'dünya ne kadardı' dedim 'mavi kadar' dedi eli yüzü düzgündü anladığımca, iyi yürekliydi çok uzun bir şey daha söyledi doğrusu anlamadım 'birtakım insanların bir yerlerden bir başka yerlere gittiğini ve bunun nedenlerini...' vs. kocamış biri gibi her şeyi bildiğini bir ilâç gibi duydum kanımda ....... galiba eski şeylerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini' vs... vs... 'bir düşün dedi, her şeyin çarçabuk görülmesi zorunluluğunu bir durağın yerinin değiştirilmesinin kaçınılmaz olduğunu .......... aman canım işte her şeyi her şeyi... ah canım işte vesaireyi vesaireyi...'
Sayfa 574 - VS... VS...·Kitabı okuyor
"Önemli olan, kişinin hayatının uzunluğu değil derinliğidir." Ralph Waldo Emerson
Sayfa 86 - Zeplin Kitap·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kavim, muayen bir vatana yerleşmemis; müşterek bir tarih şuuru ile ayrı bir kültür yaratmamış olan göçebe veya yerli dil ve soy birlikleridir. Aynı kavimden bircok millet doğabileceği gibi, birkaç kavmin birleşmesiyle de bir millet vücuda gelebilir; ingilizler Kelt, Anglosakson, Norman kavimlerinin; Almanlar, Cermen, Slav, Latin; Birleşik Amerikalılar Anglosakson, Latin, yerli kavimlerinin karışmasından doğmuşlardır. Buna mukabi Latin kavmi parçalanarak Fransız, İtalyan, Ispanyol; Cermen kavmi bölünerek Alman, Danimarka, Hollanda, vs, milleterina, doğmasına sebep olmuştur. Şu halde kavim, milletin doğuşunda, ham madde vazifesini görür ve ondan tamamen ayrıdır.
Sayfa 179 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bu tarifimize göre hangi içtimaî zümrelerin millet olamayacağını tespit edebiliriz: a) Müşterek ve orijinal bir tarih şuuruna dayanarak kendi iradesiyle kiymet yaratmak kudretine sahip olmayan cemiyet ve cemaatler millet olamaz. Millet, insanî kültür ve tekniğe kendi tipi içinde bir unsur olarak girdiği (yani milletlerarası kıymetlere şahsî bir kıymet kattığı) halde onlar giremezler, yahut ancak herhangi bir milletin şahsî kültür yaratışları içinde unsur olarak rol oynayabilirler. b) Paleoetnolojik unsurlar, tarihî oluşta rolü olmayan kaybolmuş etnik unsurlar millet olamazlar. c) Tarihî ve muayyen bir inkişaf kaderine sahip olmayanlar; yani mistik, akıl ve irade medeniyetlerinin safhalarından geçerek bugün kendi başına rüştünü ispat edemeyenler millet olamazlar. đ) Eski medeniyetlerde rol oynamış cemiyetlerin artakalanları (Yahudiler, Asurîler vs.) insanlığın geçirdiği büyük tarihî tecrübeleri geçirmeden eski medeniyetlerinin mirası ile millet olamazlar. Bu vaziyette bulunan cemiyetler, ya millî kültür havzalarına tâbi zümreler halinde kalmakta yahut da siyaset, Para ve propaganda kuvvetiyle millet rolünü oynamaya çalışmaktadırlar.
Sayfa 178 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
İslam bizden nefsimizi öldürmemizi değil, kontrol altına almamızı ister. Nefsini öldüren insanın ne hırsı ne azmi ne de mücadeleciliği kalır; ilerleme kaydedemez. İslam bizden rekabetçi duygularımızı yok etmemizi istemez. Bir hadiste, "İki kimseyi kıskanmak caizdir." denildikten sonra bunlardan birinin 'Allah tarafından kendisine verilen serveti hak yolunda harcayan, diğerinin de Allah' ın verdiği ilimle amel edip bu ilmi başkasına öğreten kimse" olduğu belirtilir. 2 Dikkat edersek Efendimiz (sav), "Kıskançlık duygunuzu öldürün, Allah' ın hiçbir kulunu kıskanmayacaksınız." demez. Kıskançlık duygumuzu hayra yönlendirir. Allahu Teala Kur' an-ı Kerim'de bize "Hayırlarda yarışın." der. (Bakara, 148) Ama "Birbirinizle niye yarışıyorsunuz? Yarışmayın. Herkes kendi işine baksın, boş ver." diyenler var. Hayır kardeşim, yarışın. Çünkü Allah insana yarışma duygusu verdi. "Ben bulunduğum bir toplumun en güzel kişisi olmayı istemem." diyen var mıdır? Demeyiz. Her ne kadar "Dış güzellik önemli değil, önemli olan ruh güzelliği." desek de hepimiz en bilgili, en güzel, en becerikli vs. olmayı isteriz. Bunu nefsimiz ister. İşte Allahu Teala içimizdeki bu yarışma ve öne geçme duygusunu kanalize eder: "İsrafta, lükste, şatafatta, giyimde kuşamda, harcamada, günahlarda, övünmede değil iyiliklerde, hayırlarda yarışın." der Allahu Teala. Bizden duygularımızı öldürmemizi, melek olmamızı beklemez.
Sen de İbrahim gibi kendi İsmail'ini getirmelisin Mina'ya. Senin İsmail'in kim? Ancak sen bilebilirsin, başkası değil. Belki eşin, işin, yeteneğin, gücün, cinsiyetin, statün vs. Ne olduğunu bilmiyorum, ama İbrahim'in İsmail'i sevdiği kadar sevdiğin bir şey olmalı... Onu arayıp bulmalısın. Eğer Allah'a yaklaşmak istiyorsan, İsmail'i Mina'da kurban etmen gerek.