Puan vermedi·336 syf.··
2022 69. kitabı
Bu kitap, UCLA nöropsikiyatri profesörü Dr. Gary Small’ın yıllarca tedavi ettiği vakalardan yola çıkarak yazdığı bir popüler psikoloji kitabı. Orijinal adı The Memory Doctor ya da The Naked Brain serisiyle bağlantılı olsa da Türkiye’de bu isimle basıldı. Kitap ne anlatıyor? Gary Small, hafıza ve beyin hastalıkları üzerine çalışan bir psikiyatrist. Kitapta “defterine” not aldığı, tıpta pek rastlanmayan, şaşırtıcı hastaların hikayelerini anlatıyor. Amaç sadece ilginç vaka sunmak değil, beyin-hafıza ilişkisini herkesin anlayacağı dille açıklamak. Öne çıkan temalar: Hafıza vakaları: Alzheimer’ın erken belirtileri, hiç unutamayan insanlar, travma sonrası hafıza kaybı yaşayan hastalar. Beynin tuhaflıkları: Deja vu, yanlış anılar, takıntı, paranoya gibi durumların nörolojik kökenleri. Pratik bilgiler: Small her vakanın sonunda hafızayı güçlendirmek için öneriler veriyor. Beslenme, egzersiz, stres yönetimi, zihinsel egzersizler gibi. Kitabın tarzı: Tıp kitabı gibi ağır değil. Dedektiflik hikayesi okur gibi ilerliyor. Her bölüm bir hastayla başlıyor, teşhis ve çözüm süreciyle bitiyor. Bilimsel ama sürükleyici. Kimler için? Hafızası için endişelenenler, psikoloji/beyin konularına meraklı olanlar ve “gerçek hayat vakaları” sevenler için ideal. Çok teknik detaya girmeden, beyin sağlığını koruma konusunda farkındalık yaratıyor.
Bir Psikiyatristin Gizli DefteriGary Small · NTV Yayınları · 201736,6bin okunma
Yaşamak öylesine yalancı ki!
8/10
·216 syf.··
2025 15. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2025 11:59
Çok başarılı yazarları olmasına rağmen, zevkimce Amerikan edebiyatının yükünü sırtlayan yazardır Steinbeck. Değindiği konular hoşuma gider, anlatımını içten, akıcı ve güzel bulurum. Kült sayılan eserleri dışında; Fareler ve İnsanlar, Sardalye Sokağı, İnci gibi eserlerini okumuş ve çok beğenmiştim. Yoksulluk, ezilmişlik, hayatın sefil tarafı, inanç, umut, azim üzerine bir çok şeye rastlayabilirsiniz eserlerinde. Gerçekçi bir yazar. Okurken de hissediyorsunuz, hayatın gerçeklerini. Toplumcu gerçekçi anlayışı her eserinde zuhur ediyor. Bahsi geçen kitabına gelecek olursam: "Cennet Çayırı (vadisi)" kitabımız cennet gibi tasvir edilen çok verimli ve görsel bir şölen gibi gözler önünde uzanan bir vadide yaşanan olaylar ve insanların hayatlarını konu alıyor. Betimlemeler ve tasvirler gerçek gibi her noktanın gözlerinizin önünde canlanmasına olanak sağlıyor. Yazar bu konuda tam bir ustalıkla resital sunuyor okuyanlara. Diyaloglardaki kişilerin, konuşma esnasındaki jest ve mimikleri bile resim çizer gibi anlatılıyor. Cennet Çayırı adı verilen bu vadide bir sürü insan yaşamakta çoğu çiftçilikle uğraşan, hayatın telaşında olan sıradan insanlar. Sadece bu vadide yaşayan insanlara değil, hayatın süreciyle yolu buraya düşen, uğrayan insanları da görüyoruz. Kimi kısa süreli kimi uzun süreli... Herkesin başka bir öyküsü var. Kitabın bölümlerinde farklı farklı kişilerin hayatlarına dokunuyoruz. Ortak noktaları Cennet Çayırı. Cennet diye tasvir edilen bu yerde herkes bir şekilde , hırsları, ihtirasları, iki yüzlülükleri, yalanları ile kendi cehennemini yaşıyor... Olaylar ve hikayeler birbirinden bağımsız gibi görünsede ana çerçevede hepsi bağlantılı. Kitabın dili ve anlatımı güzel ve anlaşılır. İnsanı sıkmadan, keyifli bir okuma geçirmenizi sağlıyor yazar. Betimlemeler
Cennet ÇayırıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20162,134 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·226 syf.·
2026 46. kitabı
Cân yandı nâr-ı aşkına, yansın beden dahî Âteş-perestî-i aşka gerekmez kefen dahî Syf 125 Kitap normal bir aşk yolculuğu değilde aşkın kelime anlamından başlayarak, tasavvufi derinliğine kadar giden edebi bir yolculuktur. Bu yolculukta okuyucuyu okurken hem sarsıyor, hem de insanın içindeki hisleri uyandırıyor. Divan edebiyatını o kadar çok seviyorum ki, beyitler, gazeller içime nakış nakış işliyor. Ne varsa eskilerin sözünde varmış, iki satır gazel insana dokunuyor. Bu kitabı seçmemin sebebi de buydu. Kitapta yaşanan hikayelerden sonra bir beyit geliyor ki dağıtıyor etrafı rüzgarıyla: Gönlümün sırça sarayın dest-i cevrinle yıkıp Gussa vü gam bûmuna virane kıldın âkıbet Syf 154 ​Anlamı: "Gönlümün o narin, camdan yapılmış sırça sarayını o acımasız cefa elinle yerle bir ettin. O güzelim sarayı yıkarak en sonunda tasa ve keder baykuşlarının tüneyeceği, hüzün dolu bir harabeye çevirdin." Kitabın adı da Hayal hatun karakterinin hikayesine dayanıyor. Zamanında yaşadığı kölelikten sultanlığa dayanan bir aşk hikayesi. Tesadüfler ve onu aşka sürükleyen bir hikaye, ah o kadar güzeldi ki, okudukça yaşanan yerlerin içinde adım attım resmen. Bedeni buradaydı, Bunun farkına varıyordu, ama benliği eskilerde bir zamanda. Syf 18 Edebiyatımızın ve kültürümüzün yapı taşları olan klasik aşk kıssalarına sıkça atıfta bulunuyor yazar. Yusuf ile Züleyha, Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi sembolleşmiş karakterlerin hikayeleri üzerinden aşkın anatomisini çıkarmış adeta. Bu güzel kitap okunmaya değer.⚘️
Duygu ve Düşünce
Aşknameİskender Pala · Kapı Yayınları · 20192,953 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2026 13. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 10:01
"Bazen geçmişi değiştirmek, geleceği değiştirmekten zordu." "Tarih tamamen 'ya öyle olsaydı'lardan ibarettir." "İnsanlar ebedi lanete inansalar o kadar da o ânı yaşama peşinde koşmazlardı." Ursula'nın hayat(lar)ına şahitlik olmak hoştu ama o da Ursula'yı karakter olarak sevdiğim için sadece. Kitaba bayılmayı çok isterdim çünkü konu muhteşem, tekrar tekrar aynı hayatı farklı yaşama fikri beni aşırı heyecanlandırır her zaman. Bu kadar heyecan duyunca beklenti de yüksek oluyor sanırım ama ben yazarın konuyu ele alışını işleyişini çok doyurucu bulmadım, beni doyurmadı kitap, bir tatmin etmedi, bir içimi kıpırdatmadı. Bir yandan da şunu düşünüyorum; hep bir mucize, hep bir mükemmellik bekliyoruz hayattan; "şu olsaydı böyle olurdu", "bu olsaydı şöyle yapardım" diye diye... Belki de bu şans bir daha elimize geçse de hayatımız, seçimlerimiz çok da değişmeyecek. Bilmiyoruz ki aslında bunun bilmem kaçıncı şansımız olduğunu, sadece deja vu hissi var, sezgiler var. Ne bileyim, belki de ben en azından bu kitapla o büyüye kapılıp gitmeyi, alternatif hayatların izini sürmek istedim, yine olmadı... Olsun, ~ amor fati.
Hayat, Sil BaştanKate Atkinson · Yapı Kredi Yayınları · 2015160 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Günaydın Vahdettin'in son eşi Nimet(Nevzat) Hanım'ı anlattığı "Son Kadın" adlı kitabıyla tanıdığım @saziye_karlikli 'nın @dogan_kitap etiketiyle yayımlanan son romanı #resmiaşktacirilüksnermin okurlarıyla buluştu. Kurmaca-biyografi olarak adlandırılan kitap beni öncelikli kapağıyla cezbetti. Teşekkürler #gokcenyanli. Öncesinde #lüksnermin kimdi bilmiyordum. Kitabı okudukça araştırmaya başladım. Kitap; asıl adı Şaziye Zeren Topçu olan ve 1950'li yıllardan Istanbul'da rande*vu evi işleten bir kadının yaşamı olarak başlasa da aslında siyasi konjonktürün bu işlerin içerisinde nasıl etkin olduğunu da gözler önüne seriyor. Dönemin ünlü siyasilerinin desteğiyle Nermin'in nasıl büyüdüğü ve nasıl alaşağı edildiğini de görüyoruz. Yazar şu çarpıcı soru ve yanıtla başlıyor kitabına: "Kadın bedeni üzerinden kurulan ticaretin büyük bir insanlık suçu olduğunda sorsanız herkes hemfikir olur. Madem bu kadar büyük bir suçtan söz ediyoruz, neden bitmiyor?" "Cevap sır değil; dünyanın en eski zamanlarından beri gözümüzün önünde duran gerçeği biliyoruz. Sömürüye dayalı erkek egemen sistemin en güçlüleri, bütün kaynakları, zenginlikleri ve ne yazık ki insanları yağmalamayı kendilerinde hak görüyor." Eril zihniyetin hüküm sürdüğü topraklarda sistemi büyüten de o sistemin içerisindeki insanları yuhalatıp ahlak kavramının dışına çıkartanlar da aynı kişilerdir daima. Makamları kullanılarak zevk ve sefa içerisinde yaşanan bir Lale Devri örneği adeta. Güzel geçsin gününüz
Resmi Aşk Taciri Lüks NerminŞaziye Karlıklı · Doğan Kitap · 202620 okunma
Puan vermedi·704 syf.·
2026 15. kitabı
Öncelikle böyle seriyi bizlerle buluşturdukları için İnci Enginün ve Zeynep Kerman'a teşekkür etmek gerekiyor. Halit Ziya'dan Mehmet Rauf'a, Hüseyin Rahmi'den Ahmet Rasim'e, Emine Semiye'den Halide Nusret Zorlutuna'ya kadar birçok yazar; komediden dramaya, olay tarzından durum tarzına kadar birçok çeşitli hikaye barındıran, her okuyanın kendinden bir şeyler bulacağı eser olmuş. Kitabı sipariş ederken hikaye metinlerinin incelemesi olduğunu zannediyordum fakat okumaya başlayınca ilk hikaye örneklerinden Cumhuriyet dönemine kadar yazılmış hikayelerin derlemesi olduğunu gördüm. Ziyanı yok, hem yazar hem de hikaye çeşitliliği açısından oldukça kapsamlı eser okumuş oldum. Hem hikayeciliğimiz hakkında hem de yazarlarımızın yazarlıkları hakkında genel bilgi edinmek için tavsiye niteliğindedir. Bir noktaya değinmek gerekiyor. Mehmet Rauf, 'Küçük Kumral' adlı hikayesinde "henüz on bir, on iki yaşlarında" (s. 264) çocuğa tutulmuş, "kendimi onun sevgilisi, nişanlısı, zevci görüyordum." (s. 267) diyen birinin hikayesini işliyor. Demek ki bugün olsa mangalda kül bırakılmayan konu, geçmişte edebiyattan sayılıp kimsede rahatsızlık uyandırmıyormuş ve itirazsız/engelsiz yayınlanabiliyormuş. Bir de diğer taraftan bakalım: Oyunla meşgul olması, hayatın tadına varması gereken çocuk geçmişten günümüze kadar, ister yaşlıyla ister kendisi gibi çocukla evlendirilerek hayatının hep bir yönü eksik olarak yetişiyor, beşikte evlendiriliyor, çocuk olmadan yetişkinliğe adım atıyormuş. (çocuk olmadan yetişkin olunur mu/olunmalı mı sorgulamak gerekir) * Bu biçare işte o zaman anladı ki dünyaya bedbaht olmak için gelmişti! (s. 133) * Fakat bu hayatavakf-ı eyyam edip mesut olanlar olduğunu düşünerek asıl sebeb-i felaketinin herkes gibi olmadığından ibaret bulunduğunu düşündü ve başını eğerek itiraf
Yeni Türk Edebiyatı MetinleriZeynep Kerman · Dergah Yayınları · 20114 okunma