Geçen sene kitap bakarken iki dükkan ileride Sevin Okyay'ı gördüm, o da bazı şeylere bakıyordu. Gidip de konuşmadım rahatsız etmek gibi olmasın diye... Hem ne soracağım; "Harry Potter'ı çevirirken zorlandığınız oldu mu?" diyeceğim... Hiç... Oysa kitap fuarına kaşe bastırıp gelen sözde yazarlar görünce okurların hakiki yazara, azimli çevirmene daha çok ilgi göstermesi gerektiğini de düşünmeye başladım.
Gerçi sadece Harry Potter'ı sormayabilirdim de, Türkiye’de polisiye dendiğinde akla gelen ilk isimlerden biridir, diğeri Erol Üyepazarcı'dır. Onunla dostluğu var mı, varsa belki derecesini öğrenebilirdim. Sinema bilgisine güvenip çocukluğumdan beni çok etkileyen Midas Touch'ı izleyip izlemediğini sorabilirdim.
Belki de böylesi daha iyi olmuştur; o anı zihnimde bir fotoğraf karesi gibi saklamış oldum. -Eğer olursa- bir sonraki karşılaşmamızda belki de bu çekingenliğimi anlatıp konuya girebilirim. Olur ya, bazen yaşanmamış bir diyalog, yaşanmış olandan daha çok ilham verir insana....