Voldemort kehanetten korkup Harry’yi öldürmeye çalışmasaydı, kehanet belki de hiç gerçekleşmeyecekti. Kendi düşmanını bir bakıma kendisi yaratmış oldu.
Harry Potter
Harry Potter Serisine başlamak heyecan verici. En çok merak ettiğim fantastiklerde 1. sıradaydı bu seri. Sırasıyla okumaya devam ettikçe filmlerini de kitaba paralel şekilde izlemeyi düşündüm. Farklı türler heyecan veriyor. Genelde edebi türlere, klasiklere ağırlık veririm ama ara sıra farklı türlere yönelmek de iyidir diye düşünüyorum. Tabii bu zamana kadar Harry Potter'ı okumamış olmam benim eksikliğim, kült bir fantastik olması merakımı ikiye katlıyor desem yalan olmaz. Bir yandan da ilk defa okuyacak olmanın şansı ayrı güzel bence. Okuyanlar ne düşünüyor kitap hakkında? yorumlara gelebilirsiniz fakat spoiler vermeden... 💗
Duygu ve Düşünce
Reklam
Harry ile aramızdaki bağ, satırlar ilerledikçe daha da derinleşiyor. Özellikle sayfa 83’te geçen "Herkes seni bırakıp gittiğine göre pek geçimsiz birine benziyorsun" cümlesi, dünyaya uyum sağlayamayan rafine ruhların ortak nişanı gibidir. Sayfa 116’da ise sevgiye duyulan o "korkunç ciddiyet" ve beraberinde gelen kuşku, Harry’yi benim için bir roman kahramanı olmaktan çıkarıp aynadaki yansımam haline getiriyor. Harry, Hermine sayesinde o hırçın "Kurt" tarafının vahşi yalnızlığından uzaklaşırken, ben her satırda ona biraz daha benzediğimi hissediyorum. ​Ancak bir farkla: Harry’nin elinden tutup onu dönüştüren, ona aynadaki öteki yüzünü gösteren bir Hermine’si var. Yusuf’un Muazzez’i, Hikmet Benol’un Sevgi’si, Werther’in Lotte’si veya Ömer’in Macide’si gibi dönüştürücü ruhlarla doluyken, Harry de kendi payına düşeni alıyor. Harry’nin aynadaki yansıması bana bu kadar benzerken, Harry gibi bir "Bozkırkurdu"nun bile elinden tutan bir Hermine varken, bizim Hermine’imiz nerede? Belki de bizim payımıza düşen, sadece bu edebi yalnızlıkların izini sürmektir... BozkırkurduBozkırkurdu
Boşuna Voldemort sevmiyorum Dosto biliyor işi işte :)
Nefrete sevgiden fazla güvenirim; çünkü nefretin sahtesi olmaz! Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski
1000Kitap
Geçen sene kitap bakarken iki dükkan ileride Sevin Okyay'ı gördüm, o da bazı şeylere bakıyordu. Gidip de konuşmadım rahatsız etmek gibi olmasın diye... Hem ne soracağım; "Harry Potter'ı çevirirken zorlandığınız oldu mu?" diyeceğim... Hiç... Oysa kitap fuarına kaşe bastırıp gelen sözde yazarlar görünce okurların hakiki yazara, azimli çevirmene daha çok ilgi göstermesi gerektiğini de düşünmeye başladım. Gerçi sadece Harry Potter'ı sormayabilirdim de, Türkiye’de polisiye dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biridir, diğeri Erol Üyepazarcı'dır. Onunla dostluğu var mı, varsa belki derecesini öğrenebilirdim. Sinema bilgisine güvenip çocukluğumdan beni çok etkileyen Midas Touch'ı izleyip izlemediğini sorabilirdim. Belki de böylesi daha iyi olmuştur; o anı zihnimde bir fotoğraf karesi gibi saklamış oldum. -Eğer olursa- bir sonraki karşılaşmamızda belki de bu çekingenliğimi anlatıp konuya girebilirim. Olur ya, bazen yaşanmamış bir diyalog, yaşanmış olandan daha çok ilham verir insana....
Kitap karakterleri gerçek olsaydı arkadaş olur muydum?
Harry Potter ve Felsefe TaşıHarry Potter ve Felsefe Taşı serisi Harry Potter; Arkadaş olurduk ama muhtemelen günün sonunda onu bir kaşık suda boğmak isteyebilirdim. Bazen o kadar inatçı ve kendi bildiğini okuyan biri oluyor ki, anlaşmak için peygamber sabrı gerekirdi. ​Hermione Granger; Tam benlik! En iyi anlaştığım kişi kesinlikle o olurdu. Beraber kütüphanede vakit geçirmek, sınavlara hazırlanmak ve her şeyi planlamak... Tam bir "soulmate" enerjisi! ♡ ​Ron Weasley; Arkadaş grubunda olurdu ama aramızda hep o görünmez mesafe kalırdı. Neden bilmiyorum ama Ron beni pek sevmezdi bence. ​Fred ve George Weasley; Onlarla takılmak dünyanın en eğlenceli şeyi olurdu! Ama işin içinde öğretmenlere yakalanma ve ceza alma korkusu olduğu için, şakalarının "uygulama" kısmında ben muhtemelen geri planda dururdum. ​Percy Weasley; (Derin bir nefes) Bu çocuğun üzerinden tırla geçmek istiyorum! Özellikle 5. kitaptaki tavırlarından sonra ona karşı hiçbir sempatim kalmadı. Tam bir hayal kırıklığı ve gerçekten tahammül edilemez biri. ​Ginny Weasley: Kesinlikle çok yakın arkadaş olurduk. Onun o dik duruşunu ve havalı tavırlarını zaten çok seviyorum, yan yana çok iyi bir ikili olurduk btw. ♡ ​Remus Lupin; İşte benim favorim! Bu adam sevilmez mi? Naifliği, bilgeliği ve sakinliğiyle kesinlikle benim BFF’im olurdu (çokça sevmek) Cho Chang; 5. kitaptaki o ağlak ve kararsız halleri beni biraz yorardı. Arkadaş olurduk ama bir noktada "Cho, hadi ama toparlan biraz!" diyerek yanından uzaklaşabilirdim. Luna Lovegood; Kesinlikle çok farklı bir enerjimiz olurdu. Bazen anlattığı şeyler "yok artık" dedirtse de, onun o yargısız ve dürüst tavrını çok severdim. Fred ve George gibi beni tehlikeye atmazdı ama Harry gibi de darlamazdı. Muhtemelen beraber okul bahçesinde oturup hayallere dalardık. Neville Longbottom; İlk yıllarda "Neville şunu yapma,
1000Kitap
Reklam
Reklam