Lizbon vs Porto
"At the mouths of the Tagus and Douro stand Portugal's two major cities, Lisbon and Oporto respectively. Lisbon, the capital, is a cosmopolitan metropolis with a rich cultural life and many national museums and art galleries. Oporto is a serious rival to Lisbon, especially in terms of commerce and industry."
Sayfa 18 - Portekiz'in iki büyük şehri olan Lizbon ve Porto yer almaktadır. Başkent Lizbon, zengin kültürel yaşamı ve birçok ulusal müze ve sanat galerisiyle kozmopolit bir metropoldür. Porto, özellikle ticaret ve sanayi açısından Lizbon'a ciddi bir rakipt·Kitabı okuyor
Alıntı
1. sistem dedigi otomatik, 2. analitik düsünme vs
Kabaca bir karmaşıklık sıralamasına göre, 1 . Sistem'e atfedilen otomatik etkinliklerin bazı örnekleri şunlardır: • Bir nesnenin ötekinden daha uzakta olduğunu saptamak. • Ani bir sesin kaynağına yönelmek. • "Tencere yuvarlanmış . . . " cümlesini tamamlamak. • İğrenç bir resim gösterildiğinde , "tiksinmiş bir surat" takınmak. • Bir sesteki düşmanlık ifadesini hissetmek. • 2 + 2 = ? sorusunu yanıtlamak. • Büyük reklam panolarındaki sözcükleri okumak. • Boş bir yolda araba sürmek. • Satrançta (eğer ustaysanız) güçlü bir hamle bulmak. • Basit cümleleri anlamak. • "Ayrıntılara meraklı, uysal ve tertipli bir kimse" nin belirli bir meslekten insan tipini andırdığını fark etmek. Bütün bu zihinsel olaylar ..., otomatik olarak ve çok az veya sıfır çabayla meydana gelir.
Sayfa 27·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayvanlar; her bir ilaç, kimyasal madde, kozmetik ürün pi yasaya çıkmaya hazırlanırken kullanılan; masum, itiraz etmeyen zavallı varlıklardır. Kozmetik maddeler de aynı şekilde göze, cil de, sindirim sistemine temas durumunda ortaya çıkaracakları olası durumların tespiti için hayvanlarda acımasızca denenir Kimyasal madde göze damlatılır, hayvan çığlıklar atarak acı çe ker... Çoğu zaman uyuşturma gibi bir işlem dahi yapılmaz. Bu insanoğlunun ne kadar vahşileştiğinin resmi aslında... Denene-cek maddenin ciltte meydana getirdiği etkiyi anlamak için hay-van derisi traşlanır, o madde hayvan acıdan ölene kadar her gün cildine temas ettirilir. Tavşanların hamile olanları, etken madde-nin ne kadar plesentadan geçip cenine etki edeceğini göstermesi için kullanılır. Tavşana ağızdan verilen madde çoğu zaman hem tavşanı hem de karnındaki yavrusunu öldürür. Öldürmeyecek dozu bulana kadar bu deney başka hamile tavşanlarda denenir. Yine diğer deney yöntemleri şunlardır: elektrik akımı verme, yakma, felç etme, gaz verme, kör etme, zehirleme, aç ve susuz bırakma, uykusuz bırakma, deri yüzme, beyne hasar verme, bey-ne iğne ile ilaç verme, bulaşıcı hastalığı bulaştırma, damardan kan boşaltma, organları çıkarıp gözleme, radyasyon verme, zorla besleme, göz kapaklarını dikme vs...!
Sayfa 224
Alıntı
Çocukken, günün birinde her şeyi öğreneceğim bir yere, her şeyin, bütün soruların, sırların ve sorunların aydınlanacağı bir yere geleceğimi hayal ederdim. Bu hayatın ne işe yaradığının, bu hayatın ne olduğunun, niçin dünyada bulunduğumun ve olanların neden olduğunun ortaya çıkacağı bir yere. Orada diğer tüm soruların da aydınlanacağını düşünürdüm — yıldızlar ve evrenin, samanyolları ve galaksi kümelerinin ne işe yaradığı, neden evrenin bu kadar büyük, bizimse bu kadar küçük olduğumuz, yeryüzünde hayatın nasıl başladığı, neden dinozorların neslinin tükendiği, biz insanlarınsa henüz tükenmediği, ne zaman sıranın bize geleceği vs. vs.
Sayfa 133·Kitabı okuyor
Hristiyanlık vs Roma Kültürü
Başlangıçta “köylü” veya “taşralı” anlamına gelen bu pagan sözcüğü, Hristiyanlar tarafından tüm Hristiyanlık öncesi dinleri, özellikle de eski Roma tanrılarına tapanları tanımlamak için kullanılıyordu. İki gelenek arasında ilişkiler her zaman gergindi, bu nedenle ilk Hristiyanlar Roma tapınaklarını ve heykellerini tam olarak resmin dışına itme hevesindeydiler. Ancak araları zamanla yumuşadı ve pagan geleneklerinin Avrupa kültüründeki Hristiyan geleneklerle bir daha tümüyle ayrıştırılamayacak kadar iç içe geçmiş olduğu anlaşıldı.
Friedrich Nietzsche
Bahçelerimizin ve saraylarımızın anlamı şudur (ve bu kapsamda ayrıca zenginlikler için duyulan arzuların tamamının anlamı): Düzensizliği ve bayağılığı görüşten uzaklaştırmak ve ruh asaleti için bir ev kurmak. Muhakkak ki çoğunluk, bu güzel ve huzur dolu nesneler kendileri üzerinde kullanıldığında daha yüksek mizaçlara sahip olacaklarına inanıyorlardır; İtalya’ya gitmeler ve seyahatlere çıkmalar vs.; kitap okumalar ve tiyatro ziyaretleri bundan dolayıdır. Kendilerini biçimlendirmek isterler—kültürel aktivitelerinin anlamı budur! Halbuki güçlüler, kudretliler biçimlendirmek isterler ve artık üzerlerinde yabancı bir şey istemezler! Böylece insanlar, kendilerini bulmak için değil, kendilerini içinde kaybetmek ve unutmak için vahşi doğaya dalarlar. Güçsüzlerin ve kendinden memnun olmayanların arzusu olarak “kendi kendinin dışında olmak”.
Felsefe