-Yaşamın ve yaşamanın neredeyse anlaşılamaz olan özgürlüğ nün, tereddütsüzlüğünün, dikkatsizliğinin, samimiyetinin ve neşesinin tadına varmak adına, daha en başından itibaren bilgisizliğimizi korumayı nasıl da başardık
felsefenin içindeki ahlaki (ya da ahlakdışı) amaçların, daha sonra tüm bitkiyi oluşturacak asıl yaşamsal tohumlarıdır. Bir filozofun en uzak metafizik iddialarının aslında nasıl oluştuğunu anlamaya çalışırken i ilk önce şu soruyu sormak çok iyi (ve akıllıca) olacaktır: felsefe (filozof) hangi ahlaka ulaşmak istiyor? Buna göre ben, bir "idrak etme güdüsünün" burada felsefenin babası olduğuna inanmıyorum. Bence burada, her zaman olduğu gibi, idrak etme (ve yanlış idrak etme!) başka bir güdü tarafından sadece bir araç olarak kullanılmaktadır
Gözlüklerimi çıkarıp uzağa bakmayı seviyorum. Her şey sislerin ardına çekiliyor, bir rüya, bir tür yaşam çarkı gibi mükemmel oluyorlar. Kirli ve çirkin detaylar yok.
"Diyorum ya hâkim bey.
Ben masumum.
Kendi başıma bir şey yapamam.
Mürekkep koklatırlar bana.
Öyle bir kafa yapar ki deme gitsin…
İşte o kafayla kulağıma ne üflenirse ben onu yaparım.
Halim selim bir adam olmama rağmen önceki yaşamımda intihara sürüklenmem de hep bundan…"
Biraz Oğuz Atay'ın ismini kullanmış yazar. Ancak yine de hikayelerin kötü olduğunu söyleyemem. Normalde belirsiz yeni "modern" edebiyat hikayelerini sevmesem de bu kitaptaki kısa hikayelerin hoşuma gittiğini söyleyebilirim.
Anılar insanların, insanlar duyguların çevresinde yaşar.
Belirli bir müzik parçasını duymak, bir koku almak, bir yerde bulunmak veya birini görmek gibi şeyler, insanların duygusal anılarını canlandırıyor.
Güçlü duygusal deneyimler, insanların daha uzun süre etkilenmesine ve anıları üzerine düşünmelerine neden olabilir. Bunu biliyoruz.
Ya küçük "anlamsız" deneyimler?
neden akılda kalır mesela, bunu düşündüm. Kitaptaki karamsardan öte farklı ama biraz daha kasvetli bir havayla yazılmış hikayeler bulunuyor.
"Nasıl söylerim ona artık seni sevmiyorum diye? Bundan sonraki hayatımda seninle birlikte yaşamak istemiyorum diyebilir miyim? Beni deliler gibi seviyor oysa. Hakkım var mı onu yarı yolda bırakıp hicrana terk etmeye?"
Genellikle aşk teması üzerine yazılmış. Daha doğrusu yarım kalan aşklar. Kitapta bahsettiği üzere teomanın bir şarkısı çalıyor kafamızda
"iki yabancı"
"Düşünceler uzayıp gidiyor. Uzaktan bir yerlerden Teoman'ın sesi geliyor. Bir damla düşüyor masanın üzerine. Fincandan değil, gözlerinden..."
kısaca oğuz atayla alakası, yalnızca bir hikayede geçiyor. Yazarın ismini kullandığını düşünüyorum. Onun dışında hızlıca okunabilir akıcı ve vasat olmayan bir kitap.
"zaman her şeyin ilacıysa, fazlası intihara girmez mi?"
Oğuz Atay Tutunamayanlar