Vaha'msı
Puan vermedi·144 syf.··
2026 13. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 10:58
Aslında bir öğle molasında, bir saatte okunabilecek akıcı bir kitaptı ama ben, günlere yaymayı tercih ettim çünkü okurken cümlelerin akıcı ama anlamların, zihne kazınan ve sindire sindire tüketilecek olduğunu hissedeceksiniz. Hayata dair bir eser okumak istiyorsanız, hayata ve insanlara dair bence okuyabilirsiniz. İçinde bir sürü bölüm var ve her bölümde, kendinizi farklı sorular ve anlamların içinde buluyorsunuz. Eminim en az bir cümlesi, hayatınızda bakış açınızı fena şekilde değiştirecek ve yıllarca unutmayacağınız kadar etkili olabilir çünkü başucu kitabı gibi de aslında ve daha çok romandan vs ziyade, şöyle arada açıp, hayatta daralmıs ya da sorularla boğuşurken, ferahlamak için okuyabileceğiniz bir kitap ve madde dünyasında, vahamsı gelebilir...
Karanlıkta Sabah KuşlarıAhmet Altan · Can Yayınları · 2002834 okunma
9/10
·248 syf.··
2026 51. kitabı
Damiani seviyorum o tipki küçük erkek kardeşim gbi ve onun sevgiye ihtiyacı oldugunu düşünüyorum keske ona sarilabilseydim ARTI OLARAK bruceú çok problematik birisi olarak buluyorum allahta onun belasını versin yani burada fazla bahsetmiyor ama yine eklemek istiyorum dick barbaradan ayrılmalı ve dicki bo odaya kapatmalılar bu adam çok azgin yani amk
Batman vs. RobinMark Waid · Jbc Yayıncılık · 202330 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çok kötü
2/10
·256 syf.··
2026 3. kitabı
Hiç sevmedim, zerre tavsiye etmiyorum. Ottoman mahlasını kullanan bir yazarın(?) ilk ve tek kitabı Çay Kaşığı. Aylar önce, yeni Türk yazarlar keşfetme heyecanıma yenik düşerek aldığım kitabı bir kaç gün evvel bitirdim. Ve ben bu kitabı hiç sevmedim. Neden ona dair bir yorum yazdığıma gelirsek: Bir kitabı neden sevmediğimi belirtmek zihin açıcı ve gerekli bir eylemdir benim için. Kitap Stephan Brooks adında bir felsefe profesörünün bir sabah daha önce görmediği bir yerde uyanmasıyla başlıyor. Staphan kendisine ait olup olmadığını pek hatırlayamadığı bu evde uyandığında evi darmadağınık buluyor, duvarda tırnak izleri, zihninde bir kadın çığlığı var. Stephan evinin neden dağınık olduğunu, kapısının neden kırık olduğunu hatırlamıyor. Hatta o günün pazar olduğunu bile hatırlamıyor ve üniversiteye ders vermeye gidiyor. Gün ilerledikçe işler daha da karışıyor ve iki farklı mafya daha önce borç olarak verdikleri birer milyon doları Stephan'dan geri istiyor; bir hafta içinde bu parayı ödemezse onu öldüreceklerini söylüyorlar. Stephan bir yandan kim olduklarını bilmediği kadınlarla karşılaşıyor, bir yandan annesinin hastalığı ile uğraşıyor. Her şey belirsiz, sanki bir sanrının ürünü; olaylar gerçekle hayal arasında bir yerde gerçekleşiyor. Stephan kafasının içinde biriyle konuşuyor. Babasına dair kötü anıları depreşiyor. Bir çocuğu olduğunu öğreniyor. Eşini bulmaya çalışıyor vs. Tabi Stephan'ın aklını en çok meşgul eden şeyse "çay kaşığı". Olur olmaz yerde "Acaba burada çay kaşığı var mı?" diye düşünüyor; her şeyi, herkesi çay kaşığına benzetiyor. Buraya kadar çok ilginç bir kitap gibi görünüyor ama öyle değil. Anlatıcı her ne kadar Amerikalı olsa da Türk kültürüne dair olgularla konuşuyor, bu sinir bozucu, hem de çok. Romanın baş kişisini bir türlü kabullenemedim bu
Çay KaşığıOttoman · Hayal Yayınları · 201226 okunma
10/10
·134 syf.··
2026 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 15:49
Spinoza okumaya buradan başlamayın. En az Etika kadar zor bir okuma. Belki hayatını anlattığı ilk bölüm kolay ama sonra Etika içinde geçen terimlerin olduğu bölüm Etika kadar zor. Eğer daha önce okumuşsanız ya da göz gezdirmişseniz ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Bazı filozoflar vardır oldukça zordur okuması. Spinoza da bunlardan biridir. Üstüne düşüp incelemeniz gerek. Öyle okuyup geçeyim denecek biri değil. Daha önceden genel felsefe tarihi kitaplarından ya da biyografilerinden vs başlayın benden tavsiye naçizane. Bu sadece biz anlamıyoruz diye bir mesele değil uzmanları bile bazen zor anlar.
Spinoza: Pratik FelsefeGilles Deleuze · Norgunk Yayıncılık · 2021212 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 22. kitabı
Eleştirimi baştan yapayım bence çok dağınık bir kitap. İşlediği mesele güzel, işleyiş şekli güzel ama çok dağınık. Muhtemelen çok fazla şeyi anlatmak istediği için bu kadar dağılmış hikaye. Küstahça bir tavır olacak ama bir kitap bir adam var buraya gidiyor vs. diye yorumlanmaz. Çok basit kitaplar için ya da sadece ''page turner'' ya da ''best seller'' diye tabir edilen kitaplar için bu olabilir belki ama nitelikli edebiyat için görünürde anlatılan şey kitapta işlenecek asıl mesele için kullanılan bir araçtır genelde. Hatta pek çok kitapta daha ilk sayfalarda yazar bir olayla, bir pasajla bazen bir cümle ile o kitapta tartışacağı meseleyi okuyucuya verir. Bunu o pasajı okuduğunuzda fark etmeyebilirsiniz ama kitabın devamında ya da kitabı bitirdiğinizde evet ya dersiniz, yazar zaten bunu söylemişti aslında başlarda dersiniz. Mesela bu kitabın başlarında anlatıcı dedesinden bahsediyor, onun yaşlı bir ağaç gibi yaşadığı toprağa kök saldığından vs. Kitabın adı ve arka kapakta yazanlar ise bu metnin bir kültür çatışması meselesi olacağını söylüyor zaten. Birlikte değerlendirdiğinizde o kök salmış ağaç metaforu ile aslında kitap boyunca bir yere, bir kültür ait olmak ile yersiz yurtsuz hatta kimliksiz olmanın kıyasının yapılacağını anlıyorsunuz. Bu kısmı benim için kitabın güzel kısmı, harika bir kitap ve edebiyat konusu bence bu mesele. Bununla birlikte kuzeyin güneyden, güneyin kuzeyden (yazar Afrikalı olduğundan böyle ama siz bunu doğu batı gibi okursanız daha anlaşılır olur) nasıl göründüğünü de çok güzel işliyor yazar. Gelgelelim bu meseleler arasında çok fazla git gel yapıyoruz ki bu da kültür karmaşası ile ilişkilendirilebilir ve yazarın bunu bilerek yaptığı söylenebilir, buna da eyvallah ama üzerine bir de ataerkil toplum eleştirisi geliyor kitabın sonlarına doğru.
Kuzeye Göç MevsimiTayyib Sâlih · Ayrıntı Yayınları · 2016492 okunma
!!! DİKKAT SPOILER İÇERİR !!!
4/10
·456 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 13:42
Adeline’in Peşinde’den beri bitirmekte zorlandığım 2. kitap bu. Öncelikle şunu belirteyim; ASLA Dark Romance karşıtı değilim, aksine çok severim. Ama bu kitap olmamış ya. Kurgu diğer kitapların birleşiminden oluşturulmuş adeta. İlk başta Aly’yi çok sevmiştim ama sonra yapışkan, aptal aşık moduna girmesi DİREK midemi bulandırdı. Josh’u aslında sevdim ama onun da ne olduğu belli değil. İyi misin kötü mü? Korkak mısın cesur mu? Nesin yani tam olarak? Çok çelişkili geldi bana. Kitabın arkasında Aly’nin başka takipçisi olduğu yazınca aksiyonlu, karmaşık, karanlık bir şeyler bekledim ama karakterin adı geçtikten sonra 3. sayfada o adamın “yanlışlıkla” öldürülmesi bana aşırı saçma geldi. Bu mu yani sorunlu takipçisi?? Sonra devreye mafyöz şeylerin girmesi iyice tadımı kaçırdı. Tek sevdiğim şey / karakter Fred’di. Yazar, “Dark Romance” adı altında sırf popülerite kazanmak için diğer tüm kitaplardan bir şey katmaya çalışmış (stalk - maske - mafya - kovalamaca vs.) lâkin üzgünüm ama o da HİÇ OLMAMIŞ. Genel olarak HİÇ SEVMEDİM. Beklentim aşırı yüksekti ama tırt çıktı, beklentimin fazlasıyla altında kaldı.
Işıklar SöndüğündeNavessa Allen · İndigo Kitap · 2025566 okunma