İttifak serisinin diğer kitaplarını çıktıkça okumayı kesinlikle düşünüyorum.
Kısaca konudan bahsedeyim: Payton, 17 yaşında evden kaçmış, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan genç bir kız. Hayatta kalmak için dikkat çekmeden, sessizce yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Ancak bir gün bir adamın açık veranda kapısından içeri girmesiyle hayatı tamamen değişiyor.
Bu adam, Nero. Küçük yaşlardan itibaren hayatı şiddet, kan ve tehlikeyle çevrili bir adam. Kaderini kendi elleriyle şekillendirmiş, İttifak’ı kurmuş biri. Her şeyi kontrol altında tutmayı bilen Nero, Payton’un hayatına girmesiyle ilk kez sarsılıyor. Uzak durması gerektiğini biliyor ama kalbi aklına karşı koyamıyor.
Hikâye olarak oldukça dikkat çekici, ancak içinde yoğun klişeler barındırıyor. “Kurtarıcı erkek, masum kadın” dinamiğini seviyorsanız kitabı beğenebilirsiniz. Fakat benim için bazı sahnelerde karakterlerin tepkileri fazla hızlı ve inandırıcılıktan uzak geldi.
Özellikle ilk tanışma sahnelerinde, Nero’nun Payton’un evine izinsiz girdiği bölümde Payton’un tepkisizliği beni epey rahatsız etti. Normal şartlarda birinin hayatına bu kadar sert şekilde dalması karşısında, insanın en azından bir savunma refleksi olurdu. Ama Payton’un bu durumu neredeyse olağan karşılaması, karakterin gerçekçiliğini zayıflattı. Sanki uzun süredir bu tür olaylara alışkınmış gibi davrandı; bu da sahnelerin inandırıcılığını azalttı.
Kitabın en güçlü yanı akıcılığı. Sayfalar gerçekten hızlı ilerliyor, yazarın dili sürükleyici. Ancak içerik anlamında dark romance sınırlarını oldukça zorlayan bir hikâye okuyoruz. Smut sahneleri yoğun ve “kirli” olarak tanımlanabilecek kadar sert herkesin zevkine hitap etmeyebilir. Bazı sahnelerde “bunlar ne yaşıyor?” diye düşündüğüm anlar oldu. Eğer bu tür sert temalara karşı hassassanız, kitap sizi