İnsan kendine güvendiğinde başkalarına da güvenir. Zira bilir ki, ihanete uğrarsa -ki uğrayacağı kesindir, hayat böyledir- intikam alabilecektir. Hayatın cilvelerinden biri de budur işte: risk almak.
Elbette her şeyimizi paylaşmalıyız. Paylaştığımız bilgileri herkes bilse de bencilliğe kapılmamalıyız, yoksa günün sonunda yalnız kalırız. Böyle yapan kişi hiçbir ilginçliği bulunmayan boş bir cennetle karşılaşacak ve çok geçmeden sıkıntıdan ölecektir.
Yolu aydınlatan ışıkları alıp yanımızda götüremeyiz.
Böyle davranırsak sırt çantalarımız fenerlerle dolup taşar. Ne kadar “ışık” taşısak da bize eşlik edecek kimseyi bulamayız. Işık neye yarar o zaman?
Nice ilişkinin büyük aşklara dönüşmek yerine yitip gidebileceği karar anlarından biriydi — yitip gidebilir, çünkü ruhlar yeryüzünde buluşunca hangi yolda olduklarını fark ederler ve bundan korkarlar, çünkü ruhlara, tanışmaları için vakit tanımamaya koşullandırdığımız ve “daha iyisini” bulacağımızı düşündüğümüz için hayatımızın fırsatını kaçırabiliriz.