10/10
·519 syf.··
2026 29. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 10:14
Bu kitap bir felsefe tarihi gibi ama belli başlı filozofları sadece yazmış aslında. Bu nedenle muhtemelen Russell'ın eserini buna tercih ederdim Batı Felsefesi Tarihi Cilt 1 – ya da Ahmet Cevizci'nin Felsefe Tarihi ancak bunun daha kısa olması büyük bir avantaj. Platon, Aristoteles, Bacon, Spinoza, Voltaire, Kant, Schopenhauer, Spencer, Nietzsche gibi bir dizi "anahtar" filozofa ayrılmış ana bölümler ve Bergson, Croce, Russell, Santayana, James ve Dewey hakkında daha kısa bölümler var. Ayrıca Comte, Hegel, Locke, Rousseau ve Hume'dan da bahsediyor. Ana bölümlerin yaklaşık elli sayfası, listelediğim anahtar filozoflara ayrılmış. Bu ilginç çünkü genellikle "hayatlarıyla" başlıyor, sonra "fikirlerine" geçiyor ve eleştiriyle bitiyor – ancak bu eleştiriler genellikle oldukça övgü dolu. Kitapda çok fazla bilinmeyen filozoflar da yer almış. Santayana gibi, bir diğeri de Dewey aynı zamanda sanırım yazarın hocasıymış da. Okunabilir.
Felsefenin ÖyküsüWill Durant · İz Yayıncılık · 2014162 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 5. kitabı
Jean Calas davası, Voltaire için yalnızca bir mahkeme hatası değil, dini bağnazlığın ve fanatizmin adalet üzerindeki yıkıcı etkisinin bir örneğidir. Voltaire, olay boyunca mahkemenin kesin kanıtlar yerine önyargılarla hareket ettiğini, halkın söylentileri gerçek gibi kabul ettiğini ve yargıçların toplumsal baskının etkisi altında kaldığını göstermeye çalışır. Ona göre adaletin temel şartı olan tarafsızlık kaybolduğunda, masum insanlar bile suçlu ilan edilebilir. Voltaire, Calas ailesinin yaşadıklarını anlatarak fanatizmin yalnızca bir bireyi değil, bütün bir aileyi ve hatta toplumu yaraladığını ortaya koyar. Jean Calas’ın idam edilmesi, oğullarının sürgün ve baskılara maruz kalması, eşinin ve kızlarının çektiği acılar, önyargının insan hayatını nasıl altüst edebileceğinin somut örnekleridir. Bu nedenle eser, yalnızca bir adalet savunusu değil, aynı zamanda insanlık ve vicdan çağrısıdır. Voltaire’in ulaşmak istediği temel sonuç, hiçbir insanın, hiçbir dinî grubun ve hiçbir yargıcın yanılmaz olmadığıdır. İnsanlar hata yapabildiği için farklı düşüncelere tahammül etmeyi öğrenmeli, inanç farklılıklarını düşmanlık nedeni haline getirmemeli ve her durumda aklı, kanıtı ve merhameti esas almalıdır. Ona göre toplumları ayakta tutan şey baskı ve cezalandırma değil, hoşgörü ve adalettir.
Hoşgörü Üzerine İncelemeVoltaire · Bilgesu Yayıncılık · 201775 okunma
Reklam
Puan vermedi·120 syf.·
2026 15. kitabı
Hikâye, Babil’de yaşayan zeki ve erdemli bir genç olan Zadig’in başından geçen olayları anlatır. Zadig, doğru ve adaletli biri olmasına rağmen sürekli haksızlıklara uğrar. Sevdiği kadın tarafından terk edilir, yanlış anlaşılır, suçsuz yere cezalandırılır ve sürgüne gönderilir. Yolculuğu boyunca farklı toplumlarla karşılaşır ve insanların adalet, kader ve mutluluk hakkındaki yanlış inançlarını gözlemler. Her olayda “kader”in gerçekten insan yaşamını belirleyip belirlemediğini sorgular. Temel Tema ve Fikir * Kader vs. Akıl: Voltaire, olayların tamamen kader tarafından belirlenmediğini, insan aklının ve seçimlerinin önemli olduğunu sorgular. * Adaletsizlik: Güçlülerin zayıfları nasıl haksız yere ezdiği eleştirilir. * Aydınlanma düşüncesi: Akıl, bilim ve eleştirel düşünme öne çıkarılır. * Deneyimle olgunlaşma: Zadig yaşadığı zorluklarla daha bilge bir insana dönüşür. Kısa İnceleme Eser, masal gibi ilerleyen ama aslında felsefi eleştiri yapan bir yapıdadır. Voltaire, kader inancını sorgularken insanın kendi hayatını şekillendirme gücünü vurgular. Mizahi ve ironik bir dille yazıldığı için ağır felsefe değil, hikâye gibi okunur. Sonuç: “Zadig”, insan hayatındaki adaletsizlikleri ve “kader” fikrini sorgulayan, Aydınlanma döneminin eleştirel ve düşündürücü eserlerinden biridir.
KaderVoltaire · Dorlion Yayınları · 202491 okunma
Candide ya da Bağnaz İyimserlik
10/10
·136 syf.··
2026 21. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:34
Okurken hem güldüren hem rahatsız eden hem de düşündüren çok az kitap var. Candide benim için tam olarak öyle bir kitap oldu. Saf Candide, en bilge insan olarak gördüğü Pangloss’un bitmek bilmeyen iyimserliğine ve “Bu dünya en iyi mümkün dünyadır.” görüşüne körü körüne inanır. Ancak kitap boyunca başına gelen felaketler, savaşlar, ihanetler ve absürtlükler bu fikri adım adım çökertir. Candide de zamanla Pangloss’u ve onun öğretilerini sorgulamaya başlar; yine de tamamen kopamaz çünkü ona bağnazca bağlıdır. Bu yüzden her kötülükten bir iyilik çıkacağına inanmayı sürdürür, küçük umutlardan büyük beklentiler üretir. Bir noktadan sonra kitap şunu hissettirir: Gerçekten her şey bir planın parçası mı, yoksa biz mi buna inanmak istiyoruz? Voltaire, eser boyunca skolastik düşünceyi, Engizisyon’u ve dogmatik inançları sık sık eleştirir ve bunlara göndermelerde bulunur. Sonunda ise ortaya çok sade ama güçlü bir fikir çıkar: “Kendi bahçemizi yeşertmeliyiz.” Yani büyük teoriler yerine gerçek hayata, emeğe ve yapılabilir olana yönelerek ancak bu dünyada bir denge ve huzur bulabiliriz. Çok akıcı ve keyifli bir kitap herkese öneririm.
Candide ya da İyimserlikVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20257bin okunma
9/10
·82 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 00:00
Voltaire'in, “Doğu hikâyesi” kılıfını kullanarak Avrupa toplumunu dolaylı biçimde eleştirdiği küçük romanı. Merkezde Sadık (Zadig) karakteri var: akılcı, iyi niyetli ve dünyayı çözebileceğine inanan biri. Romanın içerdiği zıtlık da burada: Sadık’ın aklı, onu doğruya değil, çoğu zaman yanlış anlaşılmaya götürür. Bu durum Voltaire’in temel tezlerinden birine bağlanır: İnsan aklı güçlüdür ama gerçekliği bütünüyle kavrayacak kadar güvenilir değildir. Eserin en önemli temalarından biri kader meselesi. Sadık sürekli “Neden bunlar başıma geliyor?” sorusunu sorar. Olaylar zinciri rastlantı gibi görünür fakat sonunda her şeyin bir tür geçmiş bağlantı içinde olduğu hissi verilir. Ancak Voltaire burada metafizik bir kader öğretisi sunmaz; daha çok, insanın geriye dönük anlam üretme eğilimini hedef alır. Yani “kader” dediğimiz şey, çoğu zaman olaylar bittikten sonra görebildiğimiz bir desendir. Adalet teması da keskin. Sadık iyi olmasına rağmen sürekli cezalandırılır. Bu durum, dünyada ahlaki davranış ile sonuçlar arasında doğrudan bir ilişki olmadığını gösteriyor. Voltaire’in ironisi de burada: Evren, insanın ahlak beklentilerine göre işlemez. Bu fikir, dönemin iyimser “düzenli evren” anlayışına açık bir itiraz olarak karşımıza çıkıyor. Kitap, küçük hacmine rağmen üç şeyi aynı anda yapıyor: kader fikrini çözmek, adalet duygusunu sarsmak ve insan aklının sınırlarını görünür kılmak. Hiciv dolu bir kitap.
Sadık veya KaderVoltaire · İş Bankası Kültür Yayınları · 20231,994 okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 00:00
Cahil Filozof Voltaire’in yetmiş iki yaşında yazdığı, emin oldukları ve hâlâ şüphe duyduklarının bir katalogu. “Ben kimim?” sorusundan başlayarak çıktığı yolculukta Descartes, Spinoza, Leibniz gibi düşünürlerin tezleriyle yüzleşir, kendinin ve başkalarının cehaletinden geçer ve aklın şafağına ulaşır. Öyle ki, 56 başlık bulunan bu küçük kitabın "İçindekiler Listesi" yerine, "Şüpheler Listesi" var. "Sen kimsin?" sorusuyla başlayan ve "Aklın başlangıcı"yla biten bir liste bu. Voltaire’in aslında “cahilliği yüceltmekten” çok, bilginin sınırlarını disipline etmeye çalıştığı görülüyor. Buradaki “cahil”, öğrenmemiş olan değil; bildiğini sanıp kesin konuşan bir zihin. Voltaire, insan aklının evreni bütünüyle kavrayabileceği fikrine mesafeli durur. Özellikle metafizik alanında, “bildiğini iddia etmenin” çoğu zaman bir tür entelektüel kibir olduğunu ima eder.
Cahil FilozofVoltaire · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20203,213 okunma
Reklam
Reklam