şaziye..

şaziye..
@verbavolentscriptamanent
"kendi sokaklarında kıblesiz yolcu" youtu.be/EHDAATXaY8E?si=... youtu.be/gWoR_2x3EwA?si=...
arada, araf'ta..
"İnsan zihni mitsiz yűrűyemez ve mite iman, şek ve şüphe kabul etmez. Şüphe var ise, ya yeni bir mitin tomurcuklanma arifesindeyizdir, ya da belirsizliğin ebedi önce-sonra aradalığında yüzüyoruzdur. Her öykü bir şekillendirmedir ve her şekillendirme gibi efradını cami, ağyarını mâni bir kapsama-dışlama dizgesidir. Bu minvalde -karşı yönde tüm iddiasına rağmen- hiçbir mit 'tamam' olamaz; zira diğer olasılıklardan mahrumdur. Öyküleme bir sistematik içinde, Bütün'den fazlalıkları atmakla gelişir. Michelangelo'nun, "mermerden fazlalıkları atıyorum, ortaya heykel çıkıyor" mealindeki sözlerini, öykü/mit için de söyleyebiliriz; elbette ki Michelangelo'nun bir yerden başladığını ve fazlanın içindeki heykeli fazlayı atarken zihninde giderek olgunlaştırdığını bilerek. Burada henüz öyküsüz bebeğin, erişkinliğe doğru kendi öyküsünü şekillendirirken, beyindeki nöronal ağın, çok işleyen bağlantılar lehine ve 'gereksiz fazlalıklar' aleyhine sürekli budandığını, 'şekillenmiş' beynin 'öykü'sünü oluşturduğunu da anımsayabiliriz. Dolayısıyla her mit -varoluş iddiasına hilafen- eksiktir, amma velâkin tamamlanma olasılığına açıktır. Bizi, mitimizi tamamlama vaadini taşıyan, eksikliğimiz, eksilttiğimizdir. Her mit, kendi dışında (içinde) bir istikrarsızlık unsuru taşır ve değişime açıktır, hatta mecburdur: Çünkü mit asla 'Bütün' değildir ve 'zaman' vardır!"
s. 237 - Psikomitolojinin Trajik Öznesi Oidipus: Kahraman ve Antikahraman, M. Bilgin Saydam·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
öyküden ötede: mitos
"Kadim Yunan'da kozmos'u yapan mitostur, yani varlıksallığı ve zamansallığı anlamlı bütün hâline getiren öyküleme. Kozmos, bilincin yapılandırıcı şiddetiyle (mitojeni) şekil kazanmıştır; kaostan aparılmıştır: Kaos (kargaşa), tüm ürperticiliği ve bulanıklığıyla bilin(e)mez, kavranamaz ve denetlenemez tekinsizlik/muğlaklık/müphemlik kaynağıdır. Kozmosun, yani düzenin/mitin sınırına yaklaştıkça fark edilir ki, kaos çepeçere dışarıdadır. Mitojeni, kaosu kozmosa dönüştürür; dışarıyı -bağlayarak- içeriye alır. Herkes -birey ya da toplum-, yaşamın anlamlı bütünlüğü peşindedir ve bu minvalde bir mitos içinde(n) yaşar. Bu yüklü karşılığında mit-os, öyküden daha fazlasıdır: Bizi içten ve dıştan sarar, taşır, eğer büker, yönlendirir ve kaosa karşı korur. Geçerli olduğu ân ve hâlde, her şeyi açıklama iddiasındadır. Zamanda ve uzayda yaşamın bütünlüğünü taşır ve anlamlandırır. 'Mit'in bilinçli farkındalığı her zaman, hatta çoğunlukla mümkün olmaz; ancak mitlerimiz -algıdan duyuma, dürtüden duyguya, düşünceden davranışa- tüm eylemlerimizde içkindir, dolayısıyla belirleyicidir. Mit, yapılandırmadır (geçmiş), yapısaldır (şimdi) ve yapılandırıcıdır (gelecek)."
s. 235,236 - Psikomitolojinin Trajik Öznesi Oidipus: Kahraman ve Antikahraman, M. Bilgin Saydam·Kitabı okudu
öyküsellik
"İnsan zihni, ki bildiği hayatın öznesidir, kendini ve dünyayı öyküleyerek bilir. Şeyleri/olayları anlamlı bir şekilde, tarihselliği ve uzaysallığı içinde bağla(ntılandır)dığımızda ortaya hep bir 'öykü' (hikâye) çıkacaktır. Öyküde nesneler, -zamanda ve mekânda- birbirine değer ya da birbirine göre vaziyet alırlar. Olaylar art ardalık benzeşlik, birliktelik, karşıtlık, nedensellik (kauzalite) ya da eşzamanlılık (sinkronisite) prensibiyle zaman ve uzam içinde seyreder. Öykü, ki kendi başına yoktur, zihnin ürünüdür: Zaman(sallığ)ın ayırdında zihin, parça bölük gerçeklikleri, anlamlı bir bütünsellikte -zamanın akışında- cem eder. 'Kendi-için(de)' ayrık -dolayısıyla birlikteliğinde anlamsız duran- nesneler ve olaylar 'birlikte-ve-hepsi-için-anlamlı' bir karmaşada örgütlenirler. Öykü-le(n)me, şu veya bu ölçüde 'Bütün'den ayrışma çabası güden ve bu imkânsız serüveni kendi için(de) bütünleşmek serabıyla sürdüren, velâkin bunun ancak 'Bütün' ile iç içe kaldığınca mümkün olacağı gibi bir paradoksun bilinçli-bilinçsiz farkındalığındaki canlı birimlerin, bu çabalarının izdüşümünde- bilinmezlikte kaybolmasını önler. 'Anlam' ve 'ilişki-içinde-bütünlük', öyküyü taşıyan sihirli kavramlardır. Sihirlidirler; zira hayatın akışı öyküde anlam ve bütünlük kazandığında, zaman ve uzay tek dokunuşla başkalaşır. Neyin ne, nasıl ve niçin olduğunu, nereden geldiğimizi, neden burada olduğumuzu, neden oraya doğru devindiğimizi ancak, 'dünya(mız) içinde kendi(miz)'i anlatan bir öykünün özne-nesne geçişmelerinde anlamlandırabiliriz. Bu bir öznel kurgudur ve varlıksallığın zamansallık içindeki açılımını anlatır; öykünün müellifi ve/veya yürütücüsü olan özne için nesneleri(ni) bilinir kılar ve vice versa nesnelerince -varlıksallığında
s. 234,235 - Psikomitolojinin Trajik Öznesi Oidipus: Kahraman ve Antikahraman, M. Bilgin Saydam·Kitabı okudu
"Çocuk, ötekilerin olduğu bir dünyaya gelmiştir, bu biyolojik kaderdir ve ötekilerle birlikte geçecek bu yaşamı öğrenmeye çalışır. İşte Freud'un orijinal yaklaşımının ilişkisel izdüşümü dışarıdan bir göz ile araştırılacak olursa, Oidipal karmaşa, insan yavrusunun, dünya gerçeğini (ilişkisel olarak) fark etme, kendi kozmosunda bu gerçeği konumlandırma ve dolayısı ile kendi konumunu fark etme süreci olarak tanımlanabilir. Nedir bu farkındalık? Anneden, libidinal doyumun ilk ve en biricik nesnesinden vazgeçmek zorunda kalmak. Hem de anne yanı başındayken, dokunulacak kadar yakınken, bir baba gerçeği ile vazgeçmek. Cinsellik ve penis değişkenleri dışarıda tutulup Freud'un Oidipus karmaşası yaklaşımının tema analizi yapılacak olursa, karşımıza ilk olarak "yenilgi" kavramı ile "fark etme ve boyun eğme" gibi aslında birbirinden farklı iki süreç çıkar. Lacancı yaklaşımın sağladığı katkı ile insan yavrusunun gelişim öyküsüne yeniden bakıldığında ise bu yenilgi, dünya gerçeği ve "yasa"nın fark edilmesi ile birlikte "koşulsuz ulaşılabilir zannedilen annenin artık ulaşılamaz hale gelmesi" ile başlar. Sonuç olarak büyümekle yavru kalmanın, insan olmak ile özneleşememiş bir nesne olmanın çelişkisidir bu. Diğer bir deyişle, büyümenin ve özne olmanın, hukuki dildeki medeni ehliyete benzer şekilde sosyal olarak artık ehil olmaya başlamanın bir sonucudur. Yaşıyorsan büyürsün, büyürsen yitirirsin. İkinci kısım yani fark etme, ilkinin yani yenilginin ve vazgeçmenin acısını da içerir. Yitirdiğinin farkında olmayı, aslında zaten yitirmiş olduğunu. ... Son derece yoğun arzuya rağmen yenilgi, boyun eğme ve her an saldırıya uğrayacağı korkusu ile kaçınma davranışı ve yitirmenin "anlamı ile bilinmesi" gerçeği; yani boşluktaki noktalara hangi eylemi ve gerçeği
Sosyometrik ve Bağlanmacı Bakıştan Oidipal Karmaşa - Ejder Akgün Yıldırım·Kitabı okudu
ne de güzel, nasıl da 'kusursuz' oynuyorsunuz rollerinizi.. elverir ki kimse bilmesin kulisini sahnenin. "yaşamayı bilmek" filan diyorsunuz ya buna da; buyurun, dünya sizin...

şaziye..

@verbavolentscriptamanent
·
"Öyle bir topluluk ki yuvarlak, ortası şişkin, dış çeperi de ortaya dahil. Ah yuvarlak toplulukların yuvarlana yuvarlana aldıkları yol, ah yuvarlacıklığın içinde hiç kenarı köşesi acımayan, kopmayan, vura vura helak olmayanlar, ah kendi sağı, soluna batmayanlar, kendi gözü kendini oymayanlar, ah yuvarlacıklar, en fazla bir tümseğe gelince hafiften sekenler, buyurun, dünya sizin."
Sayfa 47·Kitabı okudu