İklimler, mevsimler, sesler, renkler, karanlık, ışık, elemanlar, besinler, gürültü, sessizlik, hareket, hareketsizlik, hepsi vücut makinamızı, dolayısiyle de ruhumuzu etkiliyor; hepsi de, bizi hükmü altına alan duyguları daha kaynaklarında yakalayıp istediğimiz yola yöneltecek hemen hemen şaşmaz bin bir ip ucu veriyor elimize.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
… dünyada saadet denilen şey manası tamamıyla vehimden ibaret bir boş söz değilse işte onun en aşikâr sureti mutlak böyle birbiriyle kaynaşabilen iki ruhun birleşmesinden vücut bulan haldir. Dünya felaketlerinin çokluğuna nispetle saadetin pek az olduğunu görüyoruz.
Çünkü çürümek her şey için aynıdır. Vücut da çürür, bina da. Kurum da çürür, zaman da. Fark edilmezler başta. Ama sonra bir gün ağızdan dökülen bir cümleyle ya da gecenin bir yarısında gelen bir çtırtıyla, ağrıyla kendini gösterir. Ne kadar bastırsan görmek istemesen de bir yerden sonra gizleyemezsin.
Sosyal Öteki'nin vahşi bir cani, ifrit, cadı, vampir veya bunların
bir potada eritilmiş başka bir hali olarak yapılanması tutarlı bir
ters-yüz etme sembolleri birikiminden kaynaklanır. Sınırlarımız dışında kalan insanlar hakkında anlattığımız hikâyeler onların vahşetleriyle, aşırı açık alışkanlıklanyla ve canavarlıklarıyla oynar. Aynı zamanda bu Öteki'liği keşfederken edindiğimiz korku
ve zevk bileşimi -bahsettiğimiz bu Ötekilerin topraklarına girerken, sömürgecilerin, misyonerlerin ve orduların vahşetini etkileyen türden duygular- bizi kesinlikle bireysel fantezi düzeyinde de etkiler.