"Antikahraman bilinmezliği kutsar, kahramanlığın saçmalığını/beyhudeliğini çığırır. Kahramanın kendinden menkul değerini alaya alır. Eksikliğine güler; kendini ciddiye almaz, dünyayı ciddiye almaz. Dolayısıyla kolektifin kendini bağladığı tüm mihenk taşlarını, örf, inanç, ahlak, hukuk ve bilgi edinme yöntemlerini, hiyerarşiyi sarsar. Bazen bu sarsıcı işlevi, 'uyarmak/uyandırmak' gibi bir hedefe bağlar; ancak bu durumda uyandırmak istediklerinin uyanmasına değer atfettiğinden dolayı, antikahraman pozisyonundan uzaklaşmış, 'kahramanlık' yolculuğuna çıkmıştır.
Antikahraman bazen -aynı anda çok öyküyü süren-polimitik örgütlenmesinin farkında olabilir. Farkındalığı kahramandan fazla da olabilir, ki antikahramanı eşdeğer olasılıkların dağınıklığında seçim yapmaktan alıkoyabilir. Önem/değer ve öncelik hiyerarşisini kuramadığı olasılıkların arasında huzursuzdur. Ama huzursuzluğu-nu (tekinsizliği) evi yapmıştır. Aradalıktan kaç(a)maz, ona mecbur olduğu evi olarak katlanır. Seçenekler arasında kararsız, duygu ve düşüncelerinde ikirciklidir. Tek bir hedefi takip edemeyecek kadar, olasılıkların çeşitliliğinde kaybolmuştur. Olası her hamlesinden kuşku duyar, eylem netliğini bulamaz; bazen eylemi tercih etmez. Zamanın dayattığı seçim ve eylem zorlamasını reddeder, olasılıkları muhafaza eder: Zamansallığı ve şekillenmeyi reddeder.
Kahraman, insanlığın ileriye doğru seferinin bayraktarıdır. Antikahraman ise, insan(lığ)ın büyük mitine, yani -kendini referans tutarak- sonsuz gelişim fantazisine özne olmayı reddetmektedir. Yıkıcı bir rolü var gibi gözükse de, oluşan kararsızlığın yeniden yapılanmayı uyarması açısından antikahramanların insan(lığ)ın tarihî seyrindeki rolü vazgeçilmezdir. İnsan -özde-, kahramanlık sevdalısı antikahramandır. Belirsizliği, yaşamın