir. Zeka seviyesini geliştirmek için bir deney geliştirilir. Bu deney ilk önce fare Algernon'a ulaşmış ve başarıya ulaşmıştır. Ama daha öne bir insan üzerinde yapılmamıştır. Bu deneyin ilk kişisi de Charlie olacaktır. Charlie Algernon ile kıyaslandığında ondan bile daha geri seviyededir. İkisine de yemeğe ulaşan bir labirent verilir. Algernon bunu başarırken Charlie başarısız olur. Ameliyat sonrası ondan her gün durumunu raporlaması istenir. Önce bozuk Türkçeyle yaşadıklarını anlatan Charlie, zaman geçtikçe düzgün bir Türkçeyle yazmaya başlar. Eski anılarını da yazar. Beni en çok da bu kısım üzmüştür. Yazarken insanların ona nasıl davrandığını hatırlar. Ona çoğu zaman kötü davranmışlardır. O zamanlar neler yaşadığıyla ilgili hisleri yoktur. Ama şimdi hatırlayınca hisleri de oluşur. Bunun sebebi ise düşünmeye başlamasıdır. O zaman düşünmediği için hissedemiyordu da. Şimdi düşünmek ona hissetmenin de yolunu açmıştı. Hissetmenin ilk yolu, düşünmekti belki de. Önce akılda başlıyor, akıl da neleri hissedeceğimizi bize iletiyordu. İnsanlar onu ameliyattan önce ciddiye almıyordu. O buna da çok üzülüyordu. "Ben ameliyattan önce de bir insandım. Unutmuş olabilirsiniz belki ama." O zamanlar insanlar ne ona ne hissettiklerine önem veriyordu. Sanki ameliyattan sonra yaratılmıştı. Ama öyle değildi. Anlamıyordu, hissedemiyordu belki ama o da bir insandı. İnsanların ona davranışları da değişmişti. Çünkü onu hor göremiyorlardı artık. Ondan uzaklaşmışlardı çünkü insanlar yanlarında onlardan daha akıllı birinin
Edebiyat & Roman
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,6bin okunma
Reklam
Reklam