10/10
·214 syf.··
2026 44. kitabı
Şu romanı okuyup da yüreği sızlamayan , canı yanmayan var mıdır acaba ? Anadolu halkının yüzyıllarca göz ardı edildiği ve çetin coğrafya ile başbaşa bırakıldığı gerçeğine parmak basılmış. Bunun sonucunda yozlaşan halkın kendi ırkına ve yaşadığı ülkeden bihaber olması şaşılacak birşey değil sanırım. Bunlara rağmen küllerinden doğan yekpare bir vücut olan bu vatanın evlatları olduğumuz icin Her birimiz çok şanslıyız. Bu vesileyle bu uğurda ölen şehitlerimizin ruhlarını da şad edelim. Saygılar.
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
Dünyadan Soyut Ama Hala Onun İçinde Kendine Ait Bir Dünya
8/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:10
•"Kitaplar evim benim" cümlesinin vücut bulmuş halidir bu eser. Kâğıt Ev de bir Sahaf Mendel havası var adeta eğer Stefan Zweig 'ın eserini sevdiyseniz bu esere bayılırsınız. Okurken sizi zorlamayan günlük bir dille anlatılan; kitap okumaya dair harika betimlemeler var. Şahsen kitap elindeyken arada gözlerim kütüphaneme kaydı ve beni gülümsetti çünkü değinilen yazarların, kitapların orada benim kütüphanemde de varlıklarını görmek çok hoşuma gitti açıkçası ve eseri daha da içselleştirmeme sebep oldu bu nüans. •Kitap okuma bağımlılığı, kitap alma bağımlılığı ve dünyadan soyutlamayla gelen kendine ait bir dünya kurma eğilimini çok güzel ve gerçekçi bir dille anlatan güzel bir eser. Kitapları içselleştiren her okuyucunun mutlaka okuması gerek bence :) •Okuyan, yorumlayan; Melek Zehra Balcı
Edebiyat
Kâğıt EvCarlos María Domínguez · Jaguar Kitap · 202015,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Flavia Albia ile Tatlı Sert
9/10
·416 syf.··
2026 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 22:52
Yeni evlenen bir çift, evliliklerinin ikinci gününde yataklarında ölü bulunur. Eski Roma’da kölelerin gram insan gibi görülmediği bir zamanda, kural gereği evin beyi ve hanımı öldüğünde köleler de öldürülmektedir. Öldürülmektedirler ki nüfusları fazla olan köleler ayaklanıp zengin kesimi öldürmesin. Flavia Albia, geçmiş yaşamının kendisine kattığı cesaretle kölelerin cinayet işlemediğini düşünerek cinayet soruşturması için “bilgi toplayıcı” olarak görev alır. Kitabı okurken kölelerin kanlı sadece birer vücut olduklarını gördüm. Hissetmeleri, hayır demeleri, zorla hamile kaldıklarında bebeklerini görmeleri yasak; evin beyini/hanımını kendilerini öne atarak kurtarmadıklarında da yaşamaları yasak. Kendi nüfuslarının daha fazla olduklarını anlamasınlar diye farklı renkte kıyafet giymeleri yasak… Peki ya evin beyfendileri ile hanımefendileri? Uyanınca kapıyı açmaktan, tuvalete gitmekten bile acizler… Az mahremiyet ve gurur kardeşim ya… Sonlara doğru şüphelerimin doğru çıktığını gördüm, sevindim. Yani kitap bir sonuca vararak bitiyor. Başlarda karakter isimlerine sürekli bakmak bana zaman kaybettirdi. Hele o iki kardeşin isimleri uzunken bazen ilk bazen ikinci bazen de soyadları ile yazıldığından ilk sayfaya çok döndüm. Bir de bazı terimler için kitabın sonunda sözlük var; önceleri dönüp dönüp baktım. Akışına bırakarak okumalı. Sayfa sayısı: 404 Keyifli okumalar 🩵
Evdeki DüşmanlarLindsey Davis · Alfa Yayıncılık · 201712 okunma
Abdülhak Şinasi Hisar - Çamlıca'daki Eniştemiz
Puan vermedi·203 syf.··
2026 20. kitabı
Kitap roman olarak geçiyor olsa da bence tam bir enişte biyografisidir. Araştırıldığında bu eniştenin aslında tam olarak bir kişi değil, yazarın yakın akrabalarından belki birkaç kişinin toplanıp tek bir vücut bulduğu kurgusal bir karakter olduğu görülür. Eserin üslubu bana Ahmet Hamdi Tanpınar'ı; özellikle de Beş Şehir'i anımsattı. Onda da artık var olmayan bir şehir dokusunu en ince detayına kadar anlattığı için sıkılmıştım bu eserde de aynısını bilhassa Çamlıca tasvirlerinde yaşadım. İsminin hakkını verecek şekilde yazarda büyük bir Çamlıca sevdası vardır ve kitabın en az %20'si Çamlıca'ya ve onun orada yaşadığı mazisine övgüdür diyebilirim. Burada en dikkat edilmesi gereken nokta artık var olmayan aile gelenekleri ve sosyal yapıların ele alınmasıdır. Eser o zamanlar bir çocuk olan anlatıcının Çamlıca'daki enişteleri Hacı Vamık; namı diğer Deli Vamık'ı tasviriyle ve deliliğe makul bir övgüyle başlar. Babıali onu mutasarrıflık, defterdarlık, valilik gibi çeşitli görevlere verip verip geri almaktadır. Eserin ilerleyen bölümlerinde kendisinin hakkında vazife başında yolsuzluk söylentileri olduğu da verilecektir. Doğal olarak maddi durumu ortalamanın oldukça üzerindedir. Konaklarında hizmetçiler çalışmaktadır. Yazara göre, akıllı dediğimiz insanların sağı solu belli değildir; iyilik beklediğimizden kötülük, sadakat beklediğimizden ihanet görme ihtimalimiz her zaman oldukça fazladır; ancak deliler öyle midir? Deli daima delidir, şaşırtmaz, daima doğasına uygun davranır. Hacı Vamık enişte lakırdı etmeyi pek seven, kendine has ve eğlenceli bir konuşma üslubu olan bir adamdır. Hemen her şeyle ilgili bir fikri veya anısı vardır. Yalnız kaldığı zamanlar harici konuşur; hâttâ yalnız kaldığında bile bazen kendiyle konuşur bazen de türkü söyler. Yeğenlerine daima "can didem"
Çamlıcadaki EniştemizAbdülhak Şinasi Hisar · Bağlam Yayınları · 1996421 okunma
Aynı Sofranın Yabancıları
Puan vermedi·343 syf.··
2026 29. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:07
Eser, 1983 yılında yayınlanmış ve yazar, 1980 Askeri darbesinin hemen öncesindeki o gerilimli, kutuplaşmış siyasi atmosfere bir konaktan bakıp gözlemlerini sunmuştur. Aile içindeki ilişkiler farklı karakterlerin dünyasından dile getirilmiş, doğu batı çatışması kuşak çatışması, iletişimsizlik ve siyasi şiddet - kutuplaşma ana temaları ile eser vücut bulmuştur. Açık dili, dönemsel bilgiler sunması, aile içinde aynı düşüncelerin aslında aynı olmadığının güzel aktarılması ve sessizliğin güzel tasvir edilmesiyle okunması gereken kitaplar arasındadır -bana göre-
Sessiz EvOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 20018,6bin okunma
9/10
·600 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:17
Roman, kötülüğün, pasif bir iyimserlikten çok daha fazla mücadele gerektirdiğinin ayırdına varan, doğru bildiği yoldan sonuna kadar giden sıradan insanların hikayesidir. Kitap, hiç olmaması, yaşanmaması, dünya tarihine geçmeyip gelecek nesillerce zorunlulukla bilinmemesi, üzerine hiç bir kitap yazılmaması ve hiç bir insanın denk gelmek istemeyeceği bir dönemde, toplumsal çöküşün insanları iliklerine kadar kötülüğe sürüklediği bir ortamda, küçücük ve belki bir o kadar da cılız olacağını bilse dahi bir umut ışığını yoktan varetmeye çabalayan insanların, insana cesaret veren, kendini sorgulatan ve belki biraz da yalancı bir utanmazlığa iten, gerçek bir olaydan esinlenerek hikaye edilmiş. Romanın geçtiği dönem 1940-42 yılları. Nasyonel sosyalist partisine sadakat gösterenlerin ayakta kaldığı, diğerlerinin ise yok sayıldığı, bu insanların her an bir ihbar sonucu gestapo soruşturması ile çok önceden karar verilmiş olarak Yüksek Halk Mahkemelerine çıkarıldığı ve mutlak idama sürüklendiği bir dönem. Hitler'in, önce Alman halkına ekonomik refahı getirmeyi vadederek başa geldiği sonra ise bu halkın tüm evlatlarını, savaş açtığı Avrupa ve Rusya'daki savaş planlarında kullandığı bir dönem. Romanın kahramanları da bu savaşlardan birinde evladını kaybetmiş, Hitler'den oğlunun öcünü alma duygularıyla yanıp tutuşan bir marangoz şefi Otto ile acılı karısı Anna. Romanda geriye kalan bir kaç karakter hariç diğer tümü ise Hitler rejiminin dolu dizgin, sınır tanımaz şekilde yürüttüğü sistemli kötülüğün vucut bulmuş halleri; orduyu, basını, yargıyı arkasına almış bir sistemin adsız sansız küçük çarkları. Romanı okudukça insan kendi durumunu gözeterek, her şeye rağmen dünya tarihinin bu döneminde yaşadığı için şanslı olduğunu düşünürken bir yandan da kötülükle mücadele etmek için bazen
Herkes Tek Başına ÖlürHans Fallada · Ketebe Yayınevi · 2024600 okunma