Stefan Zweig, insan psikolojisinin en derin ve en hassas tellerine dokunmadaki ustalığını bu kez kadim bir efsanenin, teolojik bir sorgulamanın fırça darbeleriyle birleştiriyor. Kitap, Yahudi mistisizminin ve eski ahit anlatılarının o görkemli fonunu kullanarak, insanlık tarihinin en evrensel ve en yakıcı temalarından biri olan adalet, inanç ve acı kavramlarını masaya yatırıyor.
Eserin merkezinde, halkının maruz kaldığı bitmek bilmeyen zulümler, sürgünler ve trajediler karşısında sessizliğini koruyan Tanrı’ya karşı içindeki isyanı artık bastıramayan Rahel yer alır. Rahel, sıradan bir kabullenişin ya da körü körüne bir biatin ötesine geçerek; çekilen bu muazzam acıların, dökülen masum kanların hesabını sormak üzere yaratıcıyla entelektüel ve ruhani bir düelloya, amansız bir hesaplaşmaya girişir. Zweig, o alametifarikası olan lirik, yoğun ve empati dozu yüksek üslubuyla, bir kadının içsel çalkantılarını ve inanç krizini adeta kozmik bir boyuta taşıyor.
Yazar, bu kısa ama sarsıcı anlatı üzerinden kutsal metinlerin dogmatik sınırlarını esnetirken, insanoğlunun binlerce yıldır sorduğu o kadim soruyu yeniden yankılandırıyor: *Eğer mutlak iyilik ve adalet varsa, yeryüzündeki bu sınırsız kederin ve adaletsizliğin kaynağı nedir?*
*Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor*; inanç ile isyan, teslimiyet ile sorgulama arasındaki o bıçak sırtı çizgide yürüyen; edebiyatın, felsefenin ve teolojinin tek bir potada eritildiği, okurun vicdanını ve inanç kalıplarını derinden sarsan son derece yoğun ve etkileyici bir Stefan Zweig klasiğidir.